2025–2026'nın öne çıkan felsefe kitapları: Neiman, Spiegel, Ganeri, Ivanovic, Han, Žižek, Habermas
Bu haftaki üçüncü kitap yazısı; yalnızca sitede daha önce yer almamış başlıklar. Bugün çıkan üç kitap — Neiman'ın 'Kötülük Diyelim'i, Spiegel'in 'Aptallık ve Kendine Kapanma'sı, Ganeri'nin Hint felsefesine girişinin ikinci baskısı — ve Ivanovic'in insani yardım eleştirisi; ardından Han'ın 'Saygısız', Žižek'in 'Sıfır Noktası' ve Habermas'ın felsefe tarihinin üçüncü cildi. Ortak tema: Yargılamayı yeniden öğrenmek.
Bu haftanın üçüncü kitap yazısı. Bize ulaşan on dört kitaplık listenin yarısı — Schwitzgebel, Keeling ve Street, Cappelen ve Sterken, Nussbaum'un Aşkın Cumhuriyeti, Alexy'nin Hukukun İdeal Boyutu, Butler'ın Türkçedeki Kim Korkar Toplumsal Cinsiyetten? — sitemizde daha önce ayrı ayrı ele alındı; onları tekrarlamıyoruz. Bu yazı yalnızca ilk kez yer verdiğimiz yedi kitabı ele alıyor ve dördü tam bugün, 16 Eylül'de raflara çıkıyor.
Susan Neiman — Call It Evil: Understanding the Trump Era (W. W. Norton, 2026)#
Dün ABD'de yayımlanan kitap, bu ayın en çok konuşulacak felsefe kitabı. Berlin'deki Einstein Forum'un yöneticisi Susan Neiman, Modern Düşüncede Kötülük (2002) ve Ahlaki Netlik (2008) ile kötülük kavramının felsefi tarihini yazmıştı; yeni kitabı bu programı güncel siyasete uyguluyor. Yayınevinin tanıtımına göre kitap "Donald Trump hakkında değil, onun galip gelmesine izin veren koşullar hakkında"; tezi, "kötülük" sözcüğünün geçmişin kalıntısı ya da kaçınılması gereken bir terim olmadığı, demokrasiye yönelik tehditleri anlamak için "hayati bir mercek" olduğu.
Neiman'ın iddiası provokatif: Modern düşünce, kötülük kavramını fazla dinî, metafizik ya da naif bulduğu için terk etti; ama bunun siyasal bir bedeli var. Bazı siyasi davranışları yalnızca "stratejik hata", "popülizm" ya da "otoriter eğilim" diye tanımlamak, onların ahlaki boyutunu görünmez kılar. Neiman, Arendt'in "kötülüğün sıradanlığı" kavramını ciddiye alarak ama ötesine geçerek, adlandırmanın kendisinin bir direniş biçimi olduğunu savunuyor. 240 sayfa; İngiltere baskısı ekimde. Bu hafta sitemizde ele aldığımız Erasmus Ödülü'nün "Ecce Homo" teması ve McWhorter'ın kişilik eleştirisi ile birlikte okunduğunda, 2026'nın ahlak felsefesinin "yargılamayı yeniden öğrenmek" etrafında döndüğü görülüyor.
Bu hafta on beş kitabı tek tek tanıttık; bu yazı onları tekrar anlatmıyor. Bunun yerine bir okuma haritası: Hangi soruyu soruyorsanız hangi kitaptan başlamalısınız? Ve haritaya bu hafta eklenen yeni bir başlık: Thaddeus Metz'in Afrika felsefesinden beslenen 'ilişkisel adalet kuramı' — yapay zekâ kitabı olmadığı hâlde yapay zekâ çağının en önemli sorusunu soran bir kitap.
Thomas J. Spiegel — Stupidity and Self-Absorption (Routledge, 2026)#
Routledge'ın Çağdaş Felsefe Çalışmaları dizisinde bugün yayımlanması planlanan kitap, insan aptallığını bilişsel bir eksiklik olarak değil, gerçekliğe direnmenin ve kendine kapanmanın varoluşsal bir biçimi olarak inceliyor. Aptallık felsefesinin uzun ama dağınık bir geçmişi var — Erasmus'un Deliliğe Övgü'sü, Flaubert'in Bouvard ve Pécuchet'si, Musil'in 1937 tarihli "Aptallık Üzerine" konferansı, Bonhoeffer'in hapishaneden yazdığı "aptallık, kötülükten daha tehlikeli bir düşmandır" notu. Spiegel bu geleneği fenomenolojik bir çerçeveye taşıyor: Aptal, bilmeyen değil, bilmek istemeyendir; kendine kapanmış, dünyanın itirazına kulağını tıkamış öznedir.
Kitabı bugün özellikle ilginç kılan şey şu: Yapay zekâ daha "akıllı" hâle geldikçe insanın aptallığı daha görünür hâle gelebilir — ve bu hafta sitemizde işlediğimiz Navier–Stokes dosyasındaki "doğrulama ile kavrayış" ayrımı, aptallık için de geçerli: Doğru cevabı bilen makine, kendine kapanmış insanı açamaz. Belki de yapay zekâ çağının en önemli felsefi problemi makinenin zekâsı değil, insanın kendi aptallığıyla ne yapacağıdır.
Jonardon Ganeri — Philosophy in Classical India: An Introduction, 2. baskı (Routledge, 2026)#
Toronto Üniversitesi'nden Jonardon Ganeri'nin klasik Hint felsefesine giriş kitabının kapsamlı biçimde güncellenmiş ikinci baskısı bugün yayımlanıyor; yeni baskıda Theravāda Budizmi ve Mīmāṃsā okulu üzerine yeni bölümler var. Ganeri'nin projesi otuz yıldır aynı: Hint felsefesini dinî-mistik bir gelenek olarak değil, analitik felsefeyle aynı masada konuşabilecek — mantık, epistemoloji, zihin felsefesi ve dil felsefesinde özgün konumları olan — güçlü bir felsefi gelenek olarak ele almak. Nyāya epistemolojisinin tanıklık kuramı, Budist "ben-sizlik" öğretisinin kişisel kimlik tartışmasına katkısı, Mīmāṃsā'nın dil felsefesi: Bunlar Ganeri'ye göre Batı felsefesinin "egzotik" ekleri değil, aynı sorulara verilmiş alternatif cevaplardır. Bu hafta Metz'in ubuntu adaleti ve bugün Yamazaki Ansai vesilesiyle söylediğimiz şeyin ders kitabı: Felsefe tek bir geleneğin malı değil.
Mlado Ivanovic — Holding Hands with Death: Ethical Promises and Political Failures of Our Humanitarian Present (Brill, 2026)#
Bugün yayımlanan kitabın başlığı kadar konusu da ağır: İnsani yardım, acı, merhamet ve siyasal başarısızlık. Ivanovic, çağdaş insani yardım rejimlerinin acıyı görünür kılarken, acıyı üreten siyasal yapıları sorgulamaktan uzaklaşabildiğini savunuyor: Yardım, adaletin yerini alan bir ahlaki teselliye dönüşebilir. Kitap fenomenoloji, eleştirel kuram, ahlak ve siyaset felsefesini bir araya getiriyor; Arendt'in "merhamet siyaseti"ne yönelttiği eleştiriyi ve Agamben'in "çıplak hayat" kavramını, Gazze'den Sudan'a bugünün insani felaketlerine uyguluyor. Yayınevi kaydı Brill; künye yayınevi kataloğundan teyit edilmeli.
Byung-Chul Han — Without Respect: A Social Crisis (2026)#
Han'ın Almanca Ohne Respekt kitabının İngilizce çevirisi bu yıl çıktı. Matthes & Seitz'ın tanıtımına göre Han, dijital çağın bir dönüşümünü teşhis ediyor: Saygının yerini dikkat aldı. Nezaketin yerini utandırma, topluluğun yerini benzer düşünceli dijital kabileler. Han'a göre saygı, demokrasi ve kamusal tartışma için estetik ve etik bir mesafe yaratır — saygı (respectus), Latince "geriye bakmak"tan gelir, yani uzaklık gerektirir; bu mesafe kaybolduğunda toplum "günlük küçük bir iç savaş"a dönüşür. Han'ın Anlatının Krizi'ni sitemizde Türkçeye çevrildiğinde ele almıştık; Saygısız, aynı teşhisin siyasal versiyonu.
Slavoj Žižek — Zero Point (Bloomsbury, 2025) ve Against Progress (Bloomsbury, 2024)#
Žižek'in son iki kısa kitabı, sitemizde daha önce ele aldığımız Liberal Faşizmler ile birlikte bir üçleme oluşturuyor. Against Progress (Ekim 2024, 136 sayfa), "ilerleme" fikrine saldırıyor: Tarih kendiliğinden daha iyiye gitmez ve ilerleme söylemi, bugün yapılan yıkımı gelecekteki hayali bir kurtuluş adına meşrulaştırabilir. Yapay zekâ şirketlerinin "bir sonraki model daha iyi olacak" vaadi bu eleştirinin tam hedefi; bu hafta sitemizde Amodei'nin yavaşlama çağrısını tartışırken sorduğumuz soru — daha ileri gitmek daha iyiye gitmek midir? — Žižek'in sorusudur. Zero Point (Mart 2025) ise "yenilgi" ile "felaket" arasındaki ayrım üzerinden çağdaş krizleri ele alıyor ve Lenin'in "yüksek dağa tırmanırken geri çekilme" metaforunu kullanıyor: Sıfır noktası son değil, yeniden başlamak için zorunlu bir geri çekilme alanıdır.
Jürgen Habermas — Also a History of Philosophy, Cilt III: Rational Freedom (Polity, 2025)#
Bu yıl kaybettiğimiz Habermas'ın — sitemizdeki anma yazımız — dev felsefe tarihi projesinin üçüncü ve son cildi. Alt başlık: Akılsal Özgürlük: İnanç ve Bilgi Söyleminin İzleri. Hume ve Kant'tan başlayarak Alman idealizmine, Hegel'e, Marx'a, Kierkegaard'a ve Peirce'e uzanıyor. Habermas'ın yaptığı şey sıradan bir "filozoflar tarihi" değil; felsefe tarihini, kendi iletişimsel akıl anlayışının tarihsel köklerini — inanç ile bilginin nasıl ayrıldığını ve aklın nasıl "özgürleştiğini" — araştırmak için kullanıyor. Üç cilt birlikte okunduğunda, doksan yaşını aşmış bir filozofun kendi felsefesinin entelektüel otobiyografisini yazdığı görülüyor. Son cildin ölümünden önce tamamlanmış olması, yirminci yüzyılın son büyük sistem kurucusunun projesini bitirebildiği anlamına geliyor.
Yedi kitap, tek bir tema: Yargılamayı yeniden öğrenmek. Neiman kötülüğü adlandırmayı, Spiegel aptallığı tanımayı, Ivanovic merhametle adaleti ayırmayı, Han saygının mesafesini, Žižek ilerleme masalını reddetmeyi, Habermas aklın inançtan nasıl ayrıldığını, Ganeri ise bütün bunların Batı dışında da düşünüldüğünü hatırlatıyor. Bu haftanın yapay zekâ kitapları "makine ne yapabilir?" diye soruyordu; bu haftanın ahlak kitapları "insan ne yapmalı?" diye soruyor. İki soru arasında, 2026'nın felsefesi yazılıyor.
Yayın tarihleri yayınevi kataloglarına dayanmaktadır; bazı kitapların ülkeye göre farklı tarihleri olabilir. Listedeki daha önce ele alınmış kitaplar için sitemizin Kitaplar sayfasına bakılabilir.
Dünkü listenin devamı: Bu kez zihin ve makine ekseni. Michael Pollan bilincin bitkilerden yapay zekâya nerede başladığını soruyor; Yuk Hui Kant'ı makine çağında yeniden okuyor; Iain Thomson Heidegger'i ChatGPT'yle yüzleştiriyor; Wittgenstein-Turing hattı ikinci ciltte yönetişime geçiyor. Ve 2025-2026 felsefesinin büyük hikâyesi: Özne olmanın kendisi.
On kitap, üç soru. Schwitzgebel'in bilinç şüpheciliğinden Keeling ve Street'in yapay zekâ refahına, Wittgenstein ile Turing'in yeniden buluşmasından Harvey'nin Kapital anlatısına, Batchelor'ın Sokrates ile Buda'sından Hart'ın tanrılar diyaloğuna: Son iki yılın felsefe yayıncılığı, 'insan olmayan bir varlık ne zaman biri hâline gelir?' sorusunun etrafında toplanıyor.