Felsefe Tarihinde Bugün: 5 Ekim — Diderot, Jonathan Edwards ve Václav Havel
5 Ekim, Aydınlanma'nın en huzursuz zihni Denis Diderot'nun (1713), Amerikan felsefesinin ilk büyük metafizikçisi Jonathan Edwards'ın (1703) ve 'iktidarsızların iktidarı'nı yazan oyun yazarı-cumhurbaşkanı Václav Havel'in (1936) doğum günü. Ansiklopedi, özgür irade ve yalan içinde yaşamak üzerine.
Kültür Servisi
Kitap, dergi ve etkinlik haberleri.

5 Ekim, felsefe takviminde üç farklı yüzyıldan üç doğum gününü bir araya getiriyor ve üçü de aynı soruyu başka başka yerlerden soruyor: Bir insan, inandığı şeyle yaşadığı hayat arasındaki uçurumla ne yapar?
Denis Diderot (1713): Her şeyi bilmek isteyen adam
Denis Diderot 5 Ekim 1713'te Champagne'ın Langres kasabasında bir bıçakçı ustasının oğlu olarak doğdu. Cizvitlerde okudu, rahip olması bekleniyordu; Paris'e gidip hukuk okumayı bıraktı, on yıl boyunca ders vererek, çeviri yaparak, borç içinde yaşadı. Babası onu reddetti. Sonra hayatının işi geldi: 1747'de, aslında İngilizce bir ansiklopedinin çevirisi olarak başlayan projenin editörlüğünü d'Alembert'le birlikte üstlendi. Encyclopédie yirmi beş yıl sürdü, on yedi cilt metin ve on bir cilt levhaya ulaştı, iki kez yasaklandı, d'Alembert yarı yolda bıraktı, yayıncı bazı maddeleri Diderot'dan gizlice sansürledi. Diderot bitirdi.
Ansiklopedi'nin devrimci yanı içeriği kadar biçimiydi: Teoloji ile saraçlık aynı alfabetik düzende yan yana duruyordu; çapraz göndermeler (renvois) okuru dindar bir maddeden onu çürüten bir maddeye sessizce yönlendiriyordu; zanaatkârların atölyelerinde çizilen levhalar, elin bilgisini kafanın bilgisiyle eşit kılıyordu. Bilginin bir ağaç değil bir ağ olduğu fikri, modern ansiklopediden internete kadar uzanan çizginin başlangıcı sayılır.
Ama Diderot'nun felsefi dehası ansiklopedide değil, yaşarken yayımlamadığı metinlerde. Rameau'nun Yeğeni (bir filozofla parazit bir dâhinin diyaloğu; ahlak ile deha, erdem ile başarı arasındaki uçurum üzerine edebiyatın en rahatsız edici metinlerinden biri), D'Alembert'in Rüyası (maddenin kendi başına duyarlı ve örgütlenebilir olduğunu savunan, türlerin değişebilirliğini Darwin'den bir yüzyıl önce sezen materyalist bir felsefi rüya), Kaderci Jacques (anlatının kendisiyle oynayan, "özgür irade var mı" sorusunu bir yol hikâyesine dönüştüren roman), Bougainville Seyahatine Ek (Tahiti üzerinden Avrupa ahlakının bir doğa yasası değil bir gelenek olduğunu gösteren diyalog). Diderot sistem kurmadı; tersine, sistemin kendisinden kuşku duydu. "Ben ve filozof-ben birbirine benzemez" türünden cümleler kurdu; tutkuyu akla karşı savundu, aklı tutkuyla dengeledi. Hegel Rameau'nun Yeğeni'ni Tinin Fenomenolojisi'nde "parçalanmış bilinç"in örneği olarak kullandı; Goethe çevirdi; Marx'ın en sevdiği yazar olduğu söylenir.
Diderot 1784'te Paris'te öldü. Kütüphanesini daha önce Rusya Çariçesi II. Katerina'ya satmış, Katerina kütüphaneyi ölümüne kadar onda bırakıp maaş da bağlamıştı. 1773'te St. Petersburg'a gidip Çariçe'yle aylarca her gün konuştu; döndüğünde aydın despotluğa inancı sarsılmış, "filozof ile hükümdar" ilişkisinin sınırlarını görmüştü. Bugün onu "Aydınlanma'nın en modern zihni" diye anıyoruz: Çünkü Diderot, Aydınlanma'nın kendi karanlığını da düşünen filozoftu.
Jonathan Edwards (1703): Özgürlük, zorunluluk ve Tanrı
Aynı gün, on yıl önce, Atlantik'in öbür yakasında Connecticut'ta Jonathan Edwards doğdu. Çoğu okur onu "Büyük Uyanış"ın vaizi, "Öfkeli Bir Tanrının Elindeki Günahkârlar" vaazının yazarı olarak bilir. Oysa Edwards aynı zamanda Amerikan topraklarında yetişmiş ilk büyük sistematik metafizikçidir. Yale'e on üçünde girdi, Locke'u ve Newton'u genç yaşta okudu; on dokuzundayken yazdığı notlarda idealist bir metafizik geliştiriyordu: Maddenin varlığı, Tanrı'nın zihnindeki sürekli bir var etmedir; dünya her an yeniden yaratılır.
Başyapıtı Freedom of the Will (1754), özgür irade tartışmasının klasiklerinden. Edwards, iradenin "kendini belirleme" gücü olduğunu savunan Arminiusçulara karşı, her seçimin bir nedeni olduğunu ve iradenin her zaman "zihnin o anda en güçlü gördüğü güdü"yü izlediğini savundu. Özgürlük, dışsal zorlamanın yokluğudur; nedensizlik değildir. Bu, bugün uyumluluk (compatibilism) denilen pozisyonun en titiz erken savunmalarından biri ve Hume'la aynı yıllarda, ondan bağımsız olarak geliştirildi. The Nature of True Virtue'da ise erdemi "varlığın geneline duyulan iyilikseverlik" olarak tanımladı; dar kendini sevmenin ya da kabile ahlakının erdem olmadığını, gerçek erdemin varlığın bütününe açılmak olduğunu savundu. 1758'de Princeton'ın (o zamanki adıyla New Jersey Koleji) başkanı olduktan haftalar sonra, çiçek aşısının yan etkisiyle öldü. Amerikan pragmatizminden Perry Miller'ın kanonlaştırmasına kadar, Amerikan düşüncesinin ilk büyük zihni olarak anılmaya devam ediyor.
Václav Havel (1936): Yalan içinde yaşamak
Václav Havel 5 Ekim 1936'da Prag'da varlıklı bir ailede doğdu; komünist rejim "burjuva kökeni" yüzünden üniversiteye almadı. Laboratuvar teknisyenliği yaptı, akşam okuluna gitti, tiyatroda sahne işçisi olarak başladı ve 1960'larda absürt oyunlarıyla (Bahçe Partisi, Tebligat) Avrupa'nın tanınan yazarlarından biri oldu. 1968 işgalinden sonra oyunları yasaklandı; bira fabrikasında çalıştı, Charta 77'nin sözcüsü oldu, toplam beş yıla yakın hapis yattı. 1989'da Kadife Devrim'in simgesi, ardından Çekoslovakya'nın son ve Çek Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanıydı.
Felsefe açısından Havel'in önemi iki metinde toplanır. İktidarsızların İktidarı (1978), totaliter sonrası sistemin yalnızca baskıyla değil, herkesin bildiği yalanlara herkesin katılmasıyla ayakta kaldığını anlatır: Vitrinine "Dünyanın bütün işçileri, birleşin!" yazısını asan manav bu slogana inanmaz, yazıyı asmayanın başına gelecekleri bilir; ve tam bu küçük jestle sistemi yeniden üretir. Havel'in çıkışı "hakikat içinde yaşamak"tır: Büyük bir devrim değil, yalanı tekrarlamayı bırakmak. Hapisten eşine yazdığı Olga'ya Mektuplar ise Heidegger ve Patočka'nın izinde bir sorumluluk felsefesi geliştirir; insanın "varlığın mutlak ufku" önünde kendini sorumlu hissetmesini, Havel'in öğretmeni sayılabilecek fenomenolog Jan Patočka'nın "sarsılmışların dayanışması" fikrini sürdürür. Patočka Charta 77 sorgusunun ardından ölmüştü; Havel onun mirasını siyasete taşıdı.
Üç isim, üç yüzyıl. Diderot inancı yitirdi ve bilgiyi örgütledi; Edwards inancı sistemleştirdi ve özgürlüğü yeniden tanımladı; Havel bir ideolojinin yalanlarına karşı hakikat içinde yaşamayı savundu. Ortak noktaları şu: Üçü de, düşüncenin bir hayata dönüşmediği yerde felsefenin bitmediğini, ama bir şey eksik kaldığını biliyordu.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

FELSEFE TARİHİNDE BUGÜN — 4 EKİM
4 Ekim: İoanna Kuçuradi'nin doksanıncı doğum günü ve cenaze töreni, Otto Weininger'in ölümü ve insanı yeniden düşünmek. Bazı tarihler yalnızca takvim yaprağı değildir. 4 Ekim 1936'da doğan Kuçuradi bugün, doğum gününde toprağa veriliyor; 1903'te Otto Weininger 23 yaşında Beethoven'ın öldüğü evde kendini öldürdü; 1570'te Péter Pázmány doğdu; 1582'de takvimden on gün silindi; 1669'da Rembrandt öldü; 1957'de Sputnik insanlığı yeryüzünün dışına taşıdı.
İoanna Kuçuradi, Ludwig Wittgenstein








.jpg?width=500)







