Felsefe Tarihinde Bugün: 6-9 Ekim — Matteo Ricci, Niels Bohr, Gabriel Marcel ve Jacques Derrida
Dört gün, dört isim: Konfüçyüs'ü Latinceye, Eukleides'i Çinceye çeviren Cizvit Matteo Ricci (6 Ekim 1552); 'tamamlayıcılık' kavramıyla fiziği felsefeye açan Niels Bohr (7 Ekim 1885); 'problem' ile 'gizem'i ayıran Hristiyan varoluşçu Gabriel Marcel (ö. 8 Ekim 1973); ve yapısökümün adı Jacques Derrida (ö. 9 Ekim 2004).
Kültür Servisi
Kitap, dergi ve etkinlik haberleri.

Takvimimiz dört gün geriden geliyor; bu dört günün dört ismi, bir arada okunduğunda, felsefenin sınırda nasıl yapıldığını anlatıyor: Kültürlerin, bilimle felsefenin, inançla aklın, metinle anlamın sınırında.
6 Ekim 1552: Matteo Ricci, iki dünya arasında çevirmen
Matteo Ricci 6 Ekim 1552'de Papalık Devleti'ndeki Macerata'da doğdu. Roma'da hukuk okurken Cizvitlere katıldı; Collegio Romano'da Christopher Clavius'tan matematik ve astronomi öğrendi; 1582'de Makao'ya, 1583'te Çin anakarasına ayak bastı. Önce Budist rahip kıyafeti giydi; sonra Çinli aydınların kendisini ciddiye almasının yolunun Konfüçyüsçü âlim kimliği olduğunu anlayıp ipek cübbeyi ve uzun sakalı seçti. Li Madou adıyla tanındı. 1601'de Pekin'e girdi ve 1610'da ölümüne kadar imparatorluk sarayının çevresinde yaşadı; Pekin'de gömülmesine izin verilen ilk Batılı oldu.
Ricci'nin felsefe tarihindeki yeri, iki yönlü bir çeviri işidir. Çin'e Eukleides'i getirdi: Xu Guangqi ile birlikte Elemanlar'ın ilk altı kitabını Çinceye çevirdi (1607) ve "geometri" için bugün hâlâ kullanılan terimleri yarattı. Çin'den Avrupa'ya ise Konfüçyüs'ü taşıdı: Konfüçyüsçü klasiklerin Latince çevirisi girişimi ve Konfüçyüsçülüğü "doğal akılla uyumlu bir ahlak felsefesi" olarak sunan yorumu, Leibniz'in ve Aydınlanma'nın Çin hayranlığının kaynağı oldu. Tianzhu Shiyi ("Göğün Efendisi'nin Gerçek Anlamı", 1603) adlı Çince eseri, Hristiyan Tanrı kavramını Konfüçyüsçü Shangdi ve Tian kavramlarıyla konuşturan bir diyalogdur; Budizmi ve Yeni Konfüçyüsçü metafiziği eleştirirken klasik Konfüçyüsçülüğü benimser. Bu "uyarlama" (accommodatio) stratejisi onun ölümünden sonra Kilise içinde "Çin ayinleri tartışması"nı doğurdu ve 1704'te mahkûm edildi. Bugün Ricci, kültürler arası felsefenin ilk büyük örneği sayılıyor: Bir geleneği öteki geleneğin kavramlarıyla anlatmanın hem imkânını hem bedelini gösterdi. Geçen hafta Nishan Forumu ve Çin'in bilgi sistemi tartışması üzerine yazdıklarımız, Ricci'nin dört yüz yıl önce açtığı sorunun hâlâ açık olduğunu gösteriyor: Kavramlar çevrilebilir mi, yoksa her çeviri bir dönüştürme midir?
7 Ekim 1885: Niels Bohr ve tamamlayıcılık
Niels Bohr 7 Ekim 1885'te Kopenhag'da doğdu; babası fizyoloji profesörü, annesi Yahudi bir banker ailesinden. 1913'te atomun kuantumlu modelini kurdu, 1922'de Nobel aldı, Kopenhag'daki enstitüsü kuantum mekaniğinin başkenti oldu. Fizikçi olarak tanınır; ama Bohr aynı zamanda 20. yüzyılın en etkili bilim filozoflarından biridir ve felsefi eğitimi tesadüf değildir: Gençliğinde Kierkegaard'ı okudu, Harald Høffding'in felsefe derslerini izledi, "Ekliptika" adlı tartışma kulübünde felsefe konuştu.
Felsefeye asıl katkısı tamamlayıcılık (komplementarite) kavramıdır (1927, Como konferansı). Kuantum nesneleri bazı deney düzenlerinde dalga, bazılarında parçacık gibi davranır; iki tasvir birbirini dışlar ama ikisi de gereklidir ve nesnenin tam betimlemesi ancak ikisi birlikte verilir. Bohr'a göre bu bir eksiklik değil, bilginin yapısının kendisidir: Gözlem, gözlenen sistemi değiştirir; "olgu" ancak deney düzeniyle birlikte tanımlanır; klasik dilden vazgeçemeyiz çünkü ölçümü ancak onunla anlatabiliriz. Einstein'la 1927'den 1935'e süren tartışması ("Tanrı zar atmaz" / "Tanrı'ya ne yapacağını söyleme") felsefe tarihinin büyük diyaloglarından biridir; EPR makalesine cevabı, gerçekliğin gözlemden bağımsız tanımlanabileceği varsayımını hedef alır. Bohr tamamlayıcılığı fiziğin dışına da taşıdı: Biyolojide mekanizm ile amaçlılık, psikolojide düşüncenin içeriği ile düşünme edimi, kültürlerde farklı yaşam biçimleri arasında benzer bir ilişki gördü. Yorumcular onu Kant'a, pragmatizme ve Kierkegaard'a bağladı; kendisi hiçbir okula girmedi. Bohr 1962'de öldü; mezarı Kopenhag'da, Kierkegaard'ın mezarından birkaç yüz metre uzakta.
8 Ekim 1973: Gabriel Marcel, problem ve gizem
Gabriel Marcel 8 Ekim 1973'te Paris'te öldü. 1889'da doğmuş, dört yaşında annesini kaybetmiş, agnostik bir babayla Protestan bir teyze tarafından yetiştirilmiş, 1929'da kırk yaşında Katolik olmuştu. Filozof olduğu kadar oyun yazarı, müzik eleştirmeni ve piyanistti; felsefi günlüğü Metafizik Günlük (1927) ve Olmak ve Sahip Olmak (1935) ile Fransa'da Sartre'dan önce varoluşçuluğun kapısını açtı; "varoluşçuluk" (existentialisme) kelimesinin Fransızcada ilk kez onun düşüncesi için kullanıldığı söylenir, kendisi bu etiketi reddedip "yeni-Sokratesçilik" dedi. Kierkegaard ve Jaspers'e yakındı; Sartre'ın "varoluşçuluk bir hümanizmdir" konferansına "ateist varoluşçuluk" olarak karşılık verdi.
Marcel'in düşüncesinin merkezinde iki ayrım var. Birincisi olmak ile sahip olmak: Sahip olma ilişkisi dünyayı nesneleştirir ve beni de nesneleştirir; bedenim "sahip olduğum" bir şey değil, "olduğum" şeydir. İkincisi, daha etkili olan, problem ile gizem ayrımı: Problem önümde duran, tekniğin çözebileceği, çözüldüğünde ortadan kalkan şeydir; gizem ise içinde bulunduğum, kendimi dışına çıkaramadığım şeydir: Kötülük, aşk, ölüm, varlık. Gizemi probleme indirgemek modern dünyanın temel hatasıdır; Marcel bu indirgemeye "soyutlama ruhu" dedi ve teknokrasiyi, "işlevselleşmiş insan"ı buradan eleştirdi. Umut, sadakat ve "kullanılabilirlik" (disponibilité, başkasına açık olma) onun temel kavramları. Ricoeur onun öğrencisiydi; Levinas'ın başkalık düşüncesi onunla akrabadır; Marcel'in "Sen" üzerine yazdıkları Buber'le aynı yıllarda ve bağımsız olarak gelişti. Bugün, yapay zekânın hakikati söyleyip söyleyemeyeceğini tartıştığımız günde, Marcel'in sorusu hâlâ keskin: Her şeyi probleme çeviren bir uygarlık, gizemi görebilir mi?
9 Ekim 2004: Jacques Derrida
Jacques Derrida 9 Ekim 2004'te Paris'te pankreas kanserinden öldü; 74 yaşındaydı. 1930'da Cezayir'de El-Biar'da Sefarad Yahudisi bir ailede doğmuş, 1942'de Vichy yasaları yüzünden okuldan atılmış, 1949'da Fransa'ya gelmiş, École Normale'de Husserl üzerine çalışmıştı. 1967 yılında üç kitap birden yayımladı: Ses ve Fenomen, Gramatoloji Üzerine, Yazı ve Fark. Bu üç kitap "yapısöküm"ü (déconstruction) felsefenin sözlüğüne soktu.
Yapısöküm bir yöntem ya da bir "yıkma" değil; metinlerin kendi içlerindeki gerilimleri, bastırdıkları karşıt terimleri ve dayandıkları hiyerarşileri açığa çıkaran bir okuma pratiği. Derrida'ya göre Batı metafiziği "mevcudiyet"i (presence) ayrıcalıklı kılar: Konuşma yazıya, akıl duyguya, öz görünüşe, erkek kadına, merkez kenara göre öncelikli sayılır. Bu hiyerarşiler kendi içlerinde çöker; çünkü üstün terim alt terime muhtaçtır. "Différance" (fark ile erteleme) kavramı anlamın hiçbir zaman tam olarak mevcut olmadığını, her zaman başka işaretlere gönderdiğini ve ertelendiğini söyler. 1980'lerden sonra Derrida'nın yazısı etik ve siyasete döndü: Dostluk, misafirperverlik, bağışlama, adalet ("yapısöküm adalettir"), Marx'ın hayaletleri, hayvan sorusu, ölüm cezası, egemenlik. Amerikan edebiyat bölümlerinde kahraman, analitik felsefede şüpheli, Cambridge'de 1992'de fahri doktorası tartışma konusu oldu; Habermas'la kavga etti, sonra barıştı; ölümünden önce son söyleşisinde "ben kendimle savaştayım" dedi.
Derrida'nın "arşiv", "iz" ve sorumluluk kavramlarını yapay zekâ bağlamında daha önce ele aldık. Ölümünün 22. yılında onu okumak hâlâ zor; ama bu zorluk, bir metnin anlamını tüketmenin imkânsızlığına dair bir derstir. Bu haftanın dört ismi arasında bir akrabalık var: Ricci kavramların çevrilebilirliğini, Bohr betimlemelerin tamamlayıcılığını, Marcel gizemin indirgenemezliğini, Derrida anlamın ertelenmesini düşündü. Dördü de aynı şeyi başka başka söylüyor: Hakikat tek bir dile, tek bir tasvire, tek bir okumaya sığmaz.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Felsefe Tarihinde Bugün: 5 Ekim — Diderot, Jonathan Edwards ve Václav Havel
5 Ekim, Aydınlanma'nın en huzursuz zihni Denis Diderot'nun (1713), Amerikan felsefesinin ilk büyük metafizikçisi Jonathan Edwards'ın (1703) ve 'iktidarsızların iktidarı'nı yazan oyun yazarı-cumhurbaşkanı Václav Havel'in (1936) doğum günü. Ansiklopedi, özgür irade ve yalan içinde yaşamak üzerine.
Denis Diderot

FELSEFE TARİHİNDE BUGÜN — 4 EKİM
4 Ekim: İoanna Kuçuradi'nin doksanıncı doğum günü ve cenaze töreni, Otto Weininger'in ölümü ve insanı yeniden düşünmek. Bazı tarihler yalnızca takvim yaprağı değildir. 4 Ekim 1936'da doğan Kuçuradi bugün, doğum gününde toprağa veriliyor; 1903'te Otto Weininger 23 yaşında Beethoven'ın öldüğü evde kendini öldürdü; 1570'te Péter Pázmány doğdu; 1582'de takvimden on gün silindi; 1669'da Rembrandt öldü; 1957'de Sputnik insanlığı yeryüzünün dışına taşıdı.







.jpg?width=500)






%20Family%20Mansion%2C%20Qufu%20(13044335945).jpg?width=600)
