F. H. Bradley: Görünüşün ardındaki Mutlak, ya da analitik felsefenin karşı çıkarak doğduğu filozof
Ölümünün yüz ikinci yılında F. H. Bradley: Merton College'da elli dört yıl boyunca neredeyse hiç ders vermeden yazan münzevi; ilişkilerin gerçekdışılığı argümanı, Mutlak deneyim öğretisi, Mill'e saldırısı ve Russell ile Moore'un tam da ona karşı çıkarak kurduğu analitik felsefe. T. S. Eliot'ın tezinden Michael Oakeshott'a uzanan bir etki.
Kültür Servisi
Kitap, dergi ve etkinlik haberleri.

Bertrand Russell 1959'da felsefi gelişimini anlatırken, 1898'de "Kant'a ve Hegel'e karşı isyan" ettiğini yazar ve isyanın hedefini açıkça söyler: Oxford'daki Merton College'ın münzevi fellow'u Francis Herbert Bradley. G. E. Moore'un "The Nature of Judgment"ı (1899) ve Russell'ın dış ilişkiler öğretisi, Bradley'nin ilişkilerin gerçekdışı olduğu tezine karşı yazıldı; analitik felsefe, bir anlamda, Bradley'ye verilen bir cevap olarak doğdu. Bugün ölümünün yüz ikinci yılında Bradley'yi anmak, yalnızca bir dönemin kapanışını değil, hâlâ cevaplanmamış bir soruyu hatırlamaktır: İlişkiler gerçek midir?
Merton'daki münzevi
Bradley 30 Ocak 1846'da Londra'nın Clapham semtinde, evanjelik bir din adamının oğlu olarak doğdu. Oxford'da University College'da okudu; 1870'te Merton College'a, ders verme yükümlülüğü olmayan ve yalnızca evlenmemesi şartına bağlı bir fellowship'le seçildi. Bu koşul onun için bir hapishane değil, bir özgürlük oldu: Elli dört yıl boyunca, ölümüne kadar, Merton'da neredeyse hiç ders vermeden, kamusal hayattan uzak, yalnızca yazdı. 1871'de geçirdiği böbrek iltihabı sağlığını ömür boyu bozdu ve mizacındaki karanlığı derinleştirdi; meslektaşlarının bile uzaktan tanıdığı, yalnız ve mizantropik bir figür olarak hatırlandı. Hiçbir zaman Almanya'ya gitmedi ve Hegelci olduğunu reddetti; ama Hegel'in "gerçek bütündür" ilkesinin İngilizcedeki en sistemli savunucusu oldu.
Ethical Studies: Benim yerim ve ödevlerim
İlk büyük eseri Ethical Studies (1876), Viktorya dönemi İngiliz ahlak felsefesinin iki kutbuna, Mill'in faydacılığına ve Kant'ın biçimciliğine aynı anda saldırdı. Faydacılığa yönelik eleştirisi, İngilizce felsefe nesrinin en keskin örneklerinden sayılır: "Haz uğruna haz" ilkesi, hazzın kendisinin bir dizi geçip giden andan ibaret olduğunu, hiçbir zaman bir bütün olarak elde edilemeyeceğini görmez. Kant'ın "ödev uğruna ödev"i ise içeriksizdir; hangi ödev olduğunu söylemez. Bradley'nin kendi cevabı, "benim yerim ve ödevlerim" (My Station and Its Duties) başlıklı denemede: Ahlaki benlik, toplumsal bir bütün içinde, o bütünün bir üyesi olarak kendini gerçekleştirir. Bu Hegelci tez, sonraki bölümlerde Bradley'nin kendisi tarafından yetersiz bulunur; ideal ahlak, toplumsal rolün ötesine, dine uzanır. Kitap, İngiliz idealizminin ahlak felsefesindeki manifestosu oldu ve bugün komüniteryen düşüncenin öncüsü olarak yeniden okunuyor.
The Principles of Logic: Yargı psikolojik değildir
The Principles of Logic (1883), Bradley'nin en teknik ve belki en etkili kitabı. Mill'in ve İngiliz empirizminin mantığı psikolojiye, fikirlerin çağrışımına indirgemesine karşı Bradley, yargının mantıksal içeriğinin, zihindeki imgeden ayrı olduğunu savundu: Yargıda kullanılan "fikir", psikolojik bir olay değil, evrensel bir anlamdır. Bu tez, Frege'nin anti-psikolojizmiyle şaşırtıcı biçimde paraleldir ve Russell'ın erken dönemini doğrudan etkiledi. Bradley ayrıca her yargının nihai öznesinin Gerçekliğin kendisi olduğunu ileri sürdü: "Bu gül kırmızıdır" demek, gerçekliğin gül-kırmızılığı içerdiğini söylemektir. Yargının bu bütüncül anlayışı, sonraki metafiziğinin tohumudur.
Appearance and Reality: İlişkiler gerçek mi?
Başyapıtı Appearance and Reality (1893), iki bölümden oluşur. "Görünüş" başlıklı birinci bölüm, gündelik ve bilimsel düşüncenin bütün temel kavramlarını sırayla ele alır ve her birinin çelişki içerdiğini göstermeye çalışır: birincil ve ikincil nitelikler, tözler ve nitelikler, uzam ve zaman, hareket, nedensellik, benlik. Argümanın çekirdeği, ilişkiler üzerine üçüncü bölümdedir ve "Bradley'nin gerilemesi" olarak bilinir: A ile B arasında bir R ilişkisi varsa, R'nin A'ya ve B'ye nasıl bağlandığı sorulmalıdır; bu bağlantı yeni bir ilişki gerektirir, o da yenisini, sonsuza kadar. İlişkiler terimlerini birleştiremez; öyleyse ilişkisel düşünce gerçekliği kavrayamaz. "Gerçeklik" başlıklı ikinci bölüm, çelişkisiz olması gereken tek bir Mutlak'ı savunur: Gerçeklik, bütün görünüşleri içeren ve uyumlu kılan, ilişkilerin üstünde, dolaysız bir deneyimdir. Bradley'nin Mutlak'ı Tanrı değildir; Tanrı da bir görünüştür. Ve Mutlak hakkında bilebileceğimiz tek şey, çelişkisiz olduğu ve deneyim olduğudur.
Kitabın en ünlü cümlesi, metafiziğin ne olduğu üzerine: Metafizik, içgüdüyle inandığımız şeyler için kötü nedenler bulmaktır; ama bu nedenleri bulmak da bir içgüdüdür. Bradley'nin şüpheci ironisi, sistemine karşı en güçlü savunmasıdır: Sistemini bir dogma olarak değil, düşüncenin kendi sınırlarını keşfetmesi olarak sunar.
Russell'ın isyanı ve Bradley'nin köpeği
Russell ve Moore'un 1898 dolaylarındaki kopuşu, tam olarak ilişkiler tezine yönelikti. Russell, matematiğin mantığa indirgenmesi projesinin, "a, b'den büyüktür" gibi asimetrik ilişkilerin gerçek olmasını gerektirdiğini gördü; Bradley haklıysa matematik imkânsızdır. Dış ilişkiler öğretisi, ilişkilerin terimlerinin doğasına indirgenemeyeceği tezi, buradan doğdu. Russell'ın Bradley'ye yönelik ünlü şakası, Bradley'nin anlayışına göre "Bradley'nin köpeği"nin bile, sahibiyle ilişkisi köpeğin özünde olduğu için, Bradley olmadan aynı köpek olamayacağıydı. İki filozof 1910-11'de Mind'da doğrudan tartıştı; Bradley'nin cevabı, Russell'ın gerilemeye asla gerçekten yanıt vermediğiydi. Yüz yıl sonra bazı çağdaş metafizikçiler, Bradley'nin gerilemesinin hâlâ çözülmemiş olduğunu düşünüyor.
Eliot ve sonrası
T. S. Eliot 1916'da Harvard'a "Knowledge and Experience in the Philosophy of F. H. Bradley" başlıklı doktora tezini teslim etti; savaş yüzünden savunmaya gidemedi, ama Bradley'nin "dolaysız deneyim" kavramı ve öznel-nesnel ayrımını sorgulayışı, Eliot'ın kişisizlik kuramında ve Çorak Ülke'nin notlarında (kitaba Bradley'den bir alıntıyla gönderme yapar) iz bıraktı. R. G. Collingwood, Brand Blanshard ve Michael Oakeshott, Bradley'nin idealizmini yirminci yüzyıla taşıdı. Bradley 1924'te, İngiliz filozoflar arasında nadir bir onur olan Liyakat Nişanı'nı aldı; birkaç ay sonra, 18 Eylül'de Oxford'da öldü.
Bugün Bradley'yi okumak, analitik felsefenin doğduğu tartışmayı yeniden açmak demek: İlişkiler dünyanın dokusunda mı, yoksa düşüncenin ona giydirdiği bir elbise mi? Bilgisayar bilimlerinin dünyayı "ilişkisel veri tabanları" olarak modellediği bir çağda, Bradley'nin gerilemesi beklenmedik biçimde güncel. Bradley bugün Filozof Dizini'ne eklendi.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Karl Popper: Bilgiyi kesinlikten kurtaran, siyaseti kehanetten arındıran filozof
Ölümünün otuz ikinci yılında Karl Popper'ı yeniden okumak: Yanlışlanabilirlik neden hâlâ bilimin en iyi tanımı; 'açık toplum' neden hâlâ liberal demokrasinin en iyi savunusu; ve Popper'ın Platon, Hegel, Marx okuması neden hâlâ tartışmalı. Yapay zekâ çağında bir eleştirel akılcının mirası.
Ludwig Wittgenstein, Platon, Karl Popper

Louis Althusser ve Yapısalcı Marksizm
1960'larda Marx'ı yeniden keşfetti; ama kuramı rahatsız edici bir soru doğurdu: İnsan tarihi yapan özne mi, yoksa tarih bizi bizden önce mi biçimlendiriyor? Epistemolojik kopuş, ideolojik devlet aygıtları ve 'Hey, sen!' — Althusser'in çağrı kuramı, algoritmaların bizi her gün adıyla çağırdığı bir çağda yeniden okunuyor. Trajedisi, kuramının önüne geçmemeli; ama silinmemeli de.







.jpg?width=500)







