Felsefe Tarihinde Bugün: 7 Ekim — Niels Bohr ve tamamlayıcılık
7 Ekim 1885'te Kopenhag'da doğan Niels Bohr yalnızca kuantum fiziğinin kurucusu değil, 20. yüzyılın en etkili bilim filozoflarından biriydi. Kierkegaard okuyan, Høffding'in derslerine giden Bohr'un 'tamamlayıcılık' kavramı, bilginin yapısı hakkında bir tezdir.
Kültür Servisi
Kitap, dergi ve etkinlik haberleri.

Niels Bohr 7 Ekim 1885'te Kopenhag'da doğdu; babası fizyoloji profesörü Christian Bohr, annesi Yahudi bir banker ailesinden Ellen Adler. 1913'te atomun kuantumlu modelini kurdu, 1922'de Nobel aldı, Kopenhag'daki enstitüsü 1920'ler ve 30'larda kuantum mekaniğinin başkenti oldu; Heisenberg, Pauli, Dirac, Gamow oradan geçti. 1943'te Nazi işgalindeki Danimarka'dan İsveç'e kaçtı, Manhattan Projesi'ne katıldı, savaştan sonra nükleer silahların uluslararası denetimi için uğraştı. 18 Kasım 1962'de öldü.
Fizikçi mi, filozof mu?
Bohr'u fizikçi olarak tanırız; ama felsefi eğitimi tesadüf değildi. Gençliğinde Kierkegaard'ı okudu ve Yaşam Yolunda Evreler'i kardeşine hediye etti; Kopenhag'da Harald Høffding'in felsefe derslerini izledi ve babasının evinde toplanan Høffding'in tartışma grubunu dinledi; öğrenciliğinde "Ekliptika" adlı on iki kişilik tartışma kulübünde felsefe konuştu. William James'in Psikolojinin İlkeleri'ndeki "bilinç akışı" bölümünü ve Poul Martin Møller'in bir romanındaki, kendini gözlerken kendini kaybeden öğrenciyi sık sık anardı: Gözleyen ile gözlenenin ayrılamazlığı fikri, kuantum yorumundan önce ona gelmişti.
Tamamlayıcılık
Felsefeye asıl katkısı tamamlayıcılık (komplementarite) kavramıdır; ilk kez 1927'de Como'daki Volta konferansında sundu. Kuantum nesneleri bazı deney düzenlerinde dalga, bazılarında parçacık gibi davranır; iki tasvir birbirini dışlar ama ikisi de gereklidir ve nesnenin tam betimlemesi ancak ikisi birlikte verilir. Bohr'a göre bu bir eksiklik değil, bilginin yapısının kendisidir: Gözlem gözlenen sistemi değiştirir; bir "olgu" ancak bütün deney düzeniyle birlikte tanımlanır; klasik dilden vazgeçemeyiz çünkü ölçümü ancak onunla anlatabiliriz. Einstein'la 1927 Solvay'den 1935'e süren tartışması felsefe tarihinin büyük diyaloglarından biridir; "Tanrı zar atmaz" / "Einstein, Tanrı'ya ne yapacağını söylemeyi bırak" diyaloğu bu tartışmanın efsanesi. Einstein, Podolsky ve Rosen'ın 1935 makalesine cevabı, gerçekliğin gözlemden bağımsız tanımlanabileceği varsayımını hedef alır; Bohr için "fiziksel gerçeklik" kavramının kendisi deney düzeninden ayrılamaz.
Bohr tamamlayıcılığı fiziğin dışına da taşıdı: Biyolojide mekanizm ile amaçlılık, psikolojide düşüncenin içeriği ile düşünme edimi, antropolojide farklı kültürlerin yaşam biçimleri arasında benzer bir ilişki gördü. Yorumcular onu Kant'a (deneyimin koşulları), pragmatizme (kavramların işlevi) ve Kierkegaard'a (ya/ya da) bağladı; kendisi hiçbir okula girmedi ve felsefi yazıları kasıtlı olarak muğlak kaldı. Kopenhag yorumunun bugün tek yorum olmadığını, Bohm'dan çoklu dünyalara rakiplerinin bulunduğunu da söylemek gerekir; ama bu rakiplerin hepsi Bohr'un sorusuna cevap vermek zorunda: Gözlemci olmadan "olgu" var mıdır?
Mezarı Kopenhag'daki Assistens Mezarlığı'nda, Kierkegaard'ın mezarından birkaç yüz metre uzakta. Danimarka'nın bu iki düşünürü aynı mezarlıkta, aynı sorunun iki ucunda yatıyor: Biri özneyi, öteki gözlemciyi hiçbir tasvirin dışında bırakmamayı öğretti.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Felsefe Tarihinde Bugün: 11 Ekim — Samuel Clarke, Hans Kelsen, Tschirnhaus, Zwingli ve Einstein'ın mektubu
11 Ekim'de doğanlar: Leibniz'le yazışan Newtoncu metafizikçi Samuel Clarke (1675) ve 'saf hukuk kuramı'nın kurucusu Hans Kelsen (1881). Ölenler: Spinoza'nın dostu, porselenin mucidi Tschirnhaus (1708) ve Zürih reformcusu Zwingli (1531). Ve 1939'da Einstein'ın Roosevelt'e mektubu bugün okundu; 1962'de II. Vatikan Konsili açıldı.
Gottfried Wilhelm Leibniz








.jpg?width=500)






