Felsefe Tarihinde Bugün: 12 Ekim — Edith Stein, Husserl'in asistanından Auschwitz'e
12 Ekim 1891'de Breslau'da doğan Edith Stein, Husserl'in ilk asistanı, empati üzerine doktora tezinin yazarı, Almanya'da doçentliği reddedilen ilk kadın felsefecilerden, sonra Karmelit rahibesi ve 1942'de Auschwitz'de öldürülen bir Yahudi. Fenomenoloji ile Thomizm arasında, 'başkasının deneyimi' sorusunun filozofu.
Kültür Servisi
Kitap, dergi ve etkinlik haberleri.

Edith Stein 12 Ekim 1891'de, o yıl Yom Kippur'a denk gelen günde, Breslau'da (bugün Wrocław) on bir çocuklu Yahudi bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. Babası o iki yaşındayken öldü; kereste ticaretini annesi yürüttü. On beşinde dindarlığını bıraktı, kendini ateist ilan etti; Breslau'da psikoloji okurken Husserl'in Mantık Araştırmaları'nı okudu ve 1913'te Göttingen'e, fenomenolojinin kaynağına gitti.
Empati: Başkasının deneyimini nasıl biliriz?
Göttingen'de Husserl'in, Max Scheler'in ve Adolf Reinach'ın çevresine katıldı; Birinci Dünya Savaşı'nda Kızıl Haç hemşiresi olarak çalıştı; 1916'da Freiburg'da Husserl'in yanında Empati Problemi Üzerine (Zum Problem der Einfühlung) teziyle summa cum laude doktora yaptı. Tezin sorusu fenomenolojinin en zor sorularından biridir: Başka bir bilinci nasıl deneyimleriz? Stein'a göre empati ne çıkarım ne de taklit; ötekinin yaşantısının bana "kendi yaşantım olmayan bir yaşantı olarak" verildiği, kendine özgü bir edimdir. Öteki, benim için bir nesne değil, bir "ben"dir ve bunu doğrudan kavrarım; ama onun acısını onun gibi yaşamam, ona eşlik ederim. Bu çözümleme, bugün zihin felsefesinde "öteki zihinler" tartışmasının ve bilişsel bilimde empati araştırmalarının fenomenolojik kaynağı sayılır; Stein'ın yüz yıl önceki ayrımları, aynalayan nöronlar literatüründe yeniden tartışılıyor.
1916-1918'de Husserl'in ilk asistanı oldu: Onun stenografik notlarını, bugün Ideen II olarak bilinen metni ve Zaman Bilinci derslerini düzenledi; Heidegger daha sonra bu düzenlemeleri kendi adıyla yayımlattığında Stein'ın emeği anılmadı. Doçentlik (habilitasyon) için başvurdu; Göttingen ve Freiburg'da reddedildi, gerekçe açıkça kadın olmasıydı. 1919'da Prusya Eğitim Bakanlığı'na yazdığı dilekçe, kadınların habilitasyonunun önündeki engelin kaldırılmasına yol açan kararnamenin vesilelerinden biri oldu; ama Stein kendisi hiçbir zaman kürsü alamadı. 1920'lerde kadın hareketi içinde konuştu, kadınların eğitimi ve "kadının özü" üzerine fenomenolojik denemeler yazdı.
Fenomenolojiden Thomizme
1921'de bir gecede Teresa de Ávila'nın otobiyografisini okudu ve "Bu hakikattir" diyerek Katolik olmaya karar verdi; 1922'de vaftiz edildi. Dominiken rahibelerin Speyer'deki okulunda on yıl öğretmenlik yaptı; bu dönemde Aquinas'ın De veritate'sini Almancaya çevirdi ve 1929'da Husserl'in 70. yaş armağanına "Husserl'in Fenomenolojisi ve Aquinas'ın Felsefesi" başlıklı, iki düşünürü diyalog hâlinde sunan bir deneme yazdı. 1932'de Münster'deki Alman Bilimsel Pedagoji Enstitüsü'nde ders vermeye başladı; 1933'te Nazi yasaları Yahudi kökenli olduğu için onu uzaklaştırdı. Aynı yıl Papa XI. Pius'a Yahudilere yönelik zulmü açıkça kınamasını isteyen bir mektup yazdı; cevap alamadı. Ekim 1933'te Köln'deki Karmelit manastırına girdi: Teresia Benedicta a Cruce, "Haç'ın Teresa Benedicta'sı".
Manastırda başyapıtını yazdı: Sonlu ve Ezelî Varlık (Endliches und ewiges Sein, 1936'da tamamlandı, Yahudi bir yazarın kitabı olduğu için yayımlanamadı, 1950'de çıktı). Kitap, Husserl'in fenomenolojisi ile Aquinas'ın varlık metafiziğini birleştirmeyi dener: Sonlu varlığın kendi varlığını ezelî varlıktan alışı, kişi, öz ve varoluş. Heidegger'in Varlık ve Zaman'ına uzun bir ek yazdı; Heidegger'in "ölüme doğru varlık" çözümlemesini, insanın sonluluğunu kabul ederken sonsuzla ilişkisini dışarıda bıraktığı için eleştirdi. Son eseri Haçın Bilimi, Yuhanna de la Cruz üzerine bitmemiş bir inceleme.
Auschwitz
1938 Kristal Gece'den sonra Hollanda'daki Echt manastırına gönderildi. 1942 Temmuz'unda Hollanda piskoposlarının Yahudilerin sürgününü kınayan mektubu kiliselerde okununca Naziler misilleme olarak Katolik olmuş Yahudileri de topladı; Stein kız kardeşi Rosa ile birlikte 2 Ağustos'ta manastırdan alındı, 9 Ağustos 1942'de Auschwitz-Birkenau'da gaz odasında öldürüldü. Götürülürken kız kardeşine söylediği cümle aktarılır: "Gel, halkımız için gidiyoruz." 1998'de Papa II. Ioannes Paulus onu aziz ilan etti ve Avrupa'nın koruyucu azizlerinden biri yaptı; azizliği, Yahudi cemaatlerinde, Holokost kurbanı bir Yahudinin Hristiyan şehidi olarak anılmasının anlamı üzerine tartışma açtı. Bu tartışma hâlâ sürüyor.
Felsefe tarihi Stein'ı uzun süre Husserl'in asistanı ya da Katolik bir azize olarak andı; son otuz yılda, Alman fenomenolojisinin en özgün isimlerinden biri olarak yeniden okunuyor. Empati, kişi, topluluk ve devlet üzerine yazdıkları (1920'lerdeki Psişik Nedensellik ve Devlet Üzerine Bir Araştırma) sosyal ontolojinin öncü metinleri sayılıyor. Hayatı, geçen hafta Almanya'daki Felsefe ve Nasyonal Sosyalizm çalışma grubu üzerine yazdığımızda sorduğumuz soruyu tersten sorar: Felsefe faşizme bağışık değildi; ama bazı filozoflar hakikate sonuna kadar bağlı kaldı.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Felsefe Tarihinde Bugün: 11 Ekim — Samuel Clarke, Hans Kelsen, Tschirnhaus, Zwingli ve Einstein'ın mektubu
11 Ekim'de doğanlar: Leibniz'le yazışan Newtoncu metafizikçi Samuel Clarke (1675) ve 'saf hukuk kuramı'nın kurucusu Hans Kelsen (1881). Ölenler: Spinoza'nın dostu, porselenin mucidi Tschirnhaus (1708) ve Zürih reformcusu Zwingli (1531). Ve 1939'da Einstein'ın Roosevelt'e mektubu bugün okundu; 1962'de II. Vatikan Konsili açıldı.
Gottfried Wilhelm Leibniz








.jpg?width=500)






