18 Eylül: Sanat felsefesinden analitik düşünceye, liberalizmden varoluş sorusuna
Monroe Beardsley (1985), F. H. Bradley (1924), Alexander Bain (1903), Paul Bernays (1977), Amélie Oksenberg Rorty (2020) ve Barbara Skarga (2009) bugün öldü; Steven Pinker bugün doğdu. 18 Eylül 1944'te Hayek'in Kölelik Yolu'nun Amerikan baskısı çıktı. Bugün açılan toplantılar: Gent'te Lacan Today, Lublin'de Philosophica II, Bükreş'te EENPS.
F. H. Bradley · Dönem fotoğrafı, fotoğrafçı bilinmiyor · Kamu malı · Wikimedia Commons
18 Eylül, felsefe takviminde özellikle sanat, estetik, dil, zihin ve siyaset eksenlerinde ilginç isimleri bir araya getiriyor: Sanat felsefesinin klasiklerinden Monroe Beardsley, İngiliz idealizminin doruğu F. H. Bradley, empirist geleneğin psikolog-filozofu Alexander Bain, Hilbert'in çalışma arkadaşı Paul Bernays, duygular üzerine çalışan Amélie Oksenberg Rorty ve Polonyalı filozof Barbara Skarga bugün öldü. Ve 18 Eylül 1944, siyaset felsefesi için bir kitap tarihi: Hayek'in Kölelik Yolu'nun Amerikan baskısı bugün çıktı.
Monroe Curtis Beardsley, 18 Eylül 1985'te altmış dokuz yaşında öldü. Yirminci yüzyıl Amerikan estetiğinin kurucu isimlerinden olan Beardsley, W. K. Wimsatt ile 1946'da yazdığı "The Intentional Fallacy" ile edebiyat ve sanat yorumunda sanatçının niyetini belirleyici ölçüt olarak kullanmaya karşı klasik argümanı geliştirdi; Aesthetics: Problems in the Philosophy of Criticism (1958) analitik gelenekte yazılmış ilk sistematik estetik kitabı sayılır. Beardsley'nin ölüm yıldönümü, bugünkü Gündem yazımızın konusu olan yapay zekâ ve sanat tartışması açısından özellikle anlamlı: Bir eseri yapan varlığın niyeti yoksa, eser yine de sanat olabilir mi? Beardsley'nin cevabı, eserin niyetten bağımsız değerlendirilebileceğiydi; yapay zekâ bu cevabı ilk kez gerçekten sınıyor. Beardsley bugün Filozof Dizini'ne eklendi.
Francis Herbert Bradley, 18 Eylül 1924'te Oxford'da yetmiş sekiz yaşında öldü; aynı yıl Liyakat Nişanı almıştı. Merton College'da elli dört yıl boyunca neredeyse hiç ders vermeden yazan Bradley, Appearance and Reality (1893) ile görünüş ve gerçeklik arasındaki ilişkiyi radikal biçimde sorguladı: İlişkiler, nitelikler, uzam, zaman ve benlik çelişkilidir ve bu yüzden "görünüş"tür; gerçeklik, tek ve bölünmez bir Mutlak deneyimdir. Bradley'nin idealizmi İngiliz felsefesinde etkisini yitirdi, ama tam da ona karşı çıkarak, Russell ve Moore analitik felsefeyi kurdu. Analitik felsefenin doğuşunu anlamak için Bradley'yi okumak hâlâ zorunlu; T. S. Eliot'ın doktora tezinin onun üzerine olduğunu da unutmamak gerek. Bradley'yi bugün sayfamızda ayrıca ele alıyoruz.
Paulo Freire (1921), John Skorupski (1946), Udo Thiel (1954) ve Paul C. Taylor (1967) bugün doğdu; Étienne Gilson (1978) ve Gianni Vattimo (2023) bugün öldü. 19 Eylül 1796'da Washington'ın Veda Konuşması yayımlandı. Duke'ta 'Bilgi ve Toplum' konferansı bugün.
1818'de Aberdeen'de doğan Alexander Bain, 18 Eylül 1903'te seksen beş yaşında öldü. John Stuart Mill'in yakın arkadaşı ve biyografı olan Bain, The Senses and the Intellect (1855) ve The Emotions and the Will (1859) ile zihinsel süreçlerin fizyolojik temellerini sistemli biçimde ele alan ilk İngiliz düşünürlerden oldu; 1876'da kurduğu Mind, dünyanın ilk felsefe ve psikoloji dergisidir ve bugün hâlâ analitik felsefenin en saygın yayınlarından. Bain'in "inanç, eyleme hazır olmadır" tanımı, Peirce üzerinden pragmatizmi etkiledi. Zihni davranış, bilgi işleme ve bedensel süreçler üzerinden açıklamak mümkün müdür sorusu, Bain'den günümüz bilişsel bilimine ve yapay zekâ tartışmasına uzanan uzun bir çizginin parçası.
İsviçreli matematikçi ve filozof Paul Bernays, 18 Eylül 1977'de Zürih'te seksen dokuz yaşında öldü. 1917'den itibaren Göttingen'de David Hilbert'in asistanı ve en yakın çalışma arkadaşıydı; iki ciltlik Grundlagen der Mathematik (1934, 1939) Hilbert programının en kapsamlı sunumudur ve Gödel'in ikinci eksiklik teoreminin ilk tam kanıtını içerir. Yahudi kökeni nedeniyle 1933'te Göttingen'den uzaklaştırıldı; ETH Zürih'te çalışmaya devam etti. Adını taşıyan von Neumann-Bernays-Gödel küme kuramı aksiyomatiği hâlâ kullanımda. Matematik felsefesinde platonculuğu ve biçimciliği aynı anda ciddiye alan ılımlı tutumu, "On Platonism in Mathematics" (1935) makalesinde ifadesini buldu.
Amélie Oksenberg Rorty, 18 Eylül 2020'de seksen sekiz yaşında öldü. 1932'de Belçika'da doğdu, ailesi Amerika'ya göç etti; Chicago ve Yale'de okudu. Duyguların yalnızca akıldışı dürtüler olmadığı, insanın düşünme ve değerlendirme biçimleriyle iç içe olduğu tezini, derlediği Explaining Emotions (1980) ve kendi makaleleriyle savundu; Aristoteles, Spinoza ve Descartes okumaları, felsefe tarihini çağdaş sorulara açan örnek çalışmalar. Kimlik ve kişilik üzerine The Identities of Persons (1976) derlemesi de alanın klasiklerinden. Kadın filozofların yalnızca "etik" ya da "feminizm" başlıklarına indirgenmesine karşı geniş bir entelektüel yelpazede çalışan Rorty, Rutgers, Radcliffe, Brandeis ve Harvard'da ders verdi.
Polonyalı filozof ve felsefe tarihçisi Barbara Skarga, 18 Eylül 2009'da Varşova'da doksan yaşında öldü. İkinci Dünya Savaşı'nda Polonya direnişine (Armia Krajowa) katıldı; 1944'te Sovyet NKVD tarafından tutuklandı ve on bir yılını Gulag'da ve sürgünde geçirdi. Bu yılları anlatan Po wyzwoleniu ("Kurtuluştan Sonra", 1985) Polonya edebiyatının önemli tanıklıklarından. Polonya Bilimler Akademisi'nde çalıştı; on dokuzuncu yüzyıl Fransız pozitivizmi, Comte ve Renouvier üzerine çalışmaları, sonra kimlik, zaman ve insanlık durumu üzerine denemeleriyle tanındı. Skarga'nın hayatı, felsefenin yalnızca akademik bir faaliyet değil, tarihin en ağır koşullarında insanın kendini ve dünyasını anlamlandırma çabası olduğunu hatırlatıyor.
18 Eylül 1954'te Montreal'de doğan Steven Pinker, doğrudan filozof değil; bilişsel psikolog, dilbilimci ve kamu entelektüeli. Ama The Language Instinct (1994), How the Mind Works (1997), The Blank Slate (2002), Enlightenment Now (2018) ve Rationality (2021) gibi kitapları zihin felsefesi, dil felsefesi ve insan doğası tartışmalarıyla doğrudan bağlantılı. Pinker'ın merkezi sorusu, insan zihnini biyolojik ve hesaplamalı süreçlerle ne ölçüde açıklayabileceğimiz, 2026'da yapay zekâ ve bilinç tartışmasının da merkezinde. Yetmiş iki yaşında.
Friedrich August Hayek'in The Road to Serfdom'u İngiltere'de Routledge tarafından Mart 1944'te yayımlanmıştı. University of Chicago Press'in Amerikan baskısı 18 Eylül 1944'te çıktı; yayınevi mütevazı bir ilgi bekleyerek 2.000 adet basmıştı, kitap kısa sürede tükendi ve Nisan 1945'te Reader's Digest'in kısaltılmış versiyonu milyonlarca okura ulaştı. Hayek'in tezi, merkezi ekonomik planlamanın kaçınılmaz olarak siyasal özgürlükleri aşındıran bir devlet gücüne dönüşeceğiydi; kitap, yirminci yüzyıl liberal siyaset felsefesinin en etkili metinlerinden biri oldu ve Popper'ın Açık Toplum'uyla aynı yıl, aynı savaşın gölgesinde yazıldı. Hayek'in "bilgi problemi", yani hiçbir merkezi otoritenin milyonlarca bireyin dağınık bilgisini toplayamayacağı tezi, 2026'da yeni bir soru doğuruyor: Milyonlarca insanın davranışını tahmin edebilen ve kaynak dağıtımını optimize edebilen algoritmik planlama, klasik devlet planlamasından farklı mıdır? Hayek'in cevabı muhtemelen "hayır" olurdu: Bilgi problemi hesaplama gücüyle değil, bilginin doğasıyla ilgilidir. Ama soru açık.
Gent Üniversitesi Lacancı Psikanaliz Merkezi'nin düzenlediği Lacan Today konferansı bugün ve yarın toplanıyor; ana konuşmacılar Jamieson Webster, Stijn Vanheule, Isabel Millar, Darian Leader, Derek Hook ve Bracha L. Ettinger. Konferans, Lacancı psikanalizi klinik psikoloji, felsefe, eleştirel kuram ve sanatla diyalog içinde ele alıyor.
Lublin'deki Maria Curie-Skłodowska Üniversitesi'nde dün başlayan Philosophica II: Words and Language, dil felsefesinin sözcük, anlam ve doğal dil sorunlarına odaklanıyor; konuşmacılar Matti Eklund (Uppsala), Luca Gasparri (CNRS), J. T. M. Miller (Durham) ve Julia Zakkou (Düsseldorf). Büyük dil modelleri çağında sorunun ağırlığı belli: Bir sistem sözcükleri kullanabiliyor diye anlamlarını biliyor mudur?
Bükreş Üniversitesi'nde bugün başlayan Doğu Avrupa Bilim Felsefesi Ağı'nın (EENPS) altıncı iki yıllık konferansı, fizik bilimleri, biyoloji ve tıp, sosyal bilimler ve bilişsel bilimler felsefesini bir araya getiriyor. Üç toplantının ayrıntıları Konferanslar sayfamızda.
Bugünün takvimine bakınca bir üçgen ortaya çıkıyor. Beardsley: Sanat eserini nasıl değerlendirmeliyiz? Hayek: İktidar ve bilgi arasındaki ilişki nasıl kurulmalı? Bain ve Bernays: Zihin, mantık ve bilgi nasıl açıklanabilir? 2026'nın dünyasında bu üç soru artık birbirinden bağımsız değil, çünkü aynı teknoloji sanat üretiyor, bilgi işliyor, ekonomik kararları tahmin ediyor ve dil kullanıyor. Dolayısıyla 18 Eylül bizi tek bir büyük soruya geri götürüyor: İnsanların bugüne kadar insana özgü saydığı yetiler, düşünmek, yaratmak, anlamlandırmak ve karar vermek, makineler tarafından paylaşılmaya başladığında insanı insan yapan nedir?
Karl Popper 1994'te, John Searle 2025'te bugün öldü; Hildegard von Bingen 1179'da. Aynı gün 1787'de Philadelphia'da ABD Anayasası imzalandı. David Kaplan ve Greg Bahnsen'in doğum günleri. Ve bugün açılan toplantılar: Nashville, Indiana'da eğitim felsefesi; Pittsburgh'un çevrimiçi tıp felsefesi yuvarlak masası.
Bugün doğan Pomponazzi, aklın ruhun ölümlü olduğunu gösterdiğini yazdı ve kitabı Venedik'te yakıldı; bugün doğan J. J. C. Smart zihnin beyinden başka bir şey olmadığını savundu; bugün doğan Susan Hurley zihnin kafatasının dışına taştığını. Bugün ölen Yamazaki Ansai Konfüçyüs'le Şinto'yu, Buonarroti devrimle eşitliği birleştirdi. Ortak soru: Zihin nerede biter?