Bir bilanço denemesi: 'Cumhuriyetin 100. Yılında Türkiye'de Felsefe'
Betül Çotuksöken ve İoanna Kuçuradi'nin editörlüğünde hazırlanan iki ciltlik çalışma, yüz yıllık bir dönemin felsefi bilançosunu çıkarmayı deniyor. Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları'ndan çıkan ikinci cilt 400 sayfa.
Haber Merkezi
Felsefe Haberleri yayın kurulu.

Bir ülkenin felsefe tarihini yazmak, o ülkenin kendisi hakkındaki en zor kararlarından biridir. Neyi dahil edeceğine karar vermek, ne saydığına karar vermektir.
Cumhuriyetin 100. Yılında Türkiye'de Felsefe, bu kararı vermeyi deneyen iki ciltlik bir çalışma. Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları'ndan çıkan ikinci cilt 400 sayfa; editörlüğünü Betül Çotuksöken ve İoanna Kuçuradi üstlenmiş.
İki ismin bir arada olması kendi başına anlamlı. Kuçuradi Hacettepe'de felsefe bölümünü kuran, FISP'in ilk kadın başkanı olan ve UNESCO Felsefe ve İnsan Hakları Kürsüsü'nü yürüten isim; Çotuksöken ise Türkiye'de felsefe eğitimi ve ortaçağ felsefesi çalışmalarının başlıca temsilcilerinden. İkisi de anlattıkları dönemin bir parçası.
Neden bir bilanço gerekli?
Cumhuriyet'in ilk yüzyılı, felsefe açısından sıradan bir yüzyıl değildi.
Bir imparatorluğun medrese geleneğinden modern üniversiteye geçildi. 1933 Üniversite Reformu'yla Almanya'dan kaçan felsefeciler İstanbul'a geldi ve Türkiye'de akademik felsefenin yönünü belirledi — Ernst von Aster, Hans Reichenbach, Joachim Ritter. Yeni bir felsefe terminolojisi kuruldu; bu köşede dün andığımız Bedia Akarsu'nun Felsefe Terimleri Sözlüğü o çabanın belgesi.
Yüz yıl sonra sorulması gereken soru şu: Bu kurumsallaşmadan ne çıktı?
Çalışmanın konumu
Bu tür derleme ciltlerinin iki riski vardır. Birincisi kutlama metnine dönüşmek; ikincisi katalog olmak — isimler, tarihler, kürsüler.
Çalışmanın anlamlı olması, üçüncü bir şeyi yapabilmesine bağlı: Değerlendirme. Hangi alanlarda gerçek birikim oluştu, hangilerinde oluşmadı? Türkiye'de hangi felsefi problemler kendi sorularımız hâline geldi, hangileri aktarma olarak kaldı?
Bu soru, sitemizde bu hafta ele aldığımız iki dosyayla doğrudan bağlantılı: Hilmi Ziya Ülken'in "Türkiye neden süreklilik taşıyan bir düşünce geleneği kuramadı?" sorusu ve bugün yayımladığımız dergi haritası. Üçü aynı meseleyi farklı yerlerden kuşatıyor.
Yayınevi hakkında bir not
Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları'nın kataloğu kendi başına okunmaya değer.
Kant'ın Pratik Aklın Eleştirisi ve Prolegomena'sı, Kuçuradi'nin Etik, Nietzsche ve İnsan ve Schopenhauer ve İnsan kitapları, Harun Tepe'nin Etik ve Metaetik'i, Gülriz Uygur'un Hukukta Adaletsizliği Görmek'i, Adnan Güriz'in Adalet Kavramı, ve "Anadolu'da Felsefeye Yolculuk" dizisinden Miletli filozoflar, Sinoplu Diogenes, Urlalı Anaksagoras ve Hierapolisli Epiktetos üzerine ciltler.
Bu son dizi özellikle dikkat çekici. Antik felsefenin coğrafi olarak büyük bölümünün bugünkü Türkiye topraklarında geçtiğini hatırlatan bir program — ve bunu turistik bir vurgu olarak değil, felsefe tarihi araştırması olarak yapıyor.
Künye
- Editörler: Betül Çotuksöken, İoanna Kuçuradi
- Yayınevi: Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları
- 2. Cilt: 15 Mayıs 2025 · 400 sayfa
- Dil: Türkçe
Not: Türkiye'de 2026'da yayımlanmış iddialı bir akademik felsefe telif eseri arayışımız sürüyor. Yayınevleri ve yazarlar, yeni çıkan çalışmaları iletişim sayfamızdan bize iletebilir; düzenli olarak tanıtacağız.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler
.jpg?width=1600)
2026'da Türkçe yayımlanan telif felsefe kitapları
Çeviri değil, Türkçe yazılmış felsefe: 2026 kataloğunda insan hakları, felsefi antropoloji, Türk felsefesinin temaları, algoritma, evrim ve İslam düşüncesi, İbn Sînâcı bir metafizik girişi, kapsamlı bir felsefe tarihi ve gençler için bir felsefe anlatısı. Künyeleri doğrulanmış dokuz telif eserin dökümü ve 'telif felsefe' sorusunun kendisi.








.jpg?width=500)






