Felsefe Tarihinde Bugün — 1 Eylül: Serres ve Cavell
1 Eylül 1930'da Michel Serres, 1 Eylül 1926'da Stanley Cavell doğdu. Biri felsefeyi bilimle ve mitle, öteki sinemayla ve gündelik dille buluşturdu. Aynı günde doğan iki düşünür, aynı işi farklı yollardan yaptı: Felsefenin sınırını dışarıdan gelen bir şeyle açmak.
Haber Merkezi
Felsefe Haberleri yayın kurulu.

Takvimde bazı rastlantılar anlamlıdır.
1 Eylül 1930'da Fransa'nın Agen kentinde Michel Serres doğdu. Dört yıl önce, 1 Eylül 1926'da Atlanta'da Stanley Cavell dünyaya gelmişti.
İkisi birbirinden çok uzak geleneklerde çalıştı. Serres Fransız düşüncesinin, Cavell Amerikan analitik felsefesinin içinden geldi. Birbirlerini pek okumadılar.
Ama aynı işi yaptılar: Felsefenin sınırını, dışarıdan gelen bir şeyle açmak.
Michel Serres: gemici filozof
Serres'in yolu alışılmadıktı. Önce deniz subayı okuluna girdi, Fransız donanmasında görev yaptı, sonra École normale supérieure'e geçti.
Bu biyografik ayrıntı düşüncesini açıklar. Serres hiçbir zaman tek bir disiplinin içinde kalmadı; matematik, fizik, biyoloji, mitoloji, edebiyat ve din tarihi arasında dolaştı.
Kendi kavramı bunu anlatır: Hermes — sınırları geçen, iletişimi taşıyan haberci tanrı. Serres'in erken dönem beş ciltlik dizisi bu adı taşır.
Merkezî tezi şu: Bilgi, ayrı kutulara bölünemez. Lucretius'un atom şiirini okumakla akışkanlar dinamiğini okumak birbirinden kopuk işler değildir; ikisi de aynı dünyanın kavranma biçimleridir.
Serres'in yöntemi bu yüzden paralellik kurmaktır: Bir Roma şiiri ile modern termodinamik, bir Zola romanı ile entropi kuramı arasında bağ görür.
Bu yöntem eleştirildi — bağlantıların keyfi olduğu söylendi. Ama Serres'in savunması tutarlıydı: Disiplinler arasındaki duvarlar doğal değil, kurumsaldır.
Doğayla sözleşme (Le Contrat naturel, 1990) kitabı bugün en çok anılan çalışması. Tezi şu: Rousseau'nun toplum sözleşmesi insanlar arasındaydı; oysa artık doğayla da bir sözleşme gerekiyor. Doğa, hukukun öznesi olmalı.
Bu kitap, iklim krizi tartışmasının felsefi zeminini otuz yıl önce kurmuştu.
Serres 1990'da Académie française'e seçildi ve 2019'da öldü.
Stanley Cavell: sıradan olanın filozofu
Cavell'in yolu da dolambaçlıydı. Müzik eğitimi aldı, besteci olmayı düşündü, sonra felsefeye döndü. Harvard'da uzun yıllar ders verdi.
Çıkış noktası Wittgenstein ve J. L. Austin'in gündelik dil felsefesiydi. Ama Cavell bu geleneği beklenmedik yerlere taşıdı.
Merkezî problemi şüpheciliktir — ama alışıldık biçimde değil.
Klasik şüphecilik sorar: Dış dünyanın var olduğunu biliyor muyum? Cavell'in ilgisi başka bir yöne kayar: Başkalarının zihinlerine dair şüphecilik.
Bir başkasının acı çektiğini nasıl bilirim? Cavell'in yanıtı şaşırtıcıdır: Bu bir bilgi problemi değildir. Şüphecilik çözülecek bir bulmaca değil, insanlık durumunun bir parçasıdır.
Buradan geliştirdiği kavram kabul etme — acknowledgment. Başkasının acısını "bilmek" değil, ona karşılık vermek. Bilgi eksikliği değil, kayıtsızlık asıl sorundur.
Cavell'i özgün kılan, bu düşünceyi felsefe metinlerinin dışında aramasıydı.
Sinemayı ciddiye alan ilk büyük analitik filozoflardandır. Pursuits of Happiness kitabında 1930-40'ların Hollywood komedilerini — "yeniden evlenme komedileri" dediği türü — ahlak felsefesi metni olarak okur. Bu filmlerde çiftler ayrılır ve yeniden birleşir; Cavell'e göre bu, karşılıklı tanınmanın ve birlikte yaşamayı yeniden seçmenin dramıdır.
Shakespeare üzerine yazdı: Kral Lear'ı, kabul etmenin reddedilmesinin trajedisi olarak okudu. Emerson ve Thoreau'yu Amerikan felsefesinin ciddiye alınmamış kurucuları olarak yeniden okuttu.
Cavell 2018'de öldü.
Ortak nokta
İki düşünür de felsefeyi kendi dışına açtı.
Serres bunu bilim ve mit üzerinden yaptı: Fizik ile şiir aynı dünyayı anlatır.
Cavell sanat ve gündelik hayat üzerinden: Bir Hollywood komedisi, Kant kadar ciddi bir ahlaki metin olabilir.
İkisi de aynı itirazla karşılaştı: Bu felsefe mi?
Ve ikisi de aynı yanıtı verdi — soru yanlış. Felsefenin sınırı, felsefecilerin çizdiği yerde değil, düşüncenin gittiği yerde durur.
Bu köşede her gün, felsefe tarihinde o güne düşen bir olayı ele alıyoruz.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Felsefe Tarihinde Bugün — 31 Ağustos: Helmholtz'un doğumu, Baudelaire'in ölümü
Hermann von Helmholtz 31 Ağustos 1821'de doğdu; algıyı bir işaretler sistemi olarak açıklayan kuramıyla Kant'ı laboratuvara soktu. Aynı gün, 1867'de, 'modernité' sözcüğünü icat eden Baudelaire Paris'te öldü. İkisi de 1821 doğumluydu ve ikisi de modern gözün ne gördüğünü sordu.

Felsefe Tarihinde Bugün — 30 Ağustos: Mary Shelley'nin doğumu
Mary Wollstonecraft Shelley 30 Ağustos 1797'de Londra'da doğdu. On sekiz yaşında yazdığı Frankenstein, iki yüz yıl sonra yapay zekâ etiğinin en çok atıf alan edebî metni oldu. Aynı gün, 1871'de atom çekirdeğini keşfedecek olan Ernest Rutherford doğdu.







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


