NASSP Kitap Ödülü Ladelle McWhorter'a: "Kişi olmaktan vazgeçebilir miyiz?"
Kuzey Amerika Sosyal Felsefe Derneği'nin 2026 Kitap Ödülü, Foucault geleneğinin en iyi soykütükçülerinden Ladelle McWhorter'ın Unbecoming Persons kitabına verildi. Tez sert: 'Kişi' kavramı, sömürgecilik, kölelik ve çevre yıkımını sürdürmek için üretildi; iyi bir hayat belki de kişi olmadan yaşanabilir. Sen'den Shelby'ye, Benhabib'den Lackey'e uzanan bir ödülün 2026 tercihi.
Dış Haberler Servisi
Yurt dışı felsefe gündemini izler.
.jpg%3Fwidth%3D1600&w=3840&q=75)
Kuzey Amerika Sosyal Felsefe Derneği'nin (NASSP) her yıl verdiği Kitap Ödülü'nün 2026 sahibi belli oldu: Richmond Üniversitesi'nden Ladelle McWhorter, Unbecoming Persons: The Rise and Demise of the Modern Moral Self — "Kişi Olmaktan Çıkmak: Modern Ahlaki Benliğin Yükselişi ve Çöküşü" — (Chicago Üniversitesi Yayınları, Kasım 2025) ile ödülü aldı. Dernek, ödül sahibini yıllık toplantısında bir genel oturumla onurlandırıyor; seçici kurul üyeleri kitabı tartışıyor, yazar cevap veriyor.
Ödül neden önemli?
NASSP Kitap Ödülü, parasal büyüklüğüyle değil, listesiyle konuşan ödüllerden. 1992'den beri verilen ödülün sahipleri arasında Stephen Toulmin (Cosmopolis), Martha Nussbaum (Sex and Social Justice), Seyla Benhabib (The Rights of Others), G. A. Cohen (Rescuing Justice and Equality), Amartya Sen (The Idea of Justice), Tommie Shelby (Dark Ghettos), Rahel Jaeggi (Critique of Forms of Life) ve — bugün sitemizde ele aldığımız Miranda Fricker çizgisinin doğrudan devamı olan — Jennifer Lackey (Criminal Testimonial Injustice) var. Ödül, sosyal felsefenin son otuz yılda nereye gittiğinin bir haritası: adaletten tanınmaya, tanınmadan yaşam biçimlerinin eleştirisine.
McWhorter'ın seçilmesi bu haritada bir adım daha: Adalet kuramlarının hepsinin varsaydığı şeyin — kişi kavramının — kendisini sorgulayan bir kitap.
Kitap ne söylüyor?
McWhorter, Foucault geleneğinde çalışan bir soykütükçü; daha önce Bodies and Pleasures (1999) ve Racism and Sexual Oppression in Anglo-America (2009) ile tanınıyordu. Yeni kitabın çıkış noktası bir yorgunluk: Ekolojik kriz, ekonomik adaletsizlik ve siyasal şiddet karşısında "iyi bir kişi olmak"ın ahlaki talepleri neredeyse taşınamaz hâle geldi. McWhorter'a göre bu gerilim bir kaza değil, tasarım: Kişilik hakkındaki fikirlerimiz, yüzyıllar süren sömürgeciliği, köleliği ve çevre yıkımını sürdürmek için ortaya çıktı.
Kitabın soykütüğü yedi bölümde ilerliyor. Antik dünyadan İngiliz İç Savaşları'na "kişi" kavramının ataları; John Locke'ta kişi kavramının Tanrı'nın üç "kişi"si — Teslis — ile bağlantısı ve "yargının öznesi/yargıya tabi" olarak kurulması; kişiliğin Afrikalı kölelere dayatılması ve yerli halkların direnişi; on dokuzuncu yüzyıl ABD'sinde egemen kişiler, kişi-olmayanlar ve şirket kişiliği. Sonra iki sorgulama bölümü — mülkiyet ve bireysellik — ve bir kapanış: "Kişilikten Sonra Hayatı Tahayyül Etmek."
Kitabın en çok tartışılacak tezi son bölümde. McWhorter şu soruyu soruyor: Hiç kişi olmalı mıyız — yoksa bireyciliğin kısıtları ve özerklik yanılsaması olmadan da iyi bir hayat yaşanabilir mi? Kimlik, kendini geliştirme ve kurtuluş saplantılarımıza karşı, birlikte yaşamanın daha iyi bir yolunu arıyor. Kolay cevaplar bulmadığını kendisi söylüyor; ama önerdiği etik, hem çıkarcılığı hem fedakârlığı reddedip sürekli bağımlılığı, topluluğu ve Dünya'yı kucaklayan bir etik. Yayınevinin tanıtımındaki ifadeyle: "bireysellik yerine aidiyete dayalı yeni bir etik için cesur bir vizyon."
Neden şimdi?
Ödülün zamanlaması ilginç. Bu hafta sitemizde robot hakları ve Erasmus Ödülü'nün "Ecce Homo" teması vesilesiyle "kişi" kavramının sınırlarını — kimin kişi sayılacağını — tartıştık. McWhorter tartışmayı ters yüz ediyor: Sorun sınırın nereden geçtiği değil, kavramın kendisi. Kişilik, tarihsel olarak, kimin mülk sahibi olabileceğini, kimin yargılanabileceğini ve kimin mülk sayılacağını belirlemek için üretilmiş bir araçtı; şirketlere kişilik verilirken köleleştirilmiş insanlara verilmemesi bu aracın kazası değil, işlevi.
Bu tez elbette itiraz çekecek. Kişi kavramı aynı zamanda insan haklarının, rızanın, özerkliğin ve — Fricker'ın diliyle — bilen özne olmanın zeminidir; kavramı terk etmek, onunla korunanları da savunmasız bırakabilir. McWhorter'ın cevabı, kavramın koruduklarının kavramdan daha eski ve daha derin olduğu — aidiyetin kişilikten önce geldiği. Todd May'in kitap için söylediği gibi: "Kişilik kavramının bizi birbirimizden yalıtmada oynadığı rolü gösteriyor ve dayanışmaya giden yollar açıyor."
Foucault, "insan"ın kumsaldaki bir yüz gibi silinebileceğini yazmıştı. McWhorter, silinmesi gerekenin insan değil "kişi" olduğunu söylüyor — ve bunun bir kayıp değil, bir rahatlama olabileceğini. Ödül komitesi, sosyal felsefenin bu soruyu ciddiye alması gerektiğine karar verdi.
NASSP Kitap Ödülü, North American Society for Social Philosophy tarafından bir önceki yıl yayımlanmış kitaplara veriliyor; 2027 ödülü için 2026'da yayımlanan kitapların adaylık süresi 31 Aralık 2026'da kapanıyor. Ladelle McWhorter'ın Wikimedia Commons'ta serbest lisanslı fotoğrafı bulunmadığından kapakta kitabın yayınevinin bağlı olduğu Chicago Üniversitesi'nin kütüphanesi kullanılmıştır.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler
.jpg%3Fwidth%3D1600&w=3840&q=75)
Erasmus Ödülü 2026 Steve McQueen'e: "Ecce Homo" — İşte insan
Hollanda'nın Erasmus Ödülü bu yıl bir filozofa değil, bir sinemacıya gitti; ama temasıyla felsefenin tam ortasında: Ecce Homo, insana bak. Habermas, Jaspers, Kolakowski, Dennett ve Haraway'in aldığı ödülü 12 Years a Slave'in yönetmenine veren komite, bakışın ahlaki bir edim olduğunu söylüyor. Yapay zekânın insanı 'veri' olarak gördüğü bir yılda, bu tercih tesadüf değil.
Daniel C. Dennett








.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


