Uluğ Nutku: Anadolu'nun 'gezgin düşünürü' ve felsefeylemenin Türkçesi
Sivas Zara'da doğdu, Robert Kolej'de ve İstanbul Üniversitesi'nde okudu, Mersin, Çukurova ve Cumhuriyet üniversitelerinin felsefe bölümlerini kurdu; felsefeyi bir bilgi yığını değil bir etkinlik olarak düşündü ve bunu Türkçede tek kelimeyle söyledi: 'felsefeylemek'. 2014'te kaybettiğimiz Uluğ Nutku'nun, Türkiye'de felsefenin Anadolu'ya taşınmasındaki yeri ve 'güncelin felsefesi' programı.
Kültür Servisi
Kitap, dergi ve etkinlik haberleri.

Türkiye'de felsefe tarihi çoğunlukla İstanbul ve Ankara üzerinden anlatılır: Reichenbach'ın İstanbul'u, Hızır'ın Ankara'sı, Mengüşoğlu'nun kürsüsü, Kuçuradi'nin Hacettepe'si. Bu anlatının dışında kalan bir hikâye var: Felsefenin 1990'larda, yeni kurulan taşra üniversiteleriyle birlikte Anadolu'ya taşınması. O hikâyenin baş kişisi, çevresinde "gezgin düşünür" diye anılan Uluğ Nutku'dur. Bu hafta İoanna Kuçuradi'yi uğurlarken, aynı kuşaktan, aynı okuldan, ama bambaşka bir yol tutmuş bir filozofu da hatırlamanın zamanı.
Zara'dan Robert Kolej'e, Robert Kolej'den Beyazıt'a
Uluğ Nutku 1935'te Sivas'ın Zara ilçesinde doğdu. Cumhuriyet'in ilk kuşağının çocuğuydu; eğitimini ülkenin en iyi okullarında aldı: 1956'da Robert Kolej'i bitirdi, 1957-1964 arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde okudu. Sistematik Felsefe ve Mantık Kürsüsü'ne kayıtlıydı; felsefe tarihi, Eski Yunan dili ve edebiyatı ile Latin dili ve edebiyatı sertifikaları aldı. İngilizce, Almanca, Eski Yunanca ve Latince biliyordu; Platon'u ve Aristoteles'i aslından okuyan, Kant'ı Almancasından tartışan bir kuşağın son temsilcilerindendi.
Beyazıt'taki felsefe bölümü, Nutku'nun öğrencilik yıllarında Takiyettin Mengüşoğlu'nun bölümüydü. Mengüşoğlu, Göttingen'de Nicolai Hartmann'ın öğrencisi olmuş, Türkiye'ye "felsefi antropoloji"yi, insanı bütün fenomenleriyle (bilen, yapıp eden, değerleri duyan, tavır takınan, önceden gören, isteyen, özgür, tarihsel, ideleştiren, kendisini bir şeye veren, çalışan, eğiten ve eğitilen, inanan, sanatın ve tekniğin yaratıcısı, konuşan, biyopsişik bir varlık olarak) ele alan felsefeyi getirmişti. Kuçuradi bu mirası etiğe ve insan haklarına taşıdı; Nutku ise "insan felsefesi"ni kendi ekseni yaptı ve ona iki şey ekledi: tarih ve güncellik.
Gezgin filozof: Felsefeyi Anadolu'ya taşımak
Nutku'nun akademik hayatı, Türkiye'de üniversitenin coğrafyasının genişlediği yıllara denk geldi ve o bu genişlemenin felsefedeki işçisi oldu. İstanbul'dan sonra Çukurova Üniversitesi'nde ders verdi; Kocaeli'de bulundu; 1994'te profesör oldu ve aynı yıl, henüz iki yaşındaki Mersin Üniversitesi'nde Felsefe Bölümü'nü kurdu, Fen-Edebiyat Fakültesi'nin kuruluşunda çalıştı ve 1999'a kadar kurucu bölüm başkanı olarak kaldı. Sonra Sivas'a, doğduğu ilin üniversitesine gitti ve 2000'de Cumhuriyet Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü kurdu. Mersin Felsefeciler Derneği'nin anmasında üç bölümün kurucusu olarak anılır: Mersin, Çukurova ve Cumhuriyet. 2002'de yaş haddinden emekli oldu; ama emeklilik onun için ders vermeyi bırakmak anlamına gelmedi; "gezgin düşünür" adı buradan gelir: Bir üniversiteden ötekine, bir kentten ötekine, nerede felsefe bölümü kurulacaksa oraya giden bir hoca.
Bu bir biyografi ayrıntısı değil, bir felsefi tavırdır. 1990'larda Türkiye'de felsefe bölümlerinin sayısı hızla arttı; ama bölüm açmak ile felsefe kurmak aynı şey değildir. Nutku, kurduğu bölümlerde ders programlarını, kütüphaneleri ve ilk öğrenci kuşaklarını kendi elleriyle biçimlendirdi; Mersin'de Felsefeciler Derneği'ni kurdu ve onursal başkanı oldu; aynı kentte Eğitim-Sen'in üniversite şubesinin kuruluşuna öncülük etti. Öğrencilerinin 2005'te hazırladığı Uluğ Nutku'ya Armağan kitabı, Anadolu'da felsefe öğrenmiş bir kuşağın hocasına teşekkürüdür. Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı'nın cenazesindeki sözleri, mesleğin ona bakışını özetler: "Felsefenin sevilmesi ve yaygınlaşması için çalışmayı görev bilmişti."
Felsefeylemek: Bir kelimeyle bir program
Nutku'nun Türkçeye kazandırdığı iki kavram var; ikisi de onun felsefe anlayışının özetidir. Birincisi "felsefeylemek". Türkçede "felsefe yapmak" denir; Nutku bunu beğenmezdi, çünkü "yapmak" felsefeyi bir nesne, bir ürün gibi gösterir. "Felsefeylemek", Türkçenin fiil türetme gücünü kullanarak felsefeyi bir etkinlik, bir eyleme biçimi olarak adlandırır: Felsefe yapılmaz, felsefeylenir; tıpkı "düşünmek" gibi, bir süreçtir. Bu, Kant'ın "felsefe öğrenilmez, felsefe yapmak öğrenilir" sözünün Türkçedeki en kısa karşılığıdır ve Nutku'nun hocalığının ilkesiydi: Öğrencisine felsefe tarihini ezberletmek değil, felsefeylemeyi öğretmek.
İkincisi "aşmaca". İnsan, Mengüşoğlu'nun insan felsefesinde, verili olanı aşan varlıktır; Nutku bu aşma hareketini, Hegel'in Aufhebung'una ya da Nietzsche'nin "kendini aşma"sına Türkçe bir karşılık arayarak, "aşmaca" diye adlandırdı: İnsanın kendi durumunu, kendi bilgisini, kendi kültürünü aşarak ilerlemesi; ama aşılanı yok etmeden, onu içinde taşıyarak. Kavram, Nutku'nun insan felsefesinin tarih felsefesiyle birleştiği yerdir: İnsan tarihsel bir varlıktır, çünkü aşmacadır.
Güncelin felsefesi
Nutku'nun kitapları bu programın uygulamasıdır. İnsan Felsefesi Çalışmaları, Mengüşoğlu çizgisinin devamı ve genişlemesidir: nedensellik, bilimsellik, özgürlük, ölüm, kader, kültür, insan, toplum, düşünme, eylem, mutluluk, amaç, bilim ve inanma kavramlarını tarihsel bağlamları içinde çözümler; Nutku'ya göre bir kavram, tarihinden koparılarak anlaşılamaz, ama tarihine de indirgenemez. Felsefe ve Güncellik ile Daha Güncel Felsefe, başlıklarının ilan ettiği programı taşır: Felsefe, "güncel"in felsefesi olmalıdır; günün sorunlarıyla, siyasetle, bilimle, toplumsal değişimle hesaplaşmayan felsefe, Nutku'ya göre, felsefeylemek değil felsefe tarihi anlatmaktır. Bu, Marx'ın "filozoflar dünyayı yorumladı, oysa mesele onu değiştirmektir" tezinin Nutku'daki yankısıdır; ama Nutku, Marx'ı da tarihsel bağlamında, aşılması gereken bir uğrak olarak okur. İnanmanın Felsefesi, inanmayı dinî inançla sınırlamadan, insanın bir varlık biçimi olarak ele alır: İnsan, bilmediği şeye inanarak eyler; bilim de bir inanma biçimi içerir; sorun inanmak değil, neye ve nasıl inanıldığıdır. Ur Uruk Urşu: Şiir Damlası Tarih ise bir filozofun şiirle, Mezopotamya'nın ilk kentlerinden bugüne tarihi anlatma denemesidir; Nutku'nun felsefeyi akademik makaleye hapsetmeyi reddeden tavrının son ürünü.
Nutku'nun felsefesi, Kuçuradi'ninki gibi, bir sistem değildir; birkaç kavram ve bir tavırdır. Tavır, felsefenin Türkçede, Türkçenin kendi kelimeleriyle ve Türkiye'nin güncel sorunları karşısında yapılabileceği inancıdır; sitemizde Yalçın Koç'un Türkçe felsefe dili arayışını ele alırken bu tavrın başka bir koluna değinmiştik. Nutku'nun farkı, bunu İstanbul'dan değil Mersin'den, Sivas'tan, Adana'dan yapmasıdır.
Ardından
Uluğ Nutku 17 Kasım 2014'te Mersin'de, 79 yaşında öldü; cenazesi ertesi gün Mersin Üniversitesi Rektörlük binası önünde düzenlenen törenle uğurlandı. Törende konuşan öğrencilerinden birinin sözü, hocanın ne olduğunu akademik unvanlardan iyi anlatır: "İletişim kurduğu herkese kendini çok özel hissettirirdi." Bugün Mersin, Sivas ve Adana'da felsefe okuyan öğrenciler, kurucusunun adını çoğu zaman bilmeden, onun açtığı bölümlerde felsefeyliyor. On iki yıl sonra, aynı kuşağın son büyük ismini kaybettiğimiz bir haftada, Türkiye'de felsefenin kurumsallaşmasının yalnızca büyük kentlerin ve büyük adların değil, bavulunu alıp Anadolu'ya giden hocaların işi olduğunu hatırlamak gerekiyor.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

YUNUS EMRE: İNSAN KENDİNİ NASIL BİLİR?
Yedi yüzyıl sonra Yunus Emre'yi yeniden okumak: Benlik, gönül, bilgi ve kötülük üzerine radikal bir düşünce. Yunus'u yalnızca 'sevgi şairi' olarak okumak onu anlamanın en kolay ve en yüzeysel yoludur. Asıl Yunus daha zor bir soru sorar: İnsan kendisini gerçekten biliyor mu? Ona göre bilgi, insanı dönüştürmüyorsa henüz bilgi değildir; 'gönül' mistik bir duygu alanı değil, bilginin, ahlakın ve insanın kendisiyle karşılaşmasının gerçekleştiği felsefi bir mekândır. Kierkegaard, Nietzsche ve yapay zekâ çağıyla bir karşılaştırma.
Friedrich Nietzsche, Yunus Emre








.jpg?width=500)






.jpg?width=1600)