Felsefe Tarihinde Bugün — 4 Eylül: modern uygarlığın iki eleştirmeni
4 Eylül 1926'da Ivan Illich doğdu, 4 Eylül 1965'te Albert Schweitzer öldü. Biri insan için kurulmuş kurumların insanı yönetmeye ne zaman başladığını sordu; öteki ahlaki topluluğun sınırını bütün canlılara açtı. İkisi de 'ilerleme' fikrine eleştirel mesafeden bakıyordu.
Haber Merkezi
Felsefe Haberleri yayın kurulu.

Aynı güne düşen iki tarih, birbirini tamamlayan iki eleştiri.
4 Eylül 1926'da Viyana'da Ivan Illich doğdu. 4 Eylül 1965'te Gabon'un Lambaréné kentinde Albert Schweitzer öldü.
İkisi de rahipti — biri Katolik papaz, öteki Protestan ilahiyatçı. İkisi de akademik kariyeri bırakıp başka bir hayat kurdu. Ve ikisi de yirminci yüzyılın en güçlü inancına, ilerleme fikrine, eleştirel mesafeden baktı.
Illich: kurum ne zaman efendi olur?
Ivan Illich, Avusturyalı bir filozof, Katolik papaz ve toplum eleştirmeniydi. New York'ta ve Porto Riko'da çalıştı, sonra Meksika'da Cuernavaca'da bir araştırma merkezi kurdu.
Ünü iki kitaptan geliyor.
Okulsuz Toplum (Deschooling Society, 1971), okul kurumunu hedef aldı. Tezi şuydu: Okul, eğitimi sağlamaz — eğitimi tekelleştirir. Öğrenmeyi öğretimle, yeterliliği diplomayla, konuşma becerisini yeni bir şey söyleme yeteneğiyle karıştırmayı öğretir.
Illich'in ayrımı keskin: Öğrenmenin çoğu okulda gerçekleşmez; okul, öğrenmenin ancak kendi çatısı altında gerçek sayılacağını dayatır.
Sağlığın Gaspı (Medical Nemesis, 1975), aynı çözümlemeyi tıbba uyguladı. Modern tıbbın kendisinin bir hastalık kaynağı hâline geldiğini — iyatrojenez, yani hekim kaynaklı hastalık — savundu. Üç düzey ayırt etti: klinik (tedavinin doğrudan zararı), toplumsal (sağlığın tıbbileştirilmesi) ve kültürel (acıyla, hastalıkla ve ölümle baş etme kapasitesinin yitirilmesi).
Üçüncüsü en radikali. Illich'e göre modern tıp, insanı acıdan kurtarmakla kalmıyor; acıya anlam verme geleneğini de ortadan kaldırıyor.
Asıl kavram: karşı-üretkenlik
Illich'i yalnızca eğitim ya da sağlık eleştirmeni saymak yanlış olur. Bütün çalışmasının altında tek bir kavram var: karşı-üretkenlik (counterproductivity).
Fikir şu: Her kurum ve teknoloji, belli bir eşiğe kadar amacına hizmet eder. O eşik aşıldığında kendi amacının tersini üretmeye başlar.
Örnekleri sadedir. Otomobil hızlandırmak için icat edildi; yeterince yaygınlaştığında trafik yarattı ve ortalama hızı düşürdü. Okul öğretmek için kuruldu; tekelleştiğinde öğrenmeyi engelledi. Tıp iyileştirmek için kuruldu; her şeyi tıbbileştirdiğinde hastalık üretti.
Illich'in asıl sorusu bu yüzden şudur:
İnsan için kurulmuş kurumlar hangi noktada insanın kendisini yönetmeye başlar?
Bu soru, sitemizde bu hafta ele aldığımız dijital gelecek tasavvurları dosyasının sorduğu soruyla neredeyse aynı. Otomasyon verimlilik için kuruldu; eşik aşıldığında insan özerkliğini azaltmaya başlıyor mu?
Illich, algoritmik yönetimi görmeden öldü — 2002'de. Ama kavramı, bugünkü tartışmanın en kullanışlı araçlarından biri olarak duruyor.
Schweitzer: ahlaki topluluğun sınırı nerede?
Albert Schweitzer 14 Ocak 1875'te Alsace'de doğdu ve 4 Eylül 1965'te Lambaréné'de öldü.
Hayatı, tek bir insanın kaç ayrı alanda birinci sınıf olabileceğinin sınırını zorlar: ilahiyatçı, filozof, Bach yorumcusu org sanatçısı, orgların yapımı üzerine uzman, ve hekim.
Otuzunda tıp okumaya başladı ve 1913'te bugünkü Gabon'da bir hastane kurdu. Ömrünün geri kalanını orada geçirdi. 1952 Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldü; ödül o yıl saklı tutulduğu için kendisine 10 Aralık 1953'te takdim edildi.
Yaşama saygı
Schweitzer'ın felsefi katkısı tek bir ilkede toplanır: Yaşama saygı (Ehrfurcht vor dem Leben).
İlkenin formülasyonu sadedir ve tam da bu yüzden güçlüdür: Ben yaşamak isteyen bir yaşamım — yaşamak isteyen yaşamların ortasında.
Buradan çıkan ahlaki sonuç: İyi olan, yaşamı korumak ve geliştirmektir; kötü olan, yaşamı yok etmek ve engellemektir.
Ve kapsam: Bu ilke insan topluluğuyla sınırlı değildir.
Schweitzer'ın Batı ahlak felsefesine itirazı buydu. Kant'tan Mill'e uzanan gelenek, ahlaki dikkatin sınırını akıl yürüten varlıklarla çizmişti. Schweitzer bu sınırı, yaşama istenci ölçütüyle genişletti.
Bu, Schopenhauer'ın etkisini taşır — bugün sitemizde ele aldığımız Schopenhauer dosyasında anlattığımız gibi, merhameti ahlakın temeline koyan çizgidir.
Ve bugün
Schweitzer'ın ilkesi, sitemizde bugün ele aldığımız hayvan bilinci tartışmasının yüz yıl öncesinden bir habercisi.
New York Bildirisi, bir varlığın bilinçli olup olmadığını bilimsel kanıtla belirlemeye çalışıyor. Schweitzer'ın önerisi, bu kanıtı beklemeden ahlaki tutum almaktı: Yaşama istenci gözlemlenebilir; ahlaki dikkat için bu yeter.
İki yaklaşımın gerilimi verimlidir. Bildirinin dikkatli dili — "gerçekçi bir ihtimal" — bilimsel temkinliliği korurken ahlaki sonucu açık bırakıyor. Schweitzer ise ölçütü baştan geniş tutup, sonucu net bırakıyordu.
Eleştiriler
Schweitzer eleştirisiz bir figür değil.
Uygulanabilirlik itirazı: Bütün yaşamı korumak fiilen imkânsızdır. Beslenmek, hastalıkla savaşmak, hatta yürümek yaşam yok eder. Schweitzer bunu kabul eder ve bir hiyerarşi vermeyi reddeder — sonuç olarak ilkenin kılavuz gücü zayıflar.
Sömürgecilik itirazı: Lambaréné'deki hastanesinin işleyişi ve Afrikalılara yaklaşımı, sonraki on yıllarda haklı olarak eleştirildi. "Büyük ağabey" tutumunun sömürgeci düşünce kalıplarını taşıdığı savunuldu.
Bu eleştiri ciddi ve göz ardı edilemez. Ama ilkenin kendisi, onu formüle edenin sınırlarından bağımsız olarak tartışılmaya devam ediyor.
Ortak nokta
İki isim birbirini muhtemelen hiç okumadı. Ama aynı yerden bakıyorlardı.
Illich sordu: Kurumlar insanı ne zaman ele geçirir?
Schweitzer sordu: Ahlaki dikkat nerede biter?
Birincisi, ilerlemenin araçlarını sorguladı. İkincisi, ilerlemenin sınırlarını.
Ve ikisi de aynı şüpheyi taşıyordu: Bir şeyi yapabiliyor olmak, onu yapmamız gerektiği anlamına gelmez.
Bu şüphe, yapay zekâ çağında hiç olmadığı kadar gerekli.
Bu köşede her gün, felsefe tarihinde o güne düşen bir olayı ele alıyoruz.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Felsefe Tarihinde Bugün — 3 Eylül: kralı hukuka bağlayan yargıç ve kralı deviren general
3 Eylül 1634'te Edward Coke, 3 Eylül 1658'de Oliver Cromwell öldü. Biri kralın hukukun altında olduğunu yazdı; öteki kralı idam etti ve yerine kalıcı bir düzen kuramadı. Aynı güne düşen iki ölüm, modern siyaset felsefesinin kurucu sorusunu iki uçtan tutuyor.

Felsefe Tarihinde Bugün — 2 Eylül: zemini arayan iki ölüm
2 Eylül 1865'te William Rowan Hamilton, 2 Eylül 1954'te Franz Neumann öldü. Biri cebirin dayanağını Kant'ın 'saf zaman' sezgisinde aradı; öteki Nazi Almanyası'nın aslında bir devlet bile olmadığını savundu. Aynı güne düşen iki ölüm, aynı soruyu farklı yerlerden soruyor: Bir yapıyı ayakta tutan nedir?







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


