Felsefe Tarihinde Bugün — 28 Ekim: Erasmus, Deliliğe Övgü ve hümanizmin orta yolu
Geleneksel kabule göre 28 Ekim 1466'da Rotterdam'da bir rahibin gayrimeşru oğlu olarak doğan Desiderius Erasmus, Avrupa'nın ilk 'kamusal entelektüeli' oldu: Yunanca Yeni Ahit'i, Deliliğe Övgü'yü, Adagia'yı yazdı; Luther'le özgür irade üzerine tartıştı ve iki tarafın da düşmanlığını kazandı. Hoşgörünün, filolojinin ve ironinin filozofu üzerine.
Kültür Servisi
Kitap, dergi ve etkinlik haberleri.

Doğum tarihi bile ironiktir: Erasmus kendi yaşını farklı yerlerde farklı söyledi, 1466 ile 1469 arasında değişen tarihler verdi; ve bunu, bir rahibin gayrimeşru oğlu olduğu gerçeğini örtmek için yaptığı düşünülür. Gelenek 28 Ekim 1466'yı kabul eder; Rotterdam'daki heykelinin kaidesinde bu tarih yazar. Desiderius Erasmus, "arzulanan" anlamındaki Latince adını da kendi seçmişti; gerçek adı Geert Geerts'ti. Kendi adını, doğum tarihini ve kimliğini kuran bir adam, Avrupa'nın ilk modern entelektüelidir: Hiçbir prense, üniversiteye ya da tarikata bağlı kalmadan, yalnızca kalemiyle, matbaayla ve mektuplarıyla kıta çapında bir otorite kurdu.
Matbaanın ilk yıldızı
Erasmus matbaanın çocuğuydu. Gutenberg'den yirmi yıl sonra doğdu ve kitaplarının Avrupa'da nasıl dolaştığını anlayan ilk yazarlardan biri oldu; Venedik'te Aldus Manutius'un, Basel'de Froben'in matbaasında bizzat çalıştı, dizgiyi kendisi düzeltti. Adagia (1500), antik atasözleri derlemesi, ilk baskısında 818 maddeyken ölümünden önce 4.151'e ulaştı ve yüzyılın en çok satan kitabı oldu: "Kör ülkede tek gözlü kraldır", "Savaş tatlıdır onu tatmamışlara." Her atasözüne yazdığı denemeler, Montaigne'den önce deneme türünün ilk örnekleridir. 1516'da yayımladığı Novum Instrumentum, Yunanca Yeni Ahit'in ilk basılı eleştirel metni ve yeni Latince çevirisi, Hieronymus'un Vulgata'sındaki çeviri hatalarını gösterdi; "tövbe edin" (poenitentiam agite) sözünün aslında "zihninizi değiştirin" (metanoeite) anlamına geldiğini ortaya koyması, Luther'in ilk tezine doğrudan kaynaklık etti. Filoloji, Erasmus'un elinde teolojik bir silaha dönüştü: Metni doğru okumak, otoriteyi sorgulamaktır.
Deliliğe Övgü
1509'da İtalya'dan İngiltere'ye at sırtında dönerken, dostu Thomas More'un evinde bir haftada yazdığı Moriae Encomium (1511), başlığıyla More'un adına (moria, Yunanca delilik) göz kırpar. Kitapta Delilik (Stultitia) kürsüye çıkar ve kendini över: Onsuz hiçbir evlilik yapılmaz, hiçbir çocuk doğmaz, hiçbir savaşa gidilmez, hiçbir dostluk sürmez; bilgeler mutsuz, deliler mutludur. Övgünün ilk yarısı sevimli bir paradokstur; ikinci yarısı sertleşir: Delilik, gramercileri, filozofları ("hiçbir şey bilmezler ama her şeyi bildiklerini iddia ederler"), ilahiyatçıları (Meryem'in rahminde İsa'nın nasıl bulunduğunu tartışan skolastikler), keşişleri, kardinalleri ve papaları tek tek över, yani yerer. Ve son bölümde ton yeniden değişir: Pavlus'un "Tanrı için deli" sözüyle, Hristiyan inancının kendisi dünyevi akla göre bir deliliktir ve en yüce deliliktir. Kitap üç kayıtta çalışır ve okur hangisinin ciddi olduğunu hiç bilemez; bu belirsizlik Erasmus'un yöntemidir. Yüzyıllar sonra Foucault Deliliğin Tarihi'ni bu kitapla açacak, Rönesans'ta deliliğin henüz hapsedilmemiş, konuşan bir hakikat olduğunu söyleyecekti.
Hristiyan hümanizmi: Philosophia Christi
Erasmus'un kendi programına verdiği ad "İsa'nın felsefesi"dir (philosophia Christi): Hristiyanlık bir dogmalar ve ayinler sistemi değil, İncil'deki İsa'nın hayatını örnek alan ahlaki bir yaşam biçimidir; antik felsefe, özellikle Sokrates ve Stoacılar, bu yaşama hazırlıktır ("Aziz Sokrates, bizim için dua et" diye yazmıştır). Hristiyan Askerinin El Kitabı (1503) bu programı sıradan okur için anlatır: Dış ayinler değil iç dönüşüm, hac değil komşuya sevgi. Erasmus skolastik teolojiyi, ayinciliği ve rahiplerin cehaletini acımasızca eleştirdi; ama kilisenin birliğinden hiç vazgeçmedi. Reform'u, "Luther'in yumurtladığı yumurtayı Erasmus kuluçkaya yattı" diye özetleyen çağdaşları haksız değildi; ama Erasmus yumurtadan çıkanı tanımadı.
Özgür irade: Luther'le kopuş
Yıllarca iki taraf arasında kalmaya çalıştı; sonunda 1524'te Özgür İrade Üzerine Tartışma'yı (De libero arbitrio) yazdı. Konu seçimi anlamlıdır: Erasmus Luther'e endüljans ya da papalık üzerinden değil, felsefi bir sorun üzerinden saldırdı. İnsan iradesinin kurtuluşta hiçbir payı yoksa, İncil'in emirleri, uyarıları ve vaatleri ne anlama gelir? Erasmus'un tavrı kuşkucudur: Kutsal metin bu konuda belirsizdir, dolayısıyla kesin hüküm vermemeli, kilisenin ortak yorumuna uymalıyız; ve ahlaki hayat için insana bir pay bırakmak gerekir. Luther'in cevabı, Köle İrade Üzerine, acımasızdı: Erasmus'u "kuşkucu", "Lucianus", "domuz" diye andı; Hristiyan kuşkucu olamaz, iddialarda bulunur. Bu tartışma, Reform ile hümanizmin ayrıldığı andır. Erasmus kaybetti: Protestanlar onu korkak, Katolikler hain saydı; 1559'da eserleri Yasak Kitaplar Dizini'ne girdi. 1536'da Basel'de, Protestan bir şehirde, Katolik bir rahip olarak, son ayinleri almadan öldü.
Erasmus'un orta yolu
Stefan Zweig 1934'te, Nazizmin yükselişinde, Rotterdamlı Erasmus'un Zaferi ve Trajedisi'ni yazdı ve onu fanatizmler çağında ılımlılığın, hoşgörünün ve Avrupa fikrinin yenilmiş kahramanı olarak sundu. Bu okuma bugün de geçerlidir ve sorunludur. Erasmus'un "orta yol"u bir ilkesizlik miydi, yoksa bir ilke mi? Kendi cevabı ikincisiydi: Kesinlikten kaçınmak, karşı tarafı dinlemek, şiddeti her koşulda reddetmek (Querela Pacis, Barışın Yakınması, 1517, Avrupa'nın ilk pasifist metinlerindendir), metni dikkatle okumak ve ironiyi silah olarak kullanmak. Bu bir sistem değildir; bir tutumdur ve belki tam bu yüzden sistemlerden uzun yaşamıştır. Avrupa Birliği'nin öğrenci değişim programına adını vermesi, bir Hollandalı keşişin beş yüz yıl sonra kıtanın ortak kimliğinin simgesi sayılması, tarihin ironisine Erasmus'un da güleceği türden.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Felsefe Tarihinde Bugün — 1 Kasım: Lizbon depremi (1755) ve Tanrı'nın adaletini sorgulayan yüzyıl
1 Kasım 1755 sabahı, Azizler Yortusu'nda kiliseler doluyken Lizbon'u yerle bir eden deprem, tsunami ve yangın, Aydınlanma'nın en büyük felsefi krizini tetikledi. Voltaire Leibniz'in 'mümkün dünyaların en iyisi'ne şiirle saldırdı, Rousseau ona mektupla cevap verdi, genç Kant depremin doğal nedenlerini yazdı. Kötülük problemi, teodise ve modern felaket düşüncesinin doğuşu.
Gottfried Wilhelm Leibniz








.jpg?width=500)






