Felsefe Tarihinde Bugün — 5 Eylül: bilimi din yapan adam ve bilime dergi kuran adam
5 Eylül 1857'de Auguste Comte, 5 Eylül 1677'de Henry Oldenburg öldü. Biri pozitivizmi kurdu, sonra 'İnsanlık Dini'ni. Öteki hiç kuram üretmedi ama bilimsel bilginin bugünkü dolaşım biçimini — dergi, hakemlik, uluslararası yazışma — icat etti.
Haber Merkezi
Felsefe Haberleri yayın kurulu.

5 Eylül, felsefe takviminin büyük yıldönümlerinden biri değil. Ama aynı güne düşen iki ölüm, modern bilginin iki ayrı yüzünü gösteriyor.
5 Eylül 1857'de Paris'te Auguste Comte öldü; Père Lachaise'e gömüldü.
5 Eylül 1677'de Londra'da Henry Oldenburg öldü; Bexley'de gömüldü.
Biri bilime bir felsefe kurdu. Öteki bilime bir altyapı kurdu.
Comte: üç hâl ve sonra bir din
Auguste Comte (1798-1857), pozitivizmin kurucu figürü ve modern bilim felsefesinin öncülerinden.
Terminolojik bir katkısı bugün her yerde: sosyoloji sözcüğünü o türetti — insan toplumunun bilimsel incelemesi için.
Ama önemi sözcük icadından fazlası.
Üç hâl yasası
Comte'un ünlü tezine göre insan düşüncesi üç aşamadan geçer:
Teolojik aşama — Olaylar iradeli varlıklarla açıklanır. Yıldırım, öfkeli bir tanrının işidir.
Metafizik aşama — Tanrılar soyut ilkelerle değiştirilir. Yıldırım, "elektriksel bir öz"ün eseridir. Comte'a göre bu, teolojik aşamanın soyutlaştırılmış hâlidir; açıklayıcı gücü aynı ölçüde zayıftır.
Pozitif aşama — "Neden" sorusu terk edilir, "nasıl" sorusu sorulur. Olgular arasındaki düzenlilikler saptanır, yasalar formüle edilir.
Comte'un asıl iddiası, bu üçlünün yalnızca insanlık tarihi için değil, her bilim dalı için ayrı ayrı geçerli olduğuydu. Astronomi pozitif aşamaya erken geçti; kimya sonra; biyoloji daha sonra. Ve toplum bilimi henüz geçmemişti — Comte'un kendine biçtiği görev buydu.
Ve sonra: İnsanlık Dini
Comte'un hikâyesi burada bitseydi, düzgün bir Aydınlanma sonrası düşünür portresi olurdu.
Bitmedi.
Hayatının son döneminde, bilimi merkeze alan düşünür, bir seküler din kurmaya yöneldi: İnsanlık Dini (Religion de l'Humanité).
Ve bunu tam anlamıyla bir din olarak tasarladı: bir takvim (aylar filozofların ve bilim insanlarının adını taşıyordu), bir rahiplik sınıfı, ayinler, azizler listesi, ibadet nesnesi olarak "Büyük Varlık" — yani insanlığın kendisi. Tapınaklar kuruldu; Brezilya'da bugün de ayakta olanı var.
Çağdaşlarının çoğu bunu bir çöküş saydı. Thomas Huxley'in ünlü nitelemesi acımasızdı: Hıristiyanlık eksi Hıristiyanlık.
Paradoks
Comte'un hayatı, modern düşüncenin ilginç bir paradoksunu gösterir: Metafiziği ve dini eleştiren filozof, sonunda insanlık için yeni bir manevi düzen tasarladı.
Bu, kolayca alay konusu edilebilir. Ama bir soruyu da açıyor ve soru hâlâ açık:
Bilim, dünyanın nasıl işlediğini açıklar. Peki insanların bir arada yaşamasını sağlayan ortak bağlılıkları ne sağlayacak?
Comte'un yanıtı yanlış olabilir. Sorusu değil.
Sitemizde bu hafta ele aldığımız Charles Taylor dosyası, aynı soruyu yüz elli yıl sonra soruyordu: Seküler bir çağda anlam nereden gelir? Taylor'ın yanıtı Comte'unkinden çok daha incelikli — ama sorunun kendisi aynı soruydu.
Oldenburg: kuram yok, altyapı var
Henry Oldenburg (yaklaşık 1619-1677), Almanya doğumlu bir doğa filozofu, diplomat ve ilahiyatçıydı. Londra'ya yerleşti.
Adı, felsefe tarihi ders kitaplarında geçmez. Oysa bugün bilim dünyasının doğal saydığı hemen her şeyin arkasında o var.
Royal Society'nin ilk sekreteri
Oldenburg, Londra Royal Society'nin ilk sekreteri oldu ve Philosophical Transactions'ın kurucu editörlüğünü yaptı — dünyanın bilinen en eski bilimsel dergisi.
Ama asıl yeniliği daha teknik ve daha kalıcıydı.
Oldenburg, kendisine gönderilen elyazmalarını, yayımlanmadan önce kalitesini değerlendirebilecek uzmanlara gönderme pratiğini başlattı.
Bu, hem modern bilimsel derginin hem de hakemlik (peer review) uygulamasının başlangıcıdır.
Neden felsefi bir olay?
Çünkü bilgi iddiasının ne zaman kabul edilebilir sayılacağı, epistemolojinin merkezî sorusudur.
On yedinci yüzyıla kadar bilgi iddiası kişisel otoriteye, hâmiliğe ya da yayın imkânına bağlıydı. Oldenburg'un getirdiği düzen, iddiayı kişiden ayırdı ve topluluğun denetimine verdi.
Bir iddia artık şu yüzden kabul edilmiyordu: Onu söyleyen kişi saygın biri. Şu yüzden kabul ediliyordu: Alanı bilen başkaları inceledi ve itiraz etmedi.
Bu, toplumsal epistemolojinin doğuşudur. Bilgi, bireyin başarısı olmaktan çıkıp bir kurumun ürünü hâline gelir.
Oldenburg ayrıca Avrupa çapında bir bilimsel yazışma ağı kurdu; Spinoza, Leibniz, Huygens ve Leeuwenhoek onun muhabirleri arasındaydı. Bu ağ, hollandalı bir mercek ustasının mikroskopta gördüklerini Londra'ya, oradan da bütün Avrupa'ya taşıdı.
Bugüne bağlantı
Oldenburg'un kurduğu düzen, üç yüz elli yıl sonra ilk kez ciddi biçimde sarsılıyor.
Sitemizde bu dönem izlediğimiz tartışmaların çoğu doğrudan bu sarsıntıya bakıyor: Philosophy & Public Affairs'in yapay zekâ yazarlığını yasaklaması, yapay zekâ ile yazılmış metinler için başlatılan yarışma ve dergilerin yapay zekâ suçlamaları konusundaki tereddüdü.
Sorulan soru, Oldenburg'un çözdüğü sorunun aynısıdır — yeni koşullarda:
Bir metnin kabul edilebilir olduğunu ne belirler?
Oldenburg'un yanıtı bir prosedürdü: uzman denetimi. O prosedürün varsayımı, metnin arkasında hesap verebilir bir yazar olduğuydu.
Bugün tartışılan tam olarak bu varsayım.
İki ölüm, iki miras
Comte, bilimin ne olduğuna dair bir kuram bıraktı. Kuramın büyük bölümü aşıldı; ama sosyoloji adını ve bilimlerin hiyerarşisi fikrini o kurdu.
Oldenburg, bilimin nasıl işlediğine dair bir düzen bıraktı. Hiçbir kuram üretmedi; ama kurduğu düzen bugün hâlâ ayakta.
Felsefe tarihi genellikle birincileri anar. İkincilerin işi, unutulduğunda fark edilir.
Bu köşede her gün, felsefe tarihinde o güne düşen bir olayı ele alıyoruz.
Not: Comte'un kapak görseli 1849 dolaylarında çekilmiş bir dagerreyotiptir — yani gerçek bir fotoğraf.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Felsefe Tarihinde Bugün — 4 Eylül: modern uygarlığın iki eleştirmeni
4 Eylül 1926'da Ivan Illich doğdu, 4 Eylül 1965'te Albert Schweitzer öldü. Biri insan için kurulmuş kurumların insanı yönetmeye ne zaman başladığını sordu; öteki ahlaki topluluğun sınırını bütün canlılara açtı. İkisi de 'ilerleme' fikrine eleştirel mesafeden bakıyordu.

Felsefe Tarihinde Bugün — 3 Eylül: kralı hukuka bağlayan yargıç ve kralı deviren general
3 Eylül 1634'te Edward Coke, 3 Eylül 1658'de Oliver Cromwell öldü. Biri kralın hukukun altında olduğunu yazdı; öteki kralı idam etti ve yerine kalıcı bir düzen kuramadı. Aynı güne düşen iki ölüm, modern siyaset felsefesinin kurucu sorusunu iki uçtan tutuyor.







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


