Sanat, Siyaset ve Hukuk: İtalya'da İnsanlık Krizi Üzerine Felsefi Tartışmalar
Napoli'deki İtalyan Felsefe Araştırmaları Enstitüsü (IISF) 7-9 Ekim'de 'Sanat, Siyaset ve Mutlak Arasında: Hukuk, Edebiyat ve Antropolojik Kriz' başlıklı toplantıyı düzenliyor. Sanat siyasetin dışında kalabilir mi? Hukuk insanı nasıl tanımlar? 'Antropolojik kriz' ne demek? Ve ekim programında Heidegger, Leibniz, Benjamin, Cacciari ile Esposito: Avrupa'nın en özgün felsefe kurumlarından birinin sonbaharı.
Dış Haberler Servisi
Yurt dışı felsefe gündemini izler.
%2001.jpg?width=1600)
Sanat yalnızca güzel olanı üretme faaliyeti midir? Hukuk yalnızca toplumsal düzeni sağlayan kurallar bütünü mü? İnsan kavramı tarih boyunca değişiyorsa, hakları ve sorumlulukları hangi insan anlayışına dayanarak belirliyoruz? Bu üç soru, sanat felsefesini, siyaset felsefesini ve hukuk felsefesini aynı masada buluşturuyor; masa bu kez Napoli'de.
İtalyan Felsefe Araştırmaları Enstitüsü (Istituto Italiano per gli Studi Filosofici, IISF) 7-9 Ekim'de Napoli ve Salerno'da "L'arte tra politica e assoluto. Diritto, letteratura e crisi antropologica" (Sanat, Siyaset ve Mutlak Arasında: Hukuk, Edebiyat ve Antropolojik Kriz) başlıklı toplantıyı düzenliyor. Başlık iki parçalı: İlk yarı sanatın siyasal olanla mutlak olan arasındaki yerini, ikinci yarı hukukun ve edebiyatın bugünkü "insan" krizine nasıl cevap verdiğini soruyor.
Enstitü neden önemli?
IISF sıradan bir araştırma merkezi değil. 1975'te Roma'da, Accademia dei Lincei'nin çatısı altında Enrico Cerulli, Elena Croce, Pietro Piovani, Giovanni Pugliese Carratelli ve avukat-filantrop Gerardo Marotta tarafından kuruldu; Marotta 2017'deki ölümüne kadar başkanlığını yaptı ve Avrupa'nın dört yanındaki sahaflardan toplanan hümanist kütüphaneyi enstitünün kalbine yerleştirdi. Napoli'deki Palazzo Serra di Cassano'da, Hegel araştırmalarından Vico'ya, Bruno'dan Croce'ye uzanan bir seminer geleneği kurdu; 1980'ler ve 90'larda Gadamer'den Derrida'ya, Habermas'tan Rorty'ye yüzlerce filozofun ders verdiği, Güney İtalya'nın gençlerine burslu seminerler açan bir "halk üniversitesi" oldu. Bugün de programı ücretsiz, açık ve yoğun.
Sanat siyasetin dışında kalabilir mi?
Sanat eserleri bazen doğrudan siyasal mesaj verir; bazen de böyle bir amacı olmadan yaşadığı toplumun değerlerini, çatışmalarını ve korkularını yansıtır. Bir eserin ne anlattığı kadar hangi koşullarda üretildiği, kimler tarafından desteklendiği ve hangi izleyiciye ulaştığı da önemlidir. Bu, sanat-siyaset ilişkisinin propagandaya indirgenemeyeceğini gösterir: Sanat mevcut düzeni meşrulaştırabilir, ona karşı çıkabilir ya da toplumun alışılmış kavramlarını sarsan yeni bir duyarlılık yaratabilir. Başlıktaki "mutlak" kelimesi İtalyan idealist geleneğinden geliyor; Croce ve Gentile'de sanat, tinin mutlakla ilişki kurduğu bir biçimdi. Toplantının sorusu buradan okunabilir: Sanatın siyasal gücü belirli bir mesajı savunmasından mı gelir, yoksa insanlara dünyayı farklı görme imkânı sunmasından mı? İki işlev birbirini dışlamaz; ama sanatın özgürlüğü ile siyasal amaçlar için kullanılması arasındaki sınır, estetik ve siyaset felsefesinin kesiştiği en hassas yer.
İlgili Haberler
.jpg?width=1600)
Nishan Forumu: Konfüçyüsçülük yapay zekâ çağında yeniden sahnede
Konfüçyüs'ün doğum yeri Qufu'da 28-29 Eylül'de toplanan 12. Nishan Dünya Medeniyetler Forumu'na 49 ülkeden 340'tan fazla konuk katıldı. Ana tema 'medeniyet, düzen, adalet'ti; ama en çok konuşulan alt başlık 'yapay zekâ ve dünya uyumu' oldu. Ren ve yi algoritmaya gömülebilir mi? Çin'in küresel felsefe iddiasının yeni sahnesi.
Konfüçyüs, Yanis Varoufakis
.jpg?width=1600)







.jpg?width=500)






.jpg?width=600)
.jpg?width=1600)