Felsefe Tarihinde Bugün — 21 Ekim: Coleridge, hayal gücü ve Alman felsefesinin İngiltere'ye girişi
21 Ekim 1772'de doğan Samuel Taylor Coleridge yalnızca 'Yaşlı Denizci'nin şairi değil, Kant'ı, Schelling'i ve Alman idealizmini İngilizce düşünceye taşıyan ilk filozoftu. Biographia Literaria'daki 'birincil ve ikincil hayal gücü' ayrımı, Romantik estetiğin en etkili kavramı oldu; intihal tartışmaları ise onu yüz elli yıl gölgeledi.
Kültür Servisi
Kitap, dergi ve etkinlik haberleri.

İngiliz edebiyatının en ünlü uyuşturucu rüyası, "Kubilay Han", yarım kaldı; şair şiiri yazarken "Porlock'tan gelen bir adam" tarafından rahatsız edilmişti ve geri döndüğünde rüya gitmişti. Samuel Taylor Coleridge'in hayatı da biraz böyle geçti: Devasa planlar, yarım kalan eserler, afyon bağımlılığı, borçlar, dostluklarla kavgalar. Ama 21 Ekim 1772'de Devon'da bir papazın on üçüncü çocuğu olarak doğan Coleridge, İngilizce düşünce tarihinde kimsenin yapmadığı bir şeyi yaptı: Alman felsefesini, Kant'ı, Fichte'yi, Schelling'i, bir ada ülkesinin ampirist geleneğine taşıdı ve "hayal gücü" sözcüğüne bugün hâlâ taşıdığı felsefi ağırlığı yükledi.
Hartley'den Kant'a
Coleridge gençliğinde İngiliz ampirizminin çocuğuydu; ilk oğluna David Hartley'nin, çağrışımcı psikolojinin kurucusunun adını verdi. Hartley'ye göre zihin, duyu izlenimlerinin mekanik çağrışımlarla birleştiği pasif bir yüzeydi; Locke'un boş levhası, Hume'un izlenimler demeti. Coleridge bu resmi bir şair olarak yaşadı ve yetersiz buldu: Şiir yazarken zihin pasif değil, aktif, kurucu, birleştiriciydi. 1798-99'da Wordsworth'le Almanya'ya gitti, Göttingen'de Almanca öğrendi ve Kant'ı okudu. Biographia Literaria'da (1817) bu karşılaşmayı anlatır: Kant'ın yazıları "beni dev bir el gibi kavradı." Kant'ın anlama yetisinin deneyimi kurduğu, zihnin dünyaya kendi formlarını dayattığı fikri, Coleridge'in şair olarak bildiği şeyin felsefi dilini verdi.
Birincil ve ikincil hayal gücü
Biographia'nın 13. bölümündeki birkaç paragraf, Romantik estetiğin en çok alıntılanan metnidir. Coleridge "hayal gücü" (imagination) ile "fantezi"yi (fancy) ayırır. Fantezi, hafızanın sabit ve belirli nesnelerini yeni düzenlerde bir araya getiren, çağrışımla çalışan mekanik bir yetidir; Hartley'nin zihnidir. Hayal gücü ise organik ve kurucudur ve iki düzeyi vardır. Birincil hayal gücü, "bütün insan algısının yaşayan gücü ve başat aracı"dır; sonsuz BEN'İM'in ebedî yaratma ediminin sonlu zihindeki tekrarı. Yani algı bile yaratıcıdır: Dünyayı görmek, onu pasifçe almak değil, kurmaktır; bu, Kant'ın aşkınsal sentezinin şiirsel çevirisidir. İkincil hayal gücü sanatçının yetisidir; birincinin bilinçli iradeyle birleşen yankısı: "Çözer, dağıtır, yok eder, yeniden yaratmak için." Karşıtları birleştirir: Aynılık ve farklılık, genel ve somut, fikir ve imge, yenilik ve tanıdıklık, coşku ve düzen. Sanat eseri, bu "karşıt ya da uyumsuz niteliklerin dengesi ya da uzlaşması"dır.
Bu ayrım yalnızca estetik değil, metafiziktir. Hayal gücünü algının temeline koyarak Coleridge, insanı doğanın pasif aynası olmaktan çıkarıp onun ortak yaratıcısı yapar; şair, herkesin her an yaptığı şeyi bilinçle yapan kişidir. Wordsworth'ün "doğaya duyulan sevgi"sine karşılık Coleridge'de doğa, ancak zihinle buluştuğunda anlam kazanır. Bu, Alman idealizminin İngilizce söylenmesidir; ve Schelling'in Aşkınsal İdealizm Sistemi'nden (1800) o kadar yakından söylenmiştir ki sorun çıkmıştır.
İntihal gölgesi
Biographia'nın felsefi bölümlerinin bazı sayfaları Schelling'den neredeyse kelimesi kelimesine çevrilmiştir; Coleridge bunu kısmen kabul eder ("Schelling'le aramda bir fikir birliği var, kaynağı ortak"), kısmen gizler. De Quincey 1834'te, ölümünün hemen ardından, intihali ortaya koydu; Norman Fruman'ın 1971'deki Coleridge, the Damaged Archangel kitabı suçlamayı sistematikleştirdi. Savunucuları (Thomas McFarland, Coleridge and the Pantheist Tradition, 1969) onun bir "mozaik" düşünür olduğunu, başkalarının taşlarıyla kendi resmini yaptığını savundu. Felsefi olarak ilginç olan, Coleridge'in intihal yaptığı yerde bile Schelling'i değiştirmesidir: Schelling'in panteizme kayan doğa felsefesini Hristiyan bir Tanrı anlayışıyla, "sonsuz BEN'İM"le dizginler; Schelling'de doğa ile tin bir ve aynıyken Coleridge'de hayal gücü, ilahi yaratmanın sonlu bir tekrarıdır. Yani ödünç aldığı felsefeyi kendi teolojisine göre eğmiştir, bu da onu bir kopyacı değil, uyumsuz bir öğrenci yapar.
Mirası
Coleridge'in etkisi şaşırtıcı yerlere ulaştı. John Stuart Mill 1840'ta, "Bentham" ve "Coleridge" üzerine iki paralel deneme yazdı ve ikisini çağının iki büyük "sorgulayıcı zihni" olarak sundu: Bentham "Doğru mu?" diye sorar, Coleridge "Anlamı ne?" diye. Mill'in kendi liberalizmine Coleridge'den kattığı şey, kurumların ve inançların tarihsel anlamına duyulan saygıdır. Emerson, Coleridge'in Aids to Reflection'ını (1825) okuyarak Alman idealizmini Amerika'ya taşıdı; aşkıncılık, Coleridge'in akıl (reason) ile anlama (understanding) ayrımından doğdu. Yirminci yüzyılda I. A. Richards (Coleridge on Imagination, 1934) onu Yeni Eleştiri'nin atası yaptı. Ve "hayal gücü" sözcüğü bugün, eğitimden siyasete, her yerde, Coleridge'in verdiği anlamla kullanılıyor: Olanı yeniden düzenleyen fantezi değil, olmayanı kuran yaratıcı güç.
Porlock'tan gelen adam, Coleridge'in biyografisinin özeti sayılır; ama yarım kalan bir rüyanın kıyısında yazılmış o birkaç paragraf, İngilizce felsefenin bütün bir yüzyılını yönlendirdi. Bitirmediği şeyler, bitirdiklerinden daha etkili oldu.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Felsefe Tarihinde Bugün — 26 Ekim: Elizabeth Cady Stanton ve 'Kadının Kutsal Kitabı'
26 Ekim 1902'de New York'ta ölen Elizabeth Cady Stanton, 1848 Seneca Falls'ta 'bütün erkekler ve kadınlar eşit yaratılmıştır' diye yazan, yaşamının sonunda da kutsal metni kadın gözüyle yeniden okumaya cesaret eden düşünürdü. Oy hakkı mücadelesinin ötesinde: doğal haklar, din eleştirisi ve 'benliğin yalnızlığı'.

Felsefe Tarihinde Bugün — 25 Ekim: Max Stirner, 'Biricik' ve Mülkiyeti
25 Ekim 1806'da Bayreuth'ta doğan Max Stirner, Hegel sonrası Alman felsefesinin en radikal kitabını yazdı: Biricik ve Mülkiyeti (1844). Tanrı'yı yıkan Feuerbach'ın yerine 'İnsan'ı, devleti yıkan liberallerin yerine 'toplum'u koyduğunu söyledi; hepsini 'kafadaki hayaletler' ilan etti. Marx'ı Alman İdeolojisi'ni yazmaya iten, Nietzsche'yle ilişkisi hâlâ tartışılan bir düşünür.







.jpg?width=500)






