Felipe De Brigard'a 800 bin dolarlık MacArthur ödülü: Hafıza aslında geçmişi saklamıyor olabilir
Duke Üniversitesi'nden filozof ve bilişsel bilimci Felipe De Brigard, 2026 MacArthur Fellow'ları arasında. Beş yıla yayılan 800 bin dolarlık koşulsuz destek, belleği bir arşiv değil hayal gücüyle ortak çalışan kurucu bir sistem olarak düşünen bir programa gidiyor. Bellek, karşı-olgusal düşünce ve affetme üzerine bir dosya.
Dış Haberler Servisi
Yurt dışı felsefe gündemini izler.
Felsefe ile nörobilim arasındaki sınırın ne kadar inceldiğini gösteren haber geçen hafta Amerika'dan geldi: Duke Üniversitesi Felsefe ile Psikoloji ve Nörobilim bölümlerinde profesör olan Felipe De Brigard, MacArthur Vakfı'nın 2026 Fellow'ları arasında. Kamuoyunda "Genius Grant" diye bilinen program, seçilen isimlere beş yıla yayılan ve hiçbir koşula bağlanmayan 800 bin dolar veriyor. Vakıf De Brigard'ı tek cümleyle tanıtıyor: Belleğin doğası ve işlevi ile hayal gücüyle ilişkisi hakkındaki anlayışımızı yeniden biçimlendiriyor.
Türkiye'deki okur için isim yabancı değil. De Brigard bu yıl, bellek felsefesindeki karşıt görüşleri Sarah Robins'le birlikte temsil ettiği için Lebowitz Ödülü'nü de almıştı. Aynı yıl içinde iki büyük ödül, bellek felsefesinin artık dar bir uzmanlık alanı değil, felsefenin merkezine yerleşen bir soru olduğunu gösteriyor.
Bellek bir arşiv değilse?
Geleneksel resim sezgisel: Bellek bir arşivdir; yaşadıklarımız depolanır, gerektiğinde geri çağrılır. Bu resimde hatırlama hataları iki şekilde açıklanır: Sistem bozulmuştur ya da beyin bilgiyi o an için en kullanışlı biçimde yeniden düzenlemiştir. De Brigard yirmi yıla yaklaşan çalışmasında bu varsayımın ikisine de itiraz ediyor. Ona göre epizodik bellek, yani kişisel geçmişimizin olaylarını hatırlama kapasitesi, pasif bir kayıt-oynatma sistemi değil, kurucu ve hayal gücüyle çalışan bir süreçtir. Daha da önemlisi, bellek daha geniş bir bilişsel sistemin parçasıdır: "Ne olmuş olabilirdi" ve "ne olabilir" diye düşünme, yani varsayımsal düşünme sistemi.
Bu iddianın deneysel bir temeli var. De Brigard ve çalışma arkadaşları davranış deneylerinde ve fMRI çalışmalarında şunu gösterdi: İnsanlar geçmişlerindeki bir olayın nasıl farklı olabileceğini hayal ettiklerinde devreye giren beyin bölgeleri, o olayı hatırlarken çalışan bölgelerle büyük ölçüde örtüşüyor. Geçmişi hatırlamak ile geçmişin alternatifini kurmak, aynı makinenin iki işi gibi görünüyor. Bu durumda bellek hataları, çarpıtmalar ve konfabülasyonlar sistemin kusuru değil, esnek zihinsel simülasyon için tasarlanmış bir sistemin özelliği olarak okunabiliyor. De Brigard daha sonra farklı türden varsayımsal düşüncelerin (kendiyle ilgili ya da dış dünyayla ilgili alternatifler; olası ya da olasılık dışı senaryolar) beynin biraz farklı bölgelerini çalıştırdığını da göstererek, varsayımsal düşünme kapasitesinin tek parça olmadığını, birbirinden ayrı süreçler içerdiğini öne sürdü.
"Başka türlü olsaydı?"
Felsefi açıdan en ilginç nokta burası. İnsan yalnızca "ne oldu" diye düşünmez; "başka türlü olsaydı ne olurdu" diye de düşünür. Keşke o gün başka karar verseydim; o kişiyle tanışmasaydım hayatım nasıl olurdu; başka bir ülkede doğsaydım... Bunların hiçbiri gerçekleşmedi, ama zihin onları kurar ve geleceği planlarken aynı mekanizmayı kullanır. Gelecek henüz yoktur; onu zihinsel olarak kurmak zorundayız. De Brigard'ın programının çıkardığı sonuç şu: Geçmişi hatırlamak ile geleceği hayal etmek birbirinden tamamen ayrı faaliyetler değil; bellek yalnızca geçmişle ilgili değil, geleceğe hazırlanmamızı sağlayan bir sistem.
Burada felsefenin eski bir problemi yeniden açılıyor. Locke'tan Parfit'e uzanan kişisel özdeşlik tartışması, "geçmişteki ben" ile "şimdiki ben" arasındaki bağı çoğu zaman bellek üzerinden kurmuştu. Eğer bellek her hatırlamada yeniden kuruluyorsa, bu bağ ne kadar sağlam? Bu soru artık yalnızca seminer odalarında değil, laboratuvarlarda da soruluyor.
Affetmek geçmişi değiştirir mi?
De Brigard'ın güncel araştırması belleğin mekanizmasından günlük hayata geçiyor. Doğduğu ülke Kolombiya'da siyasal şiddet mağdurlarıyla yürüttüğü Memory and Forgiveness projesinde, affetmenin zamanla haksızlık anılarının duygusal yükünü nasıl değiştirdiğini kontrollü deneylerle ve saha çalışmasıyla inceliyor. Bulgu dikkat çekici: Affetmek, kişinin olayın içeriğine dair hatırasını değiştirmiyor; ama anıyı duygusal olarak daha az yoğun ve daha az olumsuz kılıyor. Yani affetmek unutmak değil. Belki de affetmek, geçmişin anlamını değiştirmek.
Bir nörobilimci bize hangi bölgenin etkinleştiğini gösterebilir; ama "affetmek nedir" sorusuna cevap vermek için yine felsefeye ihtiyaç var. Affetmek yapılanı haklı görmek midir? Hayır. Unutmak mıdır? Hayır. Acının geçmesi midir? Belki. Yoksa geçmişle kurulan ilişkinin değişmesi midir? De Brigard'ın projesi, bu kavramsal soruyu ampirik verilerle birlikte düşünmenin mümkün olduğunu gösteriyor; vakıf da onu tam bu yüzden, belleğin temel mekanizmalarını "ahlaki onarım ve toplumsal iyileşme" sorularına bağlayan disiplinler arası bir araştırma çizgisinin kurucusu olarak tanımlıyor.
Kısa biyografi
Ödül sırasında 47 yaşında olan De Brigard, lisansını Kolombiya Ulusal Üniversitesi'nde (2002), yüksek lisansını Tufts'ta (2005), ikinci yüksek lisansını ve doktorasını Kuzey Karolina Üniversitesi'nde (2007, 2011) tamamladı; 2011-2013'te Harvard'da doktora sonrası araştırmacı olarak çalıştı. Duke'ta Imagination and Modal Cognition Lab'ı yönetiyor. Memory and Remembering (2023) kitabının yazarı; makaleleri Cognition, Psychological Science, Nature Neuroscience ve Philosophical Psychology gibi dergilerde çıktı.
MacArthur ödülünün felsefe açısından anlamı bir filozofun ödüllendirilmesinden fazlası: Felsefenin laboratuvara girmesi ve laboratuvarın yeniden felsefi soru sormaya başlaması. De Brigard'ın çalışmasından çıkan daha geniş düşünce de belki şu: İnsan yalnızca geçmişini hatırlayan bir varlık değil, geçmişi yeniden kurarak geleceğini tasarlayan bir varlık. Geçmişinin mahkûmu değil.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Sonbaharın felsefe ödülleri: Kluge Nussbaum'a, Leibniz Vetter'e, Académie française'in büyük ödülü Dixsaut'ya, Felsefe Olimpiyatı'nda üç altın
Kongre Kütüphanesi 500 bin dolarlık Kluge Ödülü'nü Martha Nussbaum'a verdi; Alman Araştırma Vakfı'nın 2,5 milyon euroluk Leibniz Ödülü olanaklılık metafizikçisi Barbara Vetter'e, Académie française'in Grand Prix de Philosophie'si doksan üç yaşındaki Platon uzmanı Monique Dixsaut'ya gitti; Varşova'daki 34. Uluslararası Felsefe Olimpiyatı'nda Meksika, Bulgaristan ve Singapur'dan üç öğrenci altın madalya aldı. 2026'nın ödül tablosu ve daha önce yazdıklarımız: Templeton, Lebowitz, Berggruen, Arendt, Skytte, Jaspers, Tractatus.
Michael Sandel, Martha Nussbaum








.jpg?width=500)






