Erasmus Ödülü 2026 Steve McQueen'e: "Ecce Homo" — İşte insan
Hollanda'nın Erasmus Ödülü bu yıl bir filozofa değil, bir sinemacıya gitti; ama temasıyla felsefenin tam ortasında: Ecce Homo, insana bak. Habermas, Jaspers, Kolakowski, Dennett ve Haraway'in aldığı ödülü 12 Years a Slave'in yönetmenine veren komite, bakışın ahlaki bir edim olduğunu söylüyor. Yapay zekânın insanı 'veri' olarak gördüğü bir yılda, bu tercih tesadüf değil.
Dış Haberler Servisi
Yurt dışı felsefe gündemini izler.
.jpg%3Fwidth%3D1600&w=3840&q=75)
Hollanda'nın en prestijli kültür ödülü olan Erasmus Ödülü'nün 2026 sahibi, sanatçı ve sinemacı Steve McQueen. Praemium Erasmianum Vakfı'nın duyurusuna göre bu yılın teması "Ecce Homo — İşte İnsan"; ödül 150 bin avro ve geleneksel olarak sonbaharda, Kral'ın huzurunda Amsterdam'da veriliyor.
Bir felsefe sitesi neden bir sinemacının ödülünü haber yapar? Üç nedenle. Birincisi, ödülün soyağacı. İkincisi, teması. Üçüncüsü, 2026'da "insana bakmak" cümlesinin taşıdığı ağırlık.
Ödülün soyağacı
Erasmus Ödülü 1958'de Prens Bernhard tarafından kuruldu; insan bilimleri, sosyal bilimler ve sanatlara "olağanüstü katkı" için her yıl veriliyor ve adını, Rotterdamlı hümanist Desiderius Erasmus'tan alıyor. Laureat listesi, yirminci yüzyıl düşüncesinin bir haritası gibidir: Martin Buber, Karl Jaspers, Gabriel Marcel, Romano Guardini, Jean Piaget, Claude Lévi-Strauss, Isaiah Berlin, Leszek Kołakowski, Jürgen Habermas, Sadık el-Azm, Abdolkarim Soruş, Daniel Dennett (2012) ve geçen yıl Donna Haraway. Aralarda Chaplin, Bergman, Chagall, Henry Moore, Marguerite Yourcenar ve — 2015'te — Wikipedia var.
Yani bu, felsefeyle sanatın aynı masada oturduğu nadir ödüllerden biri; ve komitenin her yıl bir tema seçmesi, ödülü bir "yaşam boyu başarı" plaketinden çok bir düşünce jestine dönüştürüyor. Haraway'e ödül "insan-sonrası" tartışması için verilmişti; McQueen'e ise tam tersi yönde bir tema eşlik ediyor: İnsan.
Ecce Homo
"Ecce homo" — "İşte insan" — Yuhanna İncili'nde Pilatus'un, dikenli taçlı, kırbaçlanmış İsa'yı kalabalığa gösterirken söylediği sözdür. Batı sanatının en çok resmedilen sahnelerinden biri; Bosch'tan Caravaggio'ya, Tiziano'dan Antonio Ciseri'ye. Nietzsche son kitabına bu adı verdi — kendi hayatını "işte insan" diye sunarak, hem taklit hem meydan okuma. Ve vakfın seçtiği anlam, her ikisinden de beslenerek daha temel bir yere gidiyor: Bakmak, ahlaki bir edimdir. Kalabalığa "işte insan" denildiğinde, kalabalık ya bakar ya bakmaz; ve baktığında, gördüğü şeyin insan olduğunu kabul eder ya da etmez.
Vakfın gerekçesi McQueen'i tam bu noktaya yerleştiriyor: Onun işleri "kırılganlık anlarında kim olduğumuzu, birbirimize nasıl davrandığımızı ve tarihin bugünü nasıl biçimlendirdiğini, yargılamadan ve ahlaki karmaşıklıktan korkmadan" araştırıyor. Bu hümanist yaklaşım, komiteye göre, Erasmus'un ruhuyla derinden örtüşüyor: Erasmus, adaletsizliği sorgularken empatiden ve insanlıktan hiç vazgeçmemişti. McQueen "bu geleneği görsel biçimde sürdürüyor."
McQueen kimdir?
1969'da Londra'da, Grenadalı bir baba ile Trinidad doğumlu bir annenin çocuğu olarak doğdu. 1990'larda Bear (1993) gibi deneysel video işleriyle görsel sanatçı olarak tanındı; 1999'da Turner Ödülü'nü aldı. 2008'de Hunger ile uzun metraja geçti: Bobby Sands'in açlık grevini, neredeyse diyalogsuz, bedenin çöküşü üzerinden anlatan bir film. Shame (2011), 12 Years a Slave (2013) — köleliğe satılan özgür bir adamın gerçek hikâyesi; En İyi Film Oscar'ını kazanan ilk siyah yönetmen — Widows (2018) ve Blitz (2024) izledi. 2023 tarihli Occupied City, Amsterdam'ın sokaklarını yaşayan bir bellek olarak yeniden çerçeveler: Savaş yıllarındaki işgal ile pandemi günlerinin gündelik hayatı, aynı adreslerde üst üste biner. Otuz dört saatlik versiyonu geçtiğimiz aylarda Rijksmuseum'un cephesine yansıtıldı. Yeni işi Atlas (2026) mekân, perspektif, bellek ve zamanın sınırlarını araştırıyor.
Vakfın vurguladığı şey, McQueen'in izleyiciden "bakışını kaçırmamasını, rahatsızlığın içinde oturmasını" istemesi. Hunger'ın on yedi dakikalık tek plan sahnesi, 12 Years a Slave'in dakikalarca süren asılma sahnesi: Bunlar sinemanın gösterme gücünü değil, izleyicinin bakma sorumluluğunu sınayan sahneler. Ecce homo — bakacak mısın?
Neden şimdi?
Ödülün temasını 2026'nın bağlamına yerleştirmeden anlamak zor. Bu hafta sitemizde robot haklarını, yapay zekâ ajanlarının sürü davranışını ve Heidegger'in "insan kaynağı" uyarısını ele aldık. Hepsinin altında aynı soru var: İnsan, algoritmanın ölçebildiği kadar mı? Erasmus komitesi, kutuplaşma ve eşitsizlikle işaretlenmiş bir dünyada McQueen'in işlerinin bizden "dikkatle ve önyargısız bakmayı ve kendimizi başkalarında tanımayı" istediğini söylüyor. Bu, insan-sonrası temalı bir ödülden bir yıl sonra, kasıtlı bir sarkaç hareketi gibi okunabilir: Haraway "insanın merkezden çıkması"nı temsil ediyordu; McQueen, merkezden çıkan insanın yüzüne yeniden bakmayı.
Ve bir felsefe sitesinin dikkatini çekmesi gereken bir ayrıntı daha var: Ödülün geçmiş sahiplerinden Daniel Dennett'i bugün ayrı bir dosyayla andık. Dennett, insanı "makinedeki hayalet"ten kurtarıp mekanizmaya indirgemekle suçlanmıştı; McQueen'in ödülü ise mekanizmanın ötesinde bakılacak bir yüz olduğunu söylüyor. İki laureat, aynı vakfın on dört yıl arayla verdiği iki farklı cevap. Erasmus muhtemelen ikisini de dinlerdi; onun hümanizmi, insanı yüceltmekten çok, insana dürüstçe bakmaktı.
Erasmus Ödülü, Praemium Erasmianum Vakfı tarafından 1958'den beri veriliyor; vakfın hamisi Hollanda Kralı. 2026 ödülünün töreni için tarih açıklandığında sitemizde duyurulacak.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Jean Nicod Ödülü 2026 Elisabeth Camp'e: Anlam, kelimelerden önce çerçevelerle kurulur
Paris'teki Institut Jean Nicod'nun her yıl zihin felsefesi ve bilişsel bilimin önde gelen bir ismine verdiği ödülün 2026 sahibi, Rutgers'tan Elisabeth Camp. Metafor, hakaret ve 'perspektif' üzerine çalışmalarıyla tanınan Camp, kasımda Paris'te 'Çerçeveler ve Perspektifler' başlıklı dört ders verecek. Fodor'dan Chalmers'a uzanan bir listeye yeni bir isim.








.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


