Japonya'da felsefe tarihinin "sessizliği" sorgulanıyor: Cinsiyet neden yüzyıllarca konuşulmadı?
Tokyo yakınlarındaki Dokkyo Üniversitesi 9 Ekim'de Wuppertal'den Friederike Kuster'i konuk ediyor: 'Konuşkan Sessizlik: Felsefe Tarihinde Cinsiyet Kategorisi.' Soru şu: Antik Yunan'dan 20. yüzyıla filozoflar cinsiyet üzerine düşündü; peki bu tema akademik felsefede neden 20. yüzyıla kadar neredeyse hiç 'alınmadı'? Ardından iki günlük bir tarih felsefesi atölyesi: Platon'dan Hegel'de İslam'a.
Dış Haberler Servisi
Yurt dışı felsefe gündemini izler.
.jpg?width=1600)
Japonya'da bu hafta yapılacak bir konferans, felsefe tarihinin kendisini sorgulayan bir başlık taşıyor: "Konuşkan Sessizlik: Felsefe Tarihinde Cinsiyet Kategorisi" (雄弁な沈黙 — 哲学史における性というカテゴリー). Saitama'daki Dokkyo Üniversitesi 9 Ekim Cuma akşamı Wuppertal Üniversitesi'nden Friederike Kuster'i konuk ediyor; konuşma Almanca yapılacak, Japonca çeviri metni dağıtılacak ve soru-cevap bölümünde çeviri sağlanacak. Katılım serbest.
Davet metni sorunu şöyle kuruyor: Felsefe tarihine bakıldığında, Antik Yunan'dan 20. yüzyıla kadar pek çok filozofun cinsiyet teması üzerine düşünce biriktirdiği görülür. Buna rağmen, 20. yüzyıla kadar bu tema akademik felsefe araştırmasında neredeyse hiç alımlanmadı. Bu alımlama "sessizliği" ne anlatıyor? Ve bu sessizliği kırıp felsefe tarihinde cinsiyet kategorisi hakkında söylenmiş olanları bugün öğrenmek bize ne gösterir? Kuster, bu sorulardan hareketle felsefe tarihindeki birkaç cinsiyet kavrayışının özelliklerini izleyecek ve cinsiyet kavramının tarihsel karakteri ile bugüne taşıdığı mesajı tartışacak.
"Felsefe cinsiyet hakkında konuşmadı" mı?
İlk bakışta cevap kolay: Elbette konuştu. Platon'un Devlet'inde kadınların yönetici sınıfa katılması, Şölen'de Diotima; Aristoteles'in kadını "eksik erkek" sayan biyolojisi; Augustinus ve Aquinas'ta beden ve günah; Rousseau'nun Emile'inde Sophie'nin eğitimi; Kant'ın "güzel" ve "yüce" cinsiyetler ayrımı; Hegel'in Antigone okuması ve ailede kadının yeri; Schopenhauer'ın ve Nietzsche'nin kadın üzerine kışkırtıcı pasajları; Freud. Felsefe tarihinde kadınlık, erkeklik, cinsellik ve cinsiyet üzerine düşünce yığını büyük. Ama konferansın sorusu daha incelikli: Bu düşünceler neden uzun süre felsefenin meşru konusu sayılmadı? Mesele yalnızca ne söylendiği değil, neyin "felsefe" olarak kabul edildiği. Platon'un idealar kuramı ders kitaplarında yüz sayfa tutarken, kadınlar hakkında söyledikleri neden dipnotta kaldı?
Sessizlik de bir düşünce biçimidir
Felsefe tarihi yalnızca yazılanlardan oluşmaz; bazen susulanlar daha çok şey söyler. Bir konu sürekli dışarıda bırakılıyorsa bunun bir nedeni vardır ve o neden, disiplinin kendini nasıl tanımladığıyla ilgilidir. Kuster'in başlığındaki "konuşkan sessizlik" oksimoronu tam bunu anlatıyor: Susmanın kendisi bir şey söyler. Bu soruyu sormak, felsefe tarihinin tarafsız bir isimler listesi olmadığını kabul etmektir.
Son yarım yüzyılda feminist felsefe tarihçiliğinin en önemli katkısı da buydu. Genevieve Lloyd'un The Man of Reason kitabından bu yana yürütülen çalışma, felsefe tarihine kadın isimleri eklemekten fazlasını yaptı: "Akıl" kavramının kendisinin nasıl cinsiyetlendirildiğini, hangi soruların "felsefi" sayıldığını sorguladı. Beden, bakım, üreme, cinsellik, ev içi emek, duygular, iktidar... Bunların yalnızca sosyal bilimlerin ya da siyasetin meseleleri olmadığı, insanın varoluşuna ilişkin felsefi sorular olduğu savunuldu. Feminist felsefe böylece felsefeye yeni konular eklemekle kalmadı, felsefenin sınırlarını değiştirdi. Kuster bu geleneğin Almanya'daki temsilcilerinden; Rousseau'da cinsiyet düzeni üzerine çalışmaları ve Aydınlanma'nın kadın okumalarıyla tanınıyor.
Üç günlük program
Dokkyo'daki etkinlik yalnızca bu konferanstan ibaret değil. 10-11 Ekim'de "Tarih Felsefesinin Yüzleri (I)" (Facetten der Geschichtsphilosophie) başlıklı, Almanca yürütülen iki günlük bir atölye yapılacak. Program Klasik Alman Felsefesi'nin tarih düşüncesini merkeze alıyor ama çok daha geniş: Dokkyo'dan Ryo Okazaki'nin girişinden sonra Kokushikan'dan Mai Oki-Suga Platon'da mit, şiir ve polis ilişkisini; Osaka Ekonomi Üniversitesi'nden Soichiro Sumida Marx'ta reel kapitalizmin dünya tarihini; Doshisha'dan Shunsuke Kutomi Kant'ta "anlaşılır bir kolektif özne olmaksızın tarih"i (türün ilerlemesi, kayra ve tarih işaretleri) ele alacak. Kuster ikinci kez kürsüye çıkıp Rousseau, Condorcet ve Kant'ta Aydınlanmacı tarih düşüncesinin türlerini anlatacak. Pazar günü Hitotsubashi'den Masanori Kashiwazaki Bruno Bauer ve Marx'ta genç Hegelci radikal tarihselciliğin iki gelişim çizgisini, Hosei'den Tatsuya Maruyama Schiller'in tarih felsefesini ve şiirsel hakikati, Köln'den Eva Bockenheimer Hegel ve Marx'ta tarihi diyalektik süreç olarak, Kyoto'dan Taiju Okochi ise Hegel'in tarih kavrayışında İslam'ı tartışacak.
Bu ayrıntı önemli: Cinsiyet tartışması burada felsefe tarihinden kopuk ayrı bir "alan" olarak değil, Platon'dan Hegel'e felsefenin tarihsel gelişimiyle aynı programda ele alınıyor. Japonya'daki Alman felsefesi araştırmalarının gücünü de gösteriyor: Program neredeyse tamamen Almanca ve konuşmacıların çoğu Japon üniversitelerinden.
Asıl soru
Bu toplantının asıl sorusu belki şu: Bir düşünce tarihini yalnızca yazılmış metinlerle mi anlatmalıyız, yoksa o dönemde hangi soruların sorulmasına izin verilmediğini de araştırmalı mıyız? İkincisini kabul edersek felsefe tarihi değişir. Ve belki de en ilginç filozoflar bazen yazdıklarıyla değil, sormadıkları ya da sorulmasına izin vermedikleri sorularla anlaşılmaya başlanır.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler
.jpg?width=1600)
Nishan Forumu: Konfüçyüsçülük yapay zekâ çağında yeniden sahnede
Konfüçyüs'ün doğum yeri Qufu'da 28-29 Eylül'de toplanan 12. Nishan Dünya Medeniyetler Forumu'na 49 ülkeden 340'tan fazla konuk katıldı. Ana tema 'medeniyet, düzen, adalet'ti; ama en çok konuşulan alt başlık 'yapay zekâ ve dünya uyumu' oldu. Ren ve yi algoritmaya gömülebilir mi? Çin'in küresel felsefe iddiasının yeni sahnesi.
Konfüçyüs, Yanis Varoufakis
.jpg?width=1600)







.jpg?width=500)







