19 Eylül: Paulo Freire'den Étienne Gilson'a, Gianni Vattimo'dan John Skorupski'ye
Paulo Freire (1921), John Skorupski (1946), Udo Thiel (1954) ve Paul C. Taylor (1967) bugün doğdu; Étienne Gilson (1978) ve Gianni Vattimo (2023) bugün öldü. 19 Eylül 1796'da Washington'ın Veda Konuşması yayımlandı. Duke'ta 'Bilgi ve Toplum' konferansı bugün.
Paulo Freire, 1977 · Fotoğraf: Slobodan Dimitrov, CC BY-SA 3.0 · Wikimedia Commons
19 Eylül, felsefe takviminde özellikle eğitim felsefesi, etik, siyaset felsefesi, metafizik ve çağdaş düşünce açısından dikkat çekici isimleri bir araya getiriyor. Bugünün en önemli doğum yıldönümü Paulo Freire'ye, en önemli ölüm yıldönümleri Étienne Gilson ve Gianni Vattimo'ya ait. Ve 19 Eylül 1796'da yayımlanan bir metin, George Washington'ın Veda Konuşması, bir filozofun eseri olmasa da modern siyasal düşüncenin hizip, birlik ve kamusal erdem üzerine sürekli döneceği bir belge oldu.
Paulo Reglus Neves Freire, 19 Eylül 1921'de Brezilya'nın kuzeydoğusundaki Recife'de doğdu. Yirminci yüzyılın en etkili eğitim düşünürü olan Freire'nin önemi yalnızca pedagojik yöntemlerinde değil, sorusundadır: Eğitim insanı özgürleştirir mi, yoksa mevcut iktidar ilişkilerini yeniden mi üretir? 1963'te Angicos'ta üç yüz şeker kamışı işçisine kırk beş günde okuma-yazma öğreten deneyi, 1964 darbesiyle kesildi; sürgünde, Şili'de yazdığı Ezilenlerin Pedagojisi (1968), öğretmenin bilgiyi pasif öğrenciye "yatırdığı" bankacı eğitim modeline karşı, dünyayı değiştirilebilir bir sorun olarak görmeyi öğreten diyalojik eğitimi ve "eleştirel bilinçlenme"yi (conscientização) önerdi.
Freire'yi bugün özellikle önemli kılan nokta, yapay zekâ ve dijital eğitim çağında yeniden ortaya çıkıyor: Bilgiye erişimin artması gerçekten özgürleşme anlamına gelir mi? Bir öğrencinin istediği her bilgiye birkaç saniyede ulaşabilmesi, eleştirel düşünme kapasitesinin arttığı anlamına gelmez; tam tersine, algoritmanın neyi bilgi olarak öne çıkardığı yeni bir pedagojik iktidar yaratabilir. Freire'nin "bankacı eğitim" eleştirisi, sohbet robotunun hazır cevabına da uygulanabilir; onun yöntemi, cevabı değil soruyu öğretmekti. Bugünkü Gündem yazımızda tartıştığımız algoritmik görünürlük sorunu, Freire'nin "sessizlik kültürü" kavramının dijital biçimi olarak da okunabilir. Freire bugün Filozof Dizini'ne eklendi.
Monroe Beardsley (1985), F. H. Bradley (1924), Alexander Bain (1903), Paul Bernays (1977), Amélie Oksenberg Rorty (2020) ve Barbara Skarga (2009) bugün öldü; Steven Pinker bugün doğdu. 18 Eylül 1944'te Hayek'in Kölelik Yolu'nun Amerikan baskısı çıktı. Bugün açılan toplantılar: Gent'te Lacan Today, Lublin'de Philosophica II, Bükreş'te EENPS.
Étienne Gilson, 19 Eylül 1978'de Burgonya'daki Auxerre'de doksan dört yaşında öldü; Académie française'in ve École pratique des hautes études'ün kayıtları bu tarihi doğruluyor. 13 Haziran 1884'te Paris'te doğmuştu. Doktora tezi Descartes'ın skolastik kaynakları üzerineydi ve Gilson'un bütün kariyerini belirleyen tezi buradan çıktı: Modern felsefe, ortaçağın reddi değil, ortaçağın devamıdır; Descartes'ın "açık ve seçik fikirleri" Aquinas'ın ve Suárez'in kavramlarıyla düşünülmüştür. Sorbonne'da ve Collège de France'ta ders verdi; 1929'da Toronto'da Pontifical Institute of Mediaeval Studies'i kurdu ve hayatının önemli bir bölümünü Paris ile Toronto arasında geçirdi. 1946'da Académie française'e seçildi.
Gilson'un felsefe tarihindeki asıl önemi, ortaçağ düşüncesini modern felsefenin "öncesi" olarak değil, kendi başına ciddi bir felsefi dünya olarak yeniden değerlendirmesiydi. Ortaçağda Hıristiyan Felsefesinin Ruhu (1932) "Hıristiyan felsefesi" kavramını savunarak büyük bir tartışma başlattı; Varlık ve Öz (1948) ise Aquinas'ın varlık (esse) ile öz (essentia) ayrımını, Tanrı'nın özünün varoluşunun kendisi olduğu tezini, ortaçağ metafiziğinin en özgün katkısı olarak öne çıkardı ve çağdaş "Tomist varoluşçuluğun" kaynağı oldu. Gilson'un hikâyesi, felsefe tarihinin "Antik Çağ, Ortaçağ, Modernite, Çağdaşlık" biçimindeki basit bir ilerleme olmadığını hatırlatır.
Gianni Vattimo, 19 Eylül 2023'te Torino yakınlarındaki Rivoli'de seksen yedi yaşında öldü; Pompeu Fabra Üniversitesi'ndeki Vattimo Arşivi ölümünü bu yaşta kaydediyor. Torino'da Luigi Pareyson'un öğrencisi olan, Gadamer'in Hakikat ve Yöntem'ini İtalyancaya çeviren Vattimo, 1983'te Pier Aldo Rovatti ile birlikte "zayıf düşünce" (pensiero debole) kavramını ortaya attı: Nietzsche'nin "Tanrı öldü"sü ve Heidegger'in metafiziğin sonu tezi, kaybedilecek bir kesinlik değil, hakikat adına uygulanan şiddetten kurtuluş imkânıydı. Modernliğin Sonu (1985) ve Şeffaf Toplum (1989), kitle iletişim toplumunu tek bir merkezî gerçekliğin çözülüp çoğul yorumların yan yana geldiği bir alan olarak okudu.
Bu yaklaşım bugün sosyal medya çağında başka bir biçimde karşımıza çıkıyor. Dijital dünyada artık tek bir anlatı yok, milyonlarca anlatı var; ama Vattimo'nun kendisi de son yıllarında kabul etti ki bu çoğulluk otomatik olarak özgürlük anlamına gelmiyor. Hakikatin çoğalması ile hakikatin parçalanması aynı şey değildir; "şeffaf toplum" umudu, algoritmik olarak düzenlenmiş bir opaklığa dönüşebilir. Vattimo'nun düşüncesi tam da bu ayrımı yeniden düşünmek için güçlü bir başlangıç noktası. Vattimo da bugün Filozof Dizini'ne eklendi; Gadamer'i ele aldığımız dosya ile birlikte okunabilir.
John Skorupski (d. 19 Eylül 1946), St Andrews Üniversitesi'nde emeritus profesör olan Britanyalı filozof; epistemoloji, etik, siyaset felsefesi ve on dokuzuncu-yirminci yüzyıl felsefe tarihi üzerine çalışıyor. John Stuart Mill (1989) monografisi Mill çalışmalarının başvuru kaynağı; The Domain of Reasons (2010) ise normatif nedenlerin epistemik, pratik ve değerlendirici türlerini birleştiren kapsamlı bir kuram. Seksen yaşında. Skorupski'nin sorusu bugün yapay zekâ tartışmasının merkezinde: Bir makine bize ne yapmamız gerektiğini söylediğinde, önerisi bir "neden" midir, yoksa yalnızca bir tahmin mi?
Udo Thiel (d. 19 Eylül 1954), Graz Üniversitesi'nde felsefe tarihi profesörlüğü yapan Alman filozof; erken modern felsefede kişisel özdeşlik ve öz-bilinç sorunu üzerine The Early Modern Subject (2011) kitabı ve Locke çalışmalarıyla tanınıyor.
Paul C. Taylor (d. 19 Eylül 1967), UCLA'da çalışan Amerikalı filozof; ırk kuramı, estetik, pragmatizm ve Africana felsefesi alanlarında yazıyor. Black Is Beautiful: A Philosophy of Black Aesthetics (2016), siyah estetiğini yalnızca sanat tarihi değil, siyaset, kimlik ve toplumsal deneyim açısından ele aldı ve Amerikan Estetik Derneği'nin kitap ödülünü kazandı. Taylor'ın sorusu, dünkü sanat ve yapay zekâ tartışmamızla birleşiyor: Estetik yalnızca "güzel nedir" değil, "kimin güzelliği görünür kabul edilir" sorusudur; ve bu soru, görünürlüğü algoritmaların dağıttığı bir çağda daha da önemli.
George Washington'ın üçüncü kez aday olmayacağını duyuran Veda Konuşması, 19 Eylül 1796'da Philadelphia'da American Daily Advertiser'da yayımlandı; hiç sesli okunmadı, bir mektup olarak basıldı. Hamilton'ın kaleminin izlerini taşıyan metin, yurttaşları ulusal birliğe çağırıyor, "hizip ruhunun" cumhuriyetin en tehlikeli düşmanı olduğunu söylüyor ve dış politikada kalıcı ittifaklardan kaçınmayı öğütlüyordu. Metin bir felsefe eseri değildir; ama Madison'ın Federalist 10'daki hizip analiziyle birlikte, modern cumhuriyetçiliğin kamusal erdem ve çoğulculuk arasındaki gerilim üzerine düşündüğü temel belgelerdendir.
İki yüz otuz yıl sonra "hizip" meselesi sosyal medya çağında yeniden karşımızda; ama artık hiziplerin fiziksel örgütlenmeye ihtiyacı yok. Bir hashtag, bir viral video ya da bir algoritmik öneri yeterli. Washington'ın uyarısı bugün yeni bir soruyla okunabilir: Demokratik toplumlar, kendi iletişim teknolojileri tarafından sürekli küçük dijital hiziplere ayrıldığında ortak bir kamusal dünya nasıl korunur?
Duke Üniversitesi Felsefe Bölümü bugün "Knowledge and Society" başlıklı bir konferans düzenliyor; program, bilgi, toplum ve felsefe tarihini bir araya getiriyor. Bugünkü ana yazımız açısından sembolik bir denklik: Sosyal medya çağının temel sorusu, toplumun bilgiye nasıl ulaştığı ve daha önemlisi, bilgi sandığı şeyi kimden öğrendiğidir.
Dört düşünce çizgisi aynı tarihte kesişiyor. Freire: Bilgi insanı özgürleştiren bir güç olabilir, ama eğitim iktidar ilişkilerini de yeniden üretebilir. Gilson: Geçmişin felsefesini anlamadan bugünün felsefesini anlayamayız. Vattimo: Tek ve mutlak hakikat iddialarına karşı çoğul yorumların dünyasını düşünmek gerekir, ama çoğulluk özgürlük demek değildir. Skorupski: İnsan eyleminin altında normatif nedenler ve sorumluluk vardır. Ve 19 Eylül 2026'da bütün bu çizgiler sosyal medya çağında yeniden buluşuyor: Bilgiyi kim veriyor, hangi bilgi görünür oluyor, kim konuşabiliyor, kim susturuluyor, insan gerçekten kendi kararını mı veriyor yoksa kendisine sunulan seçenekler arasından mı seçiyor? Ve belki en büyük soru: Bir toplum kendi arzularını algoritmalar aracılığıyla görmeye başladığında, gördüğü şey gerçekten toplumun kendisi midir, yoksa toplumun algoritmik olarak düzenlenmiş bir yansıması mı?
Karl Popper 1994'te, John Searle 2025'te bugün öldü; Hildegard von Bingen 1179'da. Aynı gün 1787'de Philadelphia'da ABD Anayasası imzalandı. David Kaplan ve Greg Bahnsen'in doğum günleri. Ve bugün açılan toplantılar: Nashville, Indiana'da eğitim felsefesi; Pittsburgh'un çevrimiçi tıp felsefesi yuvarlak masası.
Bugün doğan Pomponazzi, aklın ruhun ölümlü olduğunu gösterdiğini yazdı ve kitabı Venedik'te yakıldı; bugün doğan J. J. C. Smart zihnin beyinden başka bir şey olmadığını savundu; bugün doğan Susan Hurley zihnin kafatasının dışına taştığını. Bugün ölen Yamazaki Ansai Konfüçyüs'le Şinto'yu, Buonarroti devrimle eşitliği birleştirdi. Ortak soru: Zihin nerede biter?