İstanbul'da yeni bir gelenek başlıyor: Ulusal İslam Felsefesi Sempozyumu
İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü, her yıl ekimin son haftasında toplanacak bir sempozyum dizisi başlatıyor. İlkinin konusu, İslam felsefesinin kuruluş anı: Yunancadan Süryaniceye, oradan Arapçaya aktarılan devasa birikimin nasıl yorumlandığı. Katılım bağımsız araştırmacılara da açık.
Haber Merkezi
Felsefe Haberleri yayın kurulu.

Türkiye'de İslam felsefesi çalışmalarının uzun bir geçmişi var. Felsefe bölümlerinde ve ilahiyat fakültelerinin anabilim dallarında öbeklenen geniş bir araştırmacı kitlesi, alanda zengin bir akademik üretime öncülük ediyor.
Eksik olan neydi?
Sempozyumun çağrı metni bunu doğrudan adlandırıyor: Tarihi ve problemleri bağlamında İslam felsefesine odaklanan ve belirli aralıklarla tekrarlanan bir ulusal sempozyum.
Şimdi kuruluyor.
Bir dizi, bir tek etkinlik değil
1. Ulusal İslam Felsefesi Sempozyumu, 26-27 Ekim 2026'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde toplanıyor.
Ama asıl haber tek bir toplantı değil. Çağrı metnindeki cümle şu: Sempozyum, her yıl ekim ayının son haftasında İstanbul'da düzenlenecek — ve her yıl farklı bir konu etrafında.
Öncülüğü yapan kurumun seçimi de gerekçelendirilmiş: İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü, Türkiye'deki akademik İslam felsefesi çalışmalarının başlangıç noktası.
Bir alanın olgunlaştığının işareti, dağınık toplantılardan düzenli bir takvime geçmesidir. Bu köşede bu hafta ele aldığımız FilMat ağı ve CLMPST kongresi örneklerinin ortak özelliği tam buydu.
İlk konu: kuruluş anı
Birinci sempozyumun başlığı, alanın en temel sorusuna gidiyor:
"İskenderiye'den Bağdat'a: Geç Antik Felsefenin İslam Dünyasına İntikali ve Yorumlanışı"
Çağrı metni tarihsel çerçeveyi şöyle kuruyor: Sekizinci yüzyılın başlarından itibaren yoğun biçimde Yunancadan Süryaniceye ve Arapçaya aktarılan felsefe birikimi, İslam dünyasında "felsefe" denilen bir entelektüel etkinliğin oluşumuna zemin hazırladı.
Ve kritik bir ayrıntı ekliyor: Bu birikim, Platon ve Aristoteles'in eserlerinden ibaret değildi. Aktarılanlar arasında, bu iki filozofun — özellikle Aristoteles'in — eserlerine farklı perspektiflerden yazılmış zengin bir şerh geleneği de vardı.
Bu, çoğu zaman gözden kaçan bir noktadır.
İslam filozofları Aristoteles'i "saf" hâliyle değil, yüzyıllarca yorumlanmış hâliyle aldılar. Aralarında İskender Afrodisî, Themistios, Porphyrios, Simplikios gibi Yeni-Platoncu şarihler vardı. Dolayısıyla Bağdat'a ulaşan Aristoteles, İskenderiye okulunun okuduğu Aristoteles'ti.
Bu yüzden "İslam felsefesi Aristoteles'i aktardı" cümlesi bile yanlıştır: Aktarılan şey, zaten bir yorum katmanıyla gelmişti — ve İslam filozofları o katmanın üzerine kendilerininkini koydu.
Konu başlıkları
Çağrı altı başlık öneriyor ve bazıları alışıldık değil:
Tercüme hareketi yoluyla aktarılan metinlerin intikal yolları, tercüme yöntemleri ve tercüme çevreleri.
Geç Antik dönem şerh geleneğinin İslam dünyasındaki izleri.
Kavram, problem ve disiplin özelinde İslam filozoflarının intikal eden gelenekle ilişkileri.
İslam dünyasındaki farklı felsefe anlayışlarının tarihî ve felsefî kökenleri.
Sahte eserlerin üretimi ve alımlanışı.
Arapça felsefe terminolojisinin gelişimi.
Beşinci başlık özellikle dikkat çekici. İslam felsefesi tarihinin en verimli metinlerinden bazıları, aslında yanlış atfedilmiş eserlerdir. En ünlü örnek Aristoteles'in Teolojisi: Aristoteles'e atfedilen ama fiilen Plotinos'un Enneadlar'ından derlenmiş bir metin. İslam filozofları yüzyıllarca Aristoteles'i, aslında Yeni-Platoncu bir metin üzerinden okudular.
Bu, felsefe tarihi açısından bir hata değil; bir gelenek nasıl kurulur sorusunun en öğretici örneklerinden biri.
Altıncı başlık ise sitemizde bu hafta iki kez döndüğümüz meseleye bağlanıyor: Aruoba'nın Wittgenstein çevirileri, Ahmet Arslan'ın Fârâbî çevirileri ve Cicero'nun Latinceye kazandırdığı terimler. Bir dilde felsefe terminolojisi kurmak, çeviriden fazlasıdır.
Arapça felsefe terminolojisi de böyle kuruldu: ma'nâ, taṣavvur, cevher, araz, vücûd, mâhiyye. Bu terimler sonradan Latinceye geçti ve Ortaçağ skolastiğini biçimlendirdi.
Katılım koşulları
Sempozyumun en dikkat çekici tarafı, kimlere açık olduğu:
"Konuyla ilgilenen tüm akademisyenlerin, lisansüstü öğrencilerin ve bağımsız araştırmacıların katılımına açıktır."
Son ifade önemli. Sitemizde dün ele aldığımız Sanders Ödülleri dosyasında da vurguladığımız gibi, kurumsal aidiyet şartı koymayan çağrılar Türkiye'de nadirdir — ve doktorasını bitirip kadro bulamamış araştırmacılar için gerçek bir kanal açar.
Sempozyum ayrıca oturum tekliflerine de açık: Bir oturum planlamak isteyenler, başlığı ve katılımcı bilgilerini doğrudan iletebiliyor.
Kabul edilen tebliğ özetleri, sempozyumun ardından e-kitap olarak yayımlanacak.
Pratik bilgiler
- Tarih: 26-27 Ekim 2026 (26 Ekim 09.00 — 27 Ekim 21.00)
- Yer: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü
- Başvuru: 350-500 kelimelik tebliğ özeti; kurum bilgisi, e-posta ve iletişim adresi eklenerek sempozyum sayfasından
- İletişim: islamfelsefesisempozyumu@istanbul.edu.tr
- Ulaşım ve konaklama: Tebliğ sahiplerine ait
Editör notu: Bu sempozyumu 4 ve 5 Eylül tarihli konferans haberlerimizde, bağımsız kaynaktan doğrulayamadığımız için listeye almamıştık. İstanbul Üniversitesi'nin resmî etkinlik sayfasına ulaştıktan sonra takvimimize ekliyoruz.
Takvimimizdeki diğer Türkiye etkinlikleri: İstanbul Medeniyet II. Öğrenci Kongresi (22-23 Ekim) · Reichenbach Kongresi (5-6 Kasım) · Dünya Felsefe Günü (19 Kasım).
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Oxford'un doktora öğrencisi konferansı otuz yaşında — açılışta Chalmers var
Oxford Üniversitesi'nin doktora öğrencilerine ayrılmış felsefe konferansı 13-14 Kasım'da otuzuncu kez toplanıyor. Ana konuşmacılar David Chalmers, Monima Chadha ve Rob Simpson. Tasarımdaki bir ayrıntı, konferansı sıradan bir öğrenci toplantısından ayırıyor: Her bildiriye Oxford öğretim üyelerinden biri yanıt veriyor.
David Chalmers

Reichenbach doksan üç yıl sonra İstanbul'a dönüyor
1933'te Nazi Almanyası'ndan kaçıp İstanbul Üniversitesi'ne gelen Hans Reichenbach, beş yıl burada ders verdi. Kasımda aynı fakültede adına uluslararası bir kongre toplanıyor. Bildiri dili Türkçe ve İngilizce — ve konu listesi, Türkiye'de bilim felsefesinin kayıp halkasını işaret ediyor.







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)

