Felsefe Tarihinde Bugün — 30 Ekim: Paul Valéry, zihnin kendi kendini gözleyen şairi
30 Ekim 1871'de Sète'te doğan Paul Valéry, yirmi yıl şiir yazmayı bırakıp her sabah şafakta 'zihnin işleyişi' üzerine not aldı; 26 bin sayfalık Defterler'i, yirminci yüzyılın en özgün bilinç felsefelerinden birini içerir. Monsieur Teste, Leonardo yöntemi, 'saf ben' ve Avrupa'nın ölümlülüğü üzerine: Filozof olmayı reddeden bir filozofun portresi.
Kültür Servisi
Kitap, dergi ve etkinlik haberleri.

Bazı yazarlar felsefeyi küçümseyerek felsefe yapar. Paul Valéry filozofları "kendi dillerinin kurbanı" sayardı, "Tanrı", "varlık", "zaman" gibi sözcüklerin arkasında hiçbir şey olmadığını, felsefenin bir edebiyat türü olduğunu söylerdi; ama 1894'ten 1945'teki ölümüne kadar her sabah beş ile sekiz arasında, kahvesini içerken, zihnin nasıl çalıştığı üzerine not aldı ve geriye 261 defter, 26 bin sayfa bıraktı. Cahiers (Defterler), yirminci yüzyılın en kapsamlı ve en az sistematik bilinç felsefesidir. 30 Ekim 1871'de Akdeniz kıyısındaki Sète'te, Korsikalı bir gümrük memuru ile Cenovalı bir annenin oğlu olarak doğan Valéry, "şair" sıfatını hiç sevmedi; kendini "zihnin işleyişiyle ilgilenen biri" diye tanımladı.
Cenova gecesi
Hikâye bir krizle başlar. 1892 Ekim'inde, yirmi bir yaşında, Cenova'da fırtınalı bir gecede (Valéry buna hep "Cenova gecesi" dedi) karşılıksız bir aşkın ve edebî kuşkuların ortasında bir karar aldı: Duyguların ve hayal gücünün "putlarını" kırmak, şiiri bırakmak ve yalnızca zihnin kendisini, onun gücünü ve mekanizmasını anlamaya adanmak. Yirmi yıl boyunca neredeyse hiç şiir yayımlamadı; Savaş Bakanlığı'nda memur, sonra Havas ajansının yöneticisinin özel sekreteri olarak çalıştı ve sabahları defterlerini doldurdu. 1917'de, arkadaşlarının ısrarıyla yayımladığı Genç Parka (La Jeune Parque) onu bir gecede Fransa'nın en ünlü şairi yaptı; Deniz Mezarlığı (1920) ve Charmes (1922) izledi. 1925'te Académie française'e seçildi, 1937'de Collège de France'da kendisi için kurulan Poetika kürsüsüne oturdu, 1945'te öldüğünde de Gaulle ona ulusal cenaze töreni düzenletti. Ama Valéry için şiir hep bir "egzersiz"di; asıl iş defterlerdeydi.
Leonardo'nun yöntemi ve Monsieur Teste
Valéry'nin iki erken düzyazısı programını verir. Leonardo da Vinci'nin Yöntemine Giriş (1895) Leonardo'yu ressam ya da mühendis olarak değil, "zihinsel işlemlerin" evrensel bir örneği olarak ele alır: Resim yapmakla köprü tasarlamak arasında, sanatla bilim arasında, Leonardo'nun zihninde ortak bir yöntem vardır ve Valéry bu yöntemi, hangi alanda olursa olsun zihnin "mümkün olanı" kurma kapasitesini anlamak ister. Monsieur Teste'le Bir Akşam (1896) ise bu zihnin edebî kişileştirmesidir: Teste (Latince testis, tanık; eski Fransızca teste, kafa) hiçbir şey yayımlamayan, hiçbir duygusunu dışa vurmayan, kendi düşüncelerini sürekli gözleyen, "ben"ini bir nesne gibi inceleyen adam. "Aptallık benim güçlü yanım değil" cümlesiyle tanınır. Teste, bilincin kendi üzerine katlanmasının sınır durumudur; Valéry onu hayranlıkla ve ürpertiyle yaratmıştır, çünkü saf öz-bilinç yaşanamaz bir şeydir.
Defterler: Bir bilinç felsefesi
Cahiers'nin felsefesi birkaç kavram etrafında döner. "Saf ben" (moi pur): Bütün içeriklerinden, anılarından, duygularından, adından soyulmuş, yalnızca "bilincinde olan" olarak kalan ben; Husserl'in aşkınsal egosuna, Fichte'nin mutlak benine akrabadır, ama Valéry bunu okuma yoluyla değil, kendi gözlemiyle bulmuştur ve bu "ben"in bir kurgu, bir sınır değeri olduğunu bilir. "Zihnin işleyişi" (fonctionnement de l'esprit): Valéry düşünceyi içeriğinden değil, biçiminden, geçişlerinden, ritminden inceler; dikkat, bellek, rüya, uyanış anları, dilin düşünceye direnişi. Matematikçi ve fizikçi dostları (Poincaré'yi okur, Einstein'la tanışır) ona "zihnin cebiri" fikrini verir: Zihinsel işlemleri değişkenler ve dönüşümlerle yazmak. Bu proje başarısız kaldı ve Valéry bunu biliyordu; ama başarısızlığın notları, bilinç fenomenolojisinin en zengin arşivlerinden biridir. Merleau-Ponty onu okudu, Derrida "Qual Quelle" denemesini ona ayırdı, Deleuze ve Blanchot ondan beslendi.
Valéry'nin dil kuşkusu da felsefeyle hesaplaşmasıdır. Filozoflar "zaman nedir?" diye sorar; Valéry, "zaman" sözcüğünün gündelik kullanımda kusursuz çalıştığını, sorunun sözcük tek başına ele alındığında, "köprüden çıkarılmış bir tahta" gibi, ortaya çıktığını söyler. Bu, Wittgenstein'ın "dil tatile çıktığında felsefi sorunlar doğar" tezinin neredeyse aynısıdır ve Valéry bunu Wittgenstein'dan bağımsız, ondan önce yazmıştır.
Avrupa'nın ölümlülüğü
1919'da, savaştan hemen sonra yazdığı Tinin Krizi (La Crise de l'esprit) Valéry'yi bir Avrupa düşünürü yaptı. Açılış cümlesi yüzyılın en çok alıntılananlarından biridir: "Biz uygarlıklar, artık ölümlü olduğumuzu biliyoruz." Elam, Ninova, Babil gibi Avrupa da yok olabilirdi ve savaş, bilginin, yöntemin ve tekniğin yıkıma nasıl hizmet edebileceğini göstermişti. Valéry'nin Avrupa'sı coğrafya değil, bir zihin biçimiydi: Roma hukuku, Hristiyanlık ve Yunan geometrisinin karışımı. Bu üçlü, Husserl'in 1935 Viyana konferansındaki "Avrupa insanlığının krizi"yle neredeyse aynı yıllarda, aynı kaygıyla yazılmıştır. Valéry siyasette temkinli bir liberaldi; 1930'larda Milletler Cemiyeti'nin entelektüel iş birliği komisyonunda çalıştı, Einstein ve Freud'la mektuplaştı, ama Vichy döneminde Bergson'un ölümü üzerine Akademi'de yaptığı cesur konuşma dışında siyasal müdahaleden kaçındı.
Filozof olmayan filozof
Valéry'nin felsefeyi reddetmesi, felsefenin bir türüdür: Sistem yerine gözlem, kavram yerine işlem, hakikat yerine "zihnin gücü". "Bazen düşünüyorum, bazen varım" diye yazmıştı, Descartes'a karşı; düşünce ile varlık arasında bir boşluk vardır ve Valéry o boşluğu haritalamak istedi. Defterlerin tam baskısı hâlâ sürüyor; ilk kez 1957-61'de tıpkıbasımla yayımlandı, Gallimard'ın eleştirel baskısı 1987'de başladı. Her sabah beş ile sekiz arasında elli yıl boyunca aynı soruyu soran bir adamın notları, felsefe tarihinin kıyısında, onu küçümseyerek, en saf biçimlerinden birini verir: Düşünmeyi düşünmek.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Felsefe Tarihinde Bugün — 1 Kasım: Lizbon depremi (1755) ve Tanrı'nın adaletini sorgulayan yüzyıl
1 Kasım 1755 sabahı, Azizler Yortusu'nda kiliseler doluyken Lizbon'u yerle bir eden deprem, tsunami ve yangın, Aydınlanma'nın en büyük felsefi krizini tetikledi. Voltaire Leibniz'in 'mümkün dünyaların en iyisi'ne şiirle saldırdı, Rousseau ona mektupla cevap verdi, genç Kant depremin doğal nedenlerini yazdı. Kötülük problemi, teodise ve modern felaket düşüncesinin doğuşu.
Gottfried Wilhelm Leibniz








.jpg?width=500)






