Resim yapan hayvan: Barselona'da homo pictor kongresi
İnsanı tanımlamak için kullanılan sıfatların çoğu tartışmalı: akıllı hayvan, konuşan hayvan, alet yapan hayvan. Barselona'da 30 Eylül'de başlayan kongre, daha az kullanılan ama belki daha ayırt edici olanını masaya koyuyor — imge yapan hayvan. Yapay zekânın imge ürettiği bir yılda.
Dış Haberler Servisi
Yurt dışı felsefe gündemini izler.
Felsefe tarihi, insanı tanımlama denemeleriyle dolu ve her denemenin bir zayıf noktası var.
Akıllı hayvan — akıl nedir, ve ölçütü kim koyuyor?
Konuşan hayvan — arı dansı, balina şarkısı, vervet maymunlarının yırtıcıya göre değişen alarm çağrıları?
Alet yapan hayvan — Jane Goodall'ın Gombe'de termit avlayan şempanzeleri gördüğü günden beri savunulması zor.
Gülen hayvan, ölümünü bilen hayvan, söz veren hayvan — her biri bir felsefi geleneğin özeti ve her biri tartışmalı.
Barselona'da bu ay toplanacak bir kongre, listenin daha az kullanılan bir maddesini masaya koyuyor.
Kongre
16. Uluslararası Felsefi Antropoloji Kongresi, 30 Eylül - 2 Ekim 2026 tarihlerinde Universitat Internacional de Catalunya'nın Barselona kampüsünde yapılacak.
Düzenleyen: İspanyol Felsefi Antropoloji Derneği (Sociedad Hispánica de Antropología Filosófica, SHAF), UIC Barcelona ile birlikte.
Tema: Homo pictor: Sanat, İmgelem ve Yaratım.
Kongrenin çıkış noktası şu: İmge yaratma yetisi, insanın dünyayla ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi biçimlendiren temel bir edim.
Program, sanatsal yaratım, imgelem, beceri, yeni teknolojilerin — yapay zekâ dahil — etkisi ve günümüzün ekolojik sorunları etrafında kurulmuş. Düzenleyiciler, insanın yaratıcı konumuna dair soruların bu kesişimde yeniden sorulması gerektiğini vurguluyor.
Homo pictor nereden geliyor?
Kavramın felsefi ağırlığı, Alman antropolog ve filozof Hans Jonas'ın 1961 tarihli bir denemesinden gelir.
Jonas'ın argümanı zarif ve sıkı.
Bir hayvan alet kullanabilir. Bir kunduz baraj yapar, bir kuş yuva örer, bir şempanze dal soyup termit çıkarır. Bunların hepsi işlevsel edimlerdir: Bir ihtiyacı karşılarlar.
Ama bir mağara duvarına bizon çizmek bir ihtiyacı karşılamaz.
Bir imge yaptığınızda, orada olmayan bir şeyi orada olan bir şeyle temsil edersiniz. Duvardaki çizgiler bizon değildir; bizonu gösterir.
Bu, Jonas'a göre kritik eşiktir. Çünkü imge yapan varlık, gerçeklik ile temsil arasındaki farkı kavramış demektir. Ve bu farkı kavrayan varlık, gerçekliğin başka türlü olabileceğini de düşünebilir.
İmge, bu yüzden, özgürlüğün kanıtıdır: Verili olanla yetinmeyen bir zihnin izi.
Otuz beş bin yıllık soru
Bu tezin ampirik dayanağı sanıldığından güçlü.
Bilinen en eski figüratif mağara resimleri on binlerce yıl öncesine tarihleniyor ve dünyanın birbirinden çok uzak bölgelerinde — Fransa'dan Endonezya'ya — birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkıyor.
Yani imge yapmak, bir kültürün icadı değil. Türe özgü bir eğilim gibi görünüyor.
Ve dikkat çekici olan şu: Bu resimler yararlı değil. Ulaşılması zor mağara derinliklerinde, karanlıkta, ışık taşıyarak yapılmışlar. Kimse onları avlanmak için yapmadı.
2026'da neden bu tema?
Kongrenin programında yapay zekânın açıkça yer alması, temayı güncel bir tartışmanın içine yerleştiriyor.
Çünkü 2026'da imge üretmek artık insana özgü değil.
Bir sistem saniyeler içinde binlerce görüntü üretebiliyor. Ve bu görüntüler yalnızca teknik olarak yeterli değil; çoğu zaman insanların yaptığından ayırt edilemez durumda.
Jonas'ın ölçütü hâlâ işliyor mu?
Burada iki savunulabilir konum var ve kongrenin bunları tartışacağı anlaşılıyor.
Birinci konum: Ölçüt çöktü. İmge üretmek insanı tanımlıyorsa ve makineler imge üretiyorsa, tanım geçersizdir.
İkinci konum: Jonas'ın ölçütü üretim değil, kavrayıştı. Bir sistemin imge üretmesi, o sistemin gerçeklik ile temsil arasındaki farkı kavradığı anlamına gelmez. Duvara bizon çizen insan, bizonun orada olmadığını bilir. Bir difüzyon modeli neyi bilmediğini bilmez.
Bu ikinci konum, sitemizde bu hafta ele aldığımız John Searle dosyasındaki Çin Odası argümanının görsel alandaki karşılığı.
Ve bugün ele aldığımız politik yapay zekâ dosyasıyla doğrudan bağlantılı: Bir imgenin tanıklık değeri, onu yapanın gerçekliğe bağlı olmasından geliyordu. O bağ koparsa, imge neyin kanıtı olur?
Ekoloji neden programda?
Kongrenin ekolojik krizi de kapsaması ilk bakışta konu dağılması gibi görünebilir. Değil.
Çünkü homo pictor tezinin bir gölge yüzü var.
Verili olanla yetinmeyen, dünyayı başka türlü hayal edebilen ve sonra o hayali gerçekleştirmeye girişen varlık — aynı zamanda gezegeni dönüştüren varlıktır.
Yaratıcılık ile tahakküm arasındaki mesafe, düşünüldüğü kadar uzun değil. İnsanı yücelten aynı yeti, onu sorumlu da kılıyor.
Sitemizde dün ele aldığımız John Passmore dosyasında anlattığımız çevre etiği tartışmasının felsefi antropoloji cephesi tam burası.
Türkiye açısından
Felsefi antropoloji, Türkiye'de kurumsal olarak zayıf ama tarihsel olarak güçlü bir alan.
Takiyettin Mengüşoğlu, Türkiye'de felsefi antropolojinin kurucu ismidir ve İnsan Felsefesi, bu alanda Türkçe yazılmış temel metinlerden biri olmayı sürdürüyor. Mengüşoğlu'nun yaklaşımı, insanı tek bir özellikle tanımlamak yerine fenomenler bütünü olarak ele almaktı — tam da Barselona kongresinin yöntemsel duruşu.
Bugün Türkiye'de bu alanda çalışanların uluslararası ağlara bağlanması, kongrenin sunduğu türden imkânlardan geçiyor.
Sonbahar takvimi
30 Eylül - 2 Ekim · Barselona — Homo pictor kongresi
1-3 Ekim · Selçuk — Mantık, Matematik ve Felsefe XI
9-10 Ekim · Ohio State — Fizik Felsefesi Konferansı
13-15 Ekim · Nijmegen — COMET 2026
16-18 Ekim · Northwestern — Amerika Hegel Derneği: Hegel and Time
23-24 Ekim · çevrim içi — Kuzey Amerika Sartre Derneği
26-27 Ekim · İstanbul — 1. Ulusal İslam Felsefesi Sempozyumu
5-6 Kasım · İstanbul — Reichenbach in İstanbul
13-14 Kasım · Oxford — 30. Lisansüstü Felsefe Konferansı
19-20 Kasım · Priştine — Dünya Felsefe Günü Konferansı
20-21 Kasım · Duke — Hayvan Refahı Felsefesi
3-5 Aralık · Atina — 9. Panhelenik Bilim Felsefesi Kongresi
Ayrıntılı bilgi: uic.es ve shaf.filosofia.net · Program ayrıntıları değişebilir; kesin bilgi için düzenleyici kurumla iletişime geçilmesi önerilir.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Anahtar konuşmacısı olmayan konferans: COMET 2026 kıta felsefesinde metafiziği tartışıyor
13-15 Ekim'de Nijmegen'de toplanacak COMET 2026'nın programı, akademik konferans formatına sessiz bir itiraz içeriyor: anahtar konuşmacı yok, paralel oturum yok, katılım ücreti yok. Her konuşmacıya tam bir saat. Tema: süreç ve eylem ontolojileri.

Assos'ta başlayan gelenek Selçuk'ta sürüyor: Mantık, Matematik ve Felsefe XI
2003'te Assos'ta başlayan, sonra uzun süre sessizliğe gömülen bir sempozyum dizisi yeniden açılıyor. Bu yıl 1-3 Ekim'de Selçuk'ta. Teması bir kelime: ÂRÂF — kesinlik ile belirsizlik arasındaki ara bölge.







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


