Agnes Callard: Sokrates'i kuşkucu sanmak neyi gizliyor?
Chicago'lu filozof, Open Socrates'te alışılmış Sokrates portresine itiraz ediyor: O bir kuşkucu değil, bir entelektüalistti. Merve Emre'yle yaptığı söyleşide bu ayrımın neden önemli olduğunu anlatıyor — ve felsefenin neden tek başına yapılamayacağını.
Dış Haberler Servisi
Yurt dışı felsefe gündemini izler.

Sokrates hakkında herkesin bildiği bir cümle var: "Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir."
Chicago Üniversitesi'nden Agnes Callard, bu cümlenin Sokrates'i anlamanın önündeki en büyük engel olduğunu düşünüyor.
Open Socrates: The Case for a Philosophical Life kitabının yazarı Callard, geçtiğimiz günlerde Merve Emre ile yaptığı söyleşide tezini özetledi:
"Sokratik entelektüalizmi kaybetmek istemiyoruz. Sokrates'in kuşkucu imgesiyle gölgelenen, üzerinde düşünmeye değer bir etik kuram bu."
Söyleşi, Emre'nin The Critic and Her Publics podcast dizisinin söyleşi sanatına ayrılan sezonunda yayımlandı.
Kuşkucu Sokrates neden yanlış?
Yaygın portre şöyle: Sokrates hiçbir şey iddia etmez, yalnızca sorar; muhatabının çelişkisini gösterir, kendi görüşünü açıklamaz. Bu okumada Sokratik yöntem bir yıkım tekniğidir — herkesi susturan ama kendisi konuşmayan bir usul.
Callard bunun metinlere aykırı olduğunu savunuyor.
Sokrates diyaloglarda son derece belirli tezler savunur: Erdem bilgidir. Kimse bile bile kötülük yapmaz. Haksızlık etmek, haksızlığa uğramaktan kötüdür. Ruhun sağlığı bedenin sağlığından önemlidir.
Bunlar kuşkucunun cümleleri değil. Bunlar entelektüalizm denen konumun cümleleri: Ahlaki başarısızlığın kaynağı zayıf irade değil, yanlış bilgidir.
Neden bu ayrım önemli?
Callard'ın vurgusunun pratik bir sonucu var.
Sokrates'i kuşkucu okuyan biri için felsefe, iddiaları yıkma sanatıdır. Amaç, karşıdakinin ne kadar temelsiz düşündüğünü göstermektir.
Sokrates'i entelektüalist okuyan biri içinse felsefe arayıştır. Soru sormak yıkmak için değil, bilmediğini fark edip aramaya başlamak için sorulur.
İkisi arasındaki fark, bugünkü tartışma kültürü açısından da anlamlı. Kuşkucu model, sosyal medyanın "çürütme" refleksine fazlasıyla uygun. Entelektüalist model ise sabır gerektiriyor.
Kitabın asıl tezi
Open Socrates'in çıkış noktası, Callard'ın "Sokrates'in keşfi" dediği şey:
En önemli soruları kendimize nasıl soracağımızı bilmiyoruz.
Küçük sorularda usta sayılırız — hangi işi seçmeli, nereye taşınmalı, ne yemeli. Ama büyük sorularda — nasıl sevmeli, ölümle nasıl yüzleşmeli, siyasete nasıl katılmalı — elimizde bir yöntem yok. Bu soruları ya erteliyoruz ya da hazır cevaplarla kapatıyoruz.
Callard'a göre Sokratik yöntem tam da bu boşluk için tasarlanmış bir araç.
Ve kritik nokta şu: Bu yöntem tek başına işlemez. Kendi kendine soru sormak, kendi kör noktalarını bulmayı gerektirir — ki bu tanımı gereği imkânsızdır. Bu yüzden Sokrates hep birileriyle konuşur.
Felsefe, Callard'ın okumasında, bireysel bir düşünme faaliyeti değil; iki kişilik bir etkinliktir.
Tartışmalı bir isim
Callard, çağdaş felsefede alışılmadık bir konumda. Akademik olarak antik felsefe uzmanı — Platon ve Aristoteles üzerine çalışıyor; Aspiration: The Agency of Becoming kitabıyla eylem felsefesine katkı yaptı.
Aynı zamanda kamusal bir figür. New Yorker ve The Point gibi yayınlarda yazıyor, kişisel hayatını felsefi malzemeye çeviren denemeleriyle tartışma yaratıyor.
Bu ikili konum eleştiri de çekiyor. Kimi meslektaşları, kamusal görünürlüğün akademik ciddiyeti aşındırdığını düşünüyor. Callard'ın yanıtı Sokratik: Filozofun işi zaten meydanda konuşmaktı.
Bu tartışma, sitemizde bu hafta ele aldığımız Michel Onfray ve Alain de Botton dosyalarıyla aynı hattan geliyor — ama Callard'ın konumu ikisinden de farklı: O akademiyi terk etmiyor, akademinin içinden kamusal konuşuyor.
Sürüyor
Kitap üzerine tartışma yayımlandığından beri sürüyor. Eric Schliesser, Adam Smith'ten hareketle Sokrates, soruşturma ve eşitlik ilişkisini ele alan bir yazı dizisi kaleme aldı.
Callard'ın söyleşide bıraktığı asıl soru şu: Bir insanın en önemli sorularını sorabilmesi için başka birine ihtiyacı varsa, yalnız düşünmek gerçekten mümkün mü?
Türkçede
Callard'ın kitapları henüz Türkçeye çevrilmedi.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Michel Onfray ve felsefenin kavgacı hâli: kürsüden meydana
Hedonizmden ateizme, Nietzsche okumalarından siyaset polemiğine uzanan yüzü aşkın kitap. Onfray, Batı düşüncesinin tarihini yeniden yazmayı hedefleyen dört ciltlik yeni bir diziye başladı. Onu tartışmalı kılan görüşleri kadar, felsefeyi nerede yaptığı da.

Alain de Botton: felsefeyi üniversiteden çıkarıp gündelik hayata taşımak
Aşk, yalnızlık, statü kaygısı ve anlam arayışı. İngiliz-İsviçreli düşünür, felsefeyi akademik uzmanlığın sınırlarından çıkarıp gündelik meselelerin üzerine uygulayan en tanınan isim. Sorusu Sokrates'inki kadar eski: Nasıl yaşamalıyız?







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


