Felsefe Tarihinde Bugün — 18 Ağustos: Helyum güneşte keşfedildi
18 Ağustos 1868'de Pierre Janssen, Hindistan'daki tam güneş tutulmasında bilinmeyen bir tayf çizgisi gördü. Yeryüzünde bulunmayan bir element, gökyüzünde keşfedilmişti.
Haber Merkezi
Felsefe Haberleri yayın kurulu.

18 Ağustos 1868'de Hindistan'da tam güneş tutulması gözlenirken, Fransız gökbilimci Pierre Jules César Janssen güneşin tayfında o güne kadar bilinmeyen bir sarı çizgi gördü. Aynı çizgiyi İngiliz gökbilimci Norman Lockyer da bağımsız olarak saptadı ve bunun yeni bir element olduğunu öne sürerek ona güneşin Yunanca adından yola çıkarak helyum adını verdi.
Element yeryüzünde ancak yıllar sonra bulundu.
Görmediğimiz bir şeyi nasıl biliriz?
Bu keşif, bilim felsefesinin merkezî sorusunu somut bir örneğe indirger.
Janssen ve Lockyer helyumu görmediler. Gördükleri şey, bir prizmadan geçen ışığın belirli bir yerinde beliren parlak bir çizgiydi. Oradan "yeni bir element var" sonucuna varmak, bir dizi kuramsal varsayımı gerektirir: Her elementin kendine özgü bir tayf imzası olduğunu, güneşteki maddenin yeryüzündeki maddeyle aynı yasalara uyduğunu, aygıtın güvenilir olduğunu varsaymak gibi.
Yani gözlem, kuramdan bağımsız değildir. Norwood Russell Hanson ve Thomas Kuhn'un "gözlemin kuram yüklü olduğu" tezi tam bunu söyler: Ne gördüğümüz, hangi kuramla baktığımıza bağlıdır.
Gerçekçilik tartışması
Helyum örneği, bilimsel gerçekçilik tartışmasında da anılır.
Gerçekçiler için bu bir zafer hikâyesidir: Kuram, henüz kimsenin eline almadığı bir şeyin varlığını öngördü; yıllar sonra o şey bulundu. Bu, kuramın yalnızca "işe yaramadığını", gerçekten dünyayı tarif ettiğini gösterir.
Araçsalcılar ise daha temkinlidir: Kuramlar, gözlemleri düzenleyen ve öngörü üreten araçlardır; başarılı olmaları, betimledikleri varlıkların gerçekten var olduğunu kanıtlamaz. Bilim tarihi, başarıyla öngörü üretmiş ama sonradan terk edilmiş kavramlarla doludur — esîr (ether) bunların en bilinenidir.
Tartışmanın bugünkü hâli "kötümser tümevarım" adıyla anılır: Geçmişteki en iyi kuramların çoğu yanlış çıktıysa, bugünküler neden farklı olsun?
Gökyüzü laboratuvar olunca
Keşfin üçüncü sonucu yöntemseldir. Tayf çözümlemesi, dokunulamayan bir nesne hakkında bilgi üretmenin yolunu açtı. Bugün ötegezegen atmosferlerinden kara delik çevresine kadar astrofiziğin neredeyse tamamı bu ilkeye dayanır.
On dokuzuncu yüzyılın başında Auguste Comte, yıldızların kimyasal bileşiminin asla bilinemeyeceğini yazmıştı — bilginin ilkesel bir sınırına örnek olarak. Helyumun keşfi, o sınırın nerede olduğunu bilmenin ne kadar zor olduğunu gösterdi.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Felsefe Tarihinde Bugün — 21 Ağustos: Alexander of Hales'in ölümü
Paris Üniversitesi'nde skolastik öğretimin biçimini değiştiren Fransisken ilahiyatçı Alexander of Hales, 21 Ağustos 1245'te öldü.

Felsefe Tarihinde Bugün — 20 Ağustos: Schelling'in ölümü
Alman idealizminin üç büyük isminden biri olan Friedrich Wilhelm Joseph Schelling, 20 Ağustos 1854'te İsviçre'nin Bad Ragaz kentinde öldü. Berlin'de Hegel'in kürsüsünü devralmıştı.
Friedrich Wilhelm Joseph Schelling







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


