Kit Fine'a Rescher Ödülü: metafizik neden geri döndü?
Amerikan Felsefe Derneği, 2027 Nicholas Rescher Ödül Konferansı için Kit Fine'ı seçti. Karar tek bir isme değil, bir alanın kaderine işaret ediyor: Yirminci yüzyılın büyük bölümünde 'anlamsız' ilan edilen metafizik, analitik felsefenin merkezine geri döndü.
Dış Haberler Servisi
Yurt dışı felsefe gündemini izler.

Mantıksal pozitivizmin en iddialı sloganı metafiziğe karşıydı: "Varlık olarak varlık" üzerine cümleler doğrulanamaz, dolayısıyla anlamsızdır.
Yirminci yüzyılın ortasında bu görüş neredeyse ortak kanaatti. Bugün analitik felsefenin en canlı alanlarından biri metafizik.
Bu dönüşün merkezindeki isimlerden biri Kit Fine. Amerikan Felsefe Derneği, 2027 Nicholas Rescher Ödül Konferansı için onu seçti.
New York Üniversitesi'nde felsefe ve matematik profesörü olan Fine; metafizik, felsefi mantık ve dil felsefesi alanlarında çalışıyor. Amerikan Sanat ve Bilimler Akademisi üyesi ve British Academy muhabir üyesi.
Rescher Ödülü'nün kuralı, seçimi anlamlı kılıyor: Konferans, geniş anlamda sistematik metafizik alanında bir konu üzerine olmalı ve geniş bir felsefe okuruna hitap etmelidir. Yani ödül, teknik başarıyı değil, sistem kurma iddiasını ödüllendiriyor.
Fine'ın hamlesi: "vardır"dan "nedir"e
Fine'ın metafiziği anlamak için önce yaygın bir yanlış anlamayı ayıklamak gerekiyor.
Metafizik genellikle şu soruyla özdeşleştirilir: Dünyada ne vardır? Sayılar var mıdır, olası dünyalar var mıdır, bütünlerden ayrı olarak parçalar var mıdır?
Fine bu çerçeveyi yetersiz buluyor. Ona göre asıl felsefi iş, var olanları saymak değil, aralarındaki temel ilişkileri açıklamaktır.
Ünlü bir örneği bu farkı gösterir. Sokrates ile "Sokrates'i içeren tekil küme" — {Sokrates} — birbirinden ayrılamaz: Biri varsa öteki de vardır, zorunlu olarak. Klasik kiplik mantığı ikisini simetrik görür.
Ama sezgimiz simetrik değil. Kümenin özü Sokrates'e bağlıdır; Sokrates'in özü kümesine bağlı değildir. Sokrates'in ne olduğunu anlatırken hiçbir kümeden söz etmemiz gerekmez; kümenin ne olduğunu anlatırken Sokrates'ten söz etmek zorundayız.
Fine'ın 1994 tarihli "Essence and Modality" makalesi tam bu noktadan hareket eder ve etkili bir sonuç çıkarır: Öz, kiplikle tanımlanamaz. Zorunluluk özden türer, tersi değil.
Bu, Aristoteles'ten beri süren bir tartışmanın modern mantık araçlarıyla yeniden açılmasıydı.
Temellendirme: felsefenin yeni fiili
Fine'ın adı bugün en çok grounding — Türkçede "temellendirme" ya da "ontolojik açıklama ilişkisi" — kavramıyla anılıyor.
Fikir şu: Felsefede sık kullandığımız ama çözümlemediğimiz bir bağlaç var — "…sayesinde", "…olduğu için", "…kılan şey".
Bir eylem, acıyı azalttığı için iyidir. Bir tümce, dünya öyle olduğu için doğrudur. Zihinsel bir durum, beyinde şu olup bittiği için vardır.
Bu "için" ne nedensellik ne de mantıksal içerimdir. Ayrı bir ilişkidir ve Fine'a göre metafiziğin asıl konusu budur: Neyin neyi kıldığı.
Kavramın getirdiği kolaylık şu: "X gerçekten var mıdır?" gibi kısır sorular yerine, "X, neyin sayesinde vardır?" sorulabiliyor. Ahlaki olgular doğal olgularda temellenir mi? Toplumsal olgular bireysel olgularda? Bu sorular artık analitik metafiziğin ana gündemi.
Fine ayrıca mereoloji — parça-bütün ilişkisi — alanında da kurucu çalışmalar yaptı.
Neden geri döndü?
Metafiziğin dönüşünün üç nedeni var.
Birincisi teknik. Kripke'nin 1970'lerdeki Adlandırma ve Zorunluluk çalışmasıyla kiplik mantığı olgunlaştı ve zorunluluk üzerine kesin konuşmak mümkün hâle geldi. Pozitivistlerin "anlamsız" dediği cümlelerin çoğu, aslında araçsızlıktan bulanık görünüyordu.
İkincisi bilimsel. Kuantum mekaniği, kozmoloji ve sinirbilim, kendi başlarına yanıtlayamadıkları sorular üretiyor: Bir bütün, parçalarına indirgenebilir mi? Zaman geçiyor mu, yoksa yalnızca bir boyut mu? Bu köşede bu ay ele aldığımız Bilkent PhilFest'in kuantum oturumu da aynı kesişme noktasında duruyor.
Üçüncüsü örtük varsayımlar. Gündelik ve bilimsel konuşmamızın altında farkında olmadığımız metafizik kabuller var. Fine'ın çalışmasının değeri, bu kabulleri görünür kılması.
İki tür filozof
Felsefe tarihinde bazı düşünürler yeni sorular sorar; bazıları eski soruları yeniden kurar.
Fine ikinci gruptan. Sorduğu sorular — öz nedir, ne neyi kılar, parça bütünle nasıl ilişkilenir — Aristoteles'ten beri sorulan sorular.
Farkı, bunları modern mantığın kesinliğiyle yeniden kurması. Ve kurarken, bir çağın gözden düşürdüğü bir alanı geri getirmesi.
Rescher Ödülü'nün "sistematik metafizik" şartı da bu yüzden anlamlı: Ödül, parça parça sorunlara verilen zekice yanıtları değil, bir bütün kurma çabasını ödüllendiriyor.
Türkçede
Fine'ın çalışmaları Türkçeye çevrilmedi. "Temellendirme" tartışması Türkiye'de daha çok analitik felsefe dergileri üzerinden takip ediliyor — sitemizde ele aldığımız Öncül Analitik Felsefe dosyasında bu hattı incelemiştik.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Agnes Callard: Sokrates'i kuşkucu sanmak neyi gizliyor?
Chicago'lu filozof, Open Socrates'te alışılmış Sokrates portresine itiraz ediyor: O bir kuşkucu değil, bir entelektüalistti. Merve Emre'yle yaptığı söyleşide bu ayrımın neden önemli olduğunu anlatıyor — ve felsefenin neden tek başına yapılamayacağını.

Michel Onfray ve felsefenin kavgacı hâli: kürsüden meydana
Hedonizmden ateizme, Nietzsche okumalarından siyaset polemiğine uzanan yüzü aşkın kitap. Onfray, Batı düşüncesinin tarihini yeniden yazmayı hedefleyen dört ciltlik yeni bir diziye başladı. Onu tartışmalı kılan görüşleri kadar, felsefeyi nerede yaptığı da.







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


