Felsefe Tarihinde Bugün — 3 Eylül: kralı hukuka bağlayan yargıç ve kralı deviren general
3 Eylül 1634'te Edward Coke, 3 Eylül 1658'de Oliver Cromwell öldü. Biri kralın hukukun altında olduğunu yazdı; öteki kralı idam etti ve yerine kalıcı bir düzen kuramadı. Aynı güne düşen iki ölüm, modern siyaset felsefesinin kurucu sorusunu iki uçtan tutuyor.
Haber Merkezi
Felsefe Haberleri yayın kurulu.

Modern siyaset felsefesinin kurucu sorusu tek bir cümlede toplanabilir:
Egemeni ne bağlar?
3 Eylül'de ölen iki İngiliz, bu soruya iki uçtan yanıt verdi.
3 Eylül 1634'te hukukçu, yargıç ve siyasetçi Sir Edward Coke öldü. 3 Eylül 1658'de, kralı idam ettiren ve kendisi Lord Protector unvanıyla ülkeyi yöneten Oliver Cromwell.
Arada yirmi dört yıl var. O yirmi dört yılda İngiltere bir kral öldürdü, bir cumhuriyet kurdu ve o cumhuriyeti kaybetti.
Coke: kral hukukun altındadır
Edward Coke (1552-1634), üç hükümdarın saltanatına yayılan bir kariyer sürdürdü: I. Elizabeth, I. James, I. Charles.
Felsefi önemi, tek bir tez etrafında toplanıyor: Kral, hukukun yaratıcısı değil, tabisidir.
Bu tezin kaynağı Coke'un icadı değil. On üçüncü yüzyıl hukukçusu Henry de Bracton'ın formülünü canlandırdı:
Quod rex non debet esse sub homine, sed sub Deo et lege — "Kral insanın altında olmamalıdır, ama Tanrı'nın ve hukukun altında olmalıdır."
Coke bu formülü alıp on yedinci yüzyıl siyasetinin göbeğine yerleştirdi.
1607: Kralın Yasakları
I. James, Canterbury Başpiskoposu'nun taraf olduğu bir arazi anlaşmazlığını bizzat karara bağlamak istedi. Kral, aklı olan bir insan olarak yargılama yetkisine sahip olduğunu düşünüyordu.
Coke'un yanıtı — Prohibitions del Roy olarak bilinen olay — hukuk tarihinin en cesur sahnelerinden biridir. Coke, kralın davaları bizzat karara bağlayamayacağını, çünkü hukukun kendine özgü bir akıl olduğunu ve bu aklın ancak uzun bir eğitim ve deneyimle edinilebileceğini söyledi.
Argümanın inceliği burada: Coke, kralın akılsız olduğunu söylemiyor. Hukukun aklının, doğal akıldan farklı bir tür akıl olduğunu söylüyor. Bu, hukukun özerkliğinin klasik savunusudur.
1610: Dr. Bonham Davası
Coke'un felsefi olarak en tartışmalı kararı bu.
Common Pleas Mahkemesi başyargıcı olarak verdiği kararın gerekçesinde şunu yazdı: "Birçok durumda, ortak hukuk Parlamento Kanunlarını denetleyecektir."
Yani bir yasa, hukukun temel ilkelerine aykırıysa geçersiz sayılabilir.
Bu cümle, sonraki yüzyıllarda yargısal denetim (judicial review) fikrinin kaynağı olarak anıldı — özellikle Amerikan anayasa hukukunda. Coke'un bunu tam olarak ne kastederek yazdığı hâlâ tartışılıyor; ama etkisi tartışmasız.
1628: Haklar Dilekçesi
Coke'un son büyük eylemi, Parlamento'da Haklar Dilekçesi'nin hazırlanmasına önderlik etmekti. Belge, I. Charles'ın savaş finansmanı için zorla borç almasını engellemeyi hedefliyordu; keyfî tutuklamaya karşı korumaları da içeriyordu.
Coke öldüğünde İngiltere, kral ile Parlamento arasındaki gerilimin patlama noktasındaydı.
Cromwell: kralı öldürmek yetmedi
Sekiz yıl sonra iç savaş başladı. 1649'da I. Charles idam edildi — Avrupa tarihinde bir kralın kendi mahkemesince yargılanıp idam edilmesi eşi görülmemiş bir olaydı.
Oliver Cromwell, savaşın kazananı ve yeni düzenin kurucusuydu. Ama kurduğu düzen kalıcı olmadı: 3 Eylül 1658'de öldü, yerine oğlu Richard geçti, iki yıl içinde monarşi geri geldi.
Cromwell bir filozof değildi. Ama ölümü, siyaset felsefesi açısından Coke'un tezinin sınavıydı.
Soru şuydu: Kralı hukukun altına koymak için onu öldürmek gerekiyorsa, geriye hangi hukuk kalır?
Hobbes'un yanıtı
Bu sorunun en ünlü yanıtı, tam bu yıllarda yazıldı.
Thomas Hobbes, Leviathan'ı 1651'de — Cromwell'in iktidarının başında — yayımladı. Tezi Coke'un tam karşıtıydı: Hukukun kaynağı egemendir; egemeni bağlayan bir hukuk yoktur, çünkü onu bağlayacak daha üstün bir merci yoktur. Egemeni sınırlamaya kalkışmak, iç savaşa dönmek demektir.
Hobbes bu tartışmayı yıllar sonra bir başka kitapta doğrudan ele aldı: Behemoth, İngiliz İç Savaşı'nın nedenlerini soruşturan bir diyalogdur. Adı, düzensizliğin canavarını taşır — Leviathan'ın karşıtını.
Ve dün bu köşede andığımız Franz Neumann'ın 1942 tarihli Behemoth'u, üç yüz yıl sonra aynı adı aynı nedenle seçmişti: Ortada bir devlet yoktu.
İki tez, hâlâ açık
Coke ile Hobbes arasındaki ayrım, bugünkü anayasa tartışmalarının çekirdeğidir.
Coke'un çizgisi: Hukuk, siyasal iradeden önce gelir ve onu sınırlar. Anayasa mahkemeleri, yargısal denetim ve hukuk devleti kavramı bu çizgiden çıkar.
Hobbes'un çizgisi: Hukuk, siyasal iradenin ürünüdür. Egemeni sınırlamak, egemenliği başka bir yere taşımaktan başka bir şey değildir — o zaman da soru geri döner: Onu ne bağlar?
İkinci itiraz güçlüdür ve kolay yanıtı yoktur. Sitemizde bu ay ele aldığımız J. G. A. Pocock'un "kadim anayasa" çalışması, tam olarak Coke'un dilini çözümler: İngiliz hukukçular haklarını savunurken felsefi bir ilkeye değil, tarihsel bir iddiaya başvuruyorlardı — "bu haklar kadimdir."
Pocock'un gösterdiği şey şuydu: "Kadimdir" demek, "doğaldır" demekten farklı bir dildir ve farklı sonuçlar doğurur. Coke'un gücü de zayıflığı da buradaydı — geleneğe dayanan bir hak savunusu, geleneğin kesildiği yerde savunmasız kalır.
Cromwell'in ölümünden sonra monarşinin dönmesi, bu zayıflığın kanıtıdır. Ama Coke'un cümlesinin dört yüz yıl sonra hâlâ alıntılanıyor olması, gücünün de.
Bu köşede her gün, felsefe tarihinde o güne düşen bir olayı ele alıyoruz.
Not: Edward Coke fotoğraf öncesi bir dönemde yaşadığından, kapak görseli olarak dönem portresi kullanılmıştır.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Felsefe Tarihinde Bugün — 2 Eylül: zemini arayan iki ölüm
2 Eylül 1865'te William Rowan Hamilton, 2 Eylül 1954'te Franz Neumann öldü. Biri cebirin dayanağını Kant'ın 'saf zaman' sezgisinde aradı; öteki Nazi Almanyası'nın aslında bir devlet bile olmadığını savundu. Aynı güne düşen iki ölüm, aynı soruyu farklı yerlerden soruyor: Bir yapıyı ayakta tutan nedir?

Felsefe Tarihinde Bugün — 1 Eylül: Serres ve Cavell
1 Eylül 1930'da Michel Serres, 1 Eylül 1926'da Stanley Cavell doğdu. Biri felsefeyi bilimle ve mitle, öteki sinemayla ve gündelik dille buluşturdu. Aynı günde doğan iki düşünür, aynı işi farklı yollardan yaptı: Felsefenin sınırını dışarıdan gelen bir şeyle açmak.







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


