2026'nın felsefe kitapları üç sözcükte toplanıyor: bilinç, kehanet, yapay devlet
Yılın öne çıkan kitaplarına birlikte bakıldığında bir örüntü çıkıyor. Pollan bilincin haritasını çıkarıyor, Véliz tahminin bir bilgi değil bir iktidar aracı olduğunu savunuyor, Lepore ise ulus-devletin yerini alan şeye ad koyuyor: Yapay Devlet.
Dış Haberler Servisi
Yurt dışı felsefe gündemini izler.

Bir yılın felsefe yayıncılığına bakmanın iki yolu var. Kitapları tek tek okumak — ya da hangi sözcüklerin tekrarlandığına bakmak.
2026'da üç sözcük tekrarlanıyor: bilinç, kehanet, yapay devlet.
Aşağıdaki seçki, "en çok satan" değil; akademik ağırlık, güncellik ve tartışma yaratma potansiyeli ölçütleriyle hazırlandı.
1. Michael Pollan — A World Appears: A Journey into Consciousness
Penguin Press · 24 Şubat 2026
Pollan'ın onuncu kitabı ve alanının en beklenmedik girişi.
Yiyecek ve bitkiler üzerine yazdığı kitaplarla tanınan Pollan, bu kez bilinci ele alıyor — ve yöntemi bir felsefe kitabından çok bir keşif seyahatnamesi.
Kitap, deneyimin giderek daha karmaşık katmanlarını ele alan bir sorular dizisi olarak kuruluyor. Pollan bilinci bilimsel, felsefi, edebî, manevi ve psikedelik perspektiflerden aynı anda soruyor.
Karşılaştığı kişiler listesi kitabın kapsamını gösteriyor: bitkilerde bilincin ilk kıvılcımını arayan "bitki nörobiyologları"; yapay zekâya duygu mühendisliği yapmaya çalışan bilim insanları; bilinç akışının yaşanmış hâlini yakalamaya çalışan psikologlar ve romancılar.
Kitap New York Times çok satanlar listesine girdi ve Kirkus Ödülü finalistleri arasında yer aldı.
Neden önemli: Sitemizde bu hafta ele aldığımız Schwitzgebel'in kuşkuculuğu ve Chalmers'ın zor problemi akademik tartışmayı temsil ediyor. Pollan'ın kitabı, aynı problemin kamusal dile çevrilmiş hâli. İkisi birlikte okunduğunda, bir felsefi problemin nasıl kamusal bir mesele hâline geldiği görülüyor.
2. Carissa Véliz — Prophecy: Prediction, Power, and the Fight for the Future, from Ancient Oracles to AI
Doubleday · 21 Nisan 2026 (Birleşik Krallık: Swift Press, 7 Mayıs)
Oxford'dan felsefeci Carissa Véliz, mahremiyet üzerine yazdığı Privacy Is Power ile tanınıyordu. Yeni kitabı daha büyük bir hedefe yöneliyor.
Ana tez, kitabın en güçlü cümlesinde: Tahminin asıl vaadi geleceği bilmek değil, başkaları üzerinde iktidar kurmaktır.
Véliz, tahmin meselesini Antik Yunan kehanetlerinden modern algoritmalara kadar izliyor. Tıp, iklim, teknoloji ve toplum alanlarından örneklerle dört sonuca varıyor:
- İnsanlar hakkındaki tahminler kendini gerçekleştirme eğilimindedir.
- Daha fazla veri, daha iyi sonuç garantisi vermez.
- Yapay zekâ riski azaltmaktan çok artırma ihtimali taşır.
- Özgür ve dayanıklı bir toplum, daha fazla tahmine değil, daha iyi hazırlığa ihtiyaç duyar.
Birinci madde felsefi olarak en ilginci. Bir insan hakkında yapılan tahmin — kredi notundan suç riskine, iş performansından sağlık öngörüsüne — o insana yapılan muameleyi değiştirir; muamele değişince davranış değişir; davranış değişince tahmin "doğrulanır".
Böylece tahmin, geleceği öngörmez, üretir.
3. Jill Lepore — The Rise and Fall of the Artificial State
25 Ağustos 2026
Harvard tarihçisi Jill Lepore, yapay zekâyı bir teknoloji olarak değil, devlet ve demokrasi fikrini dönüştüren siyasal bir güç olarak ele alıyor.
Kitabın tablosu ağır: Siyasal kampanyalar dikkat madenciliği yapan algoritmalara indirgendi; çok uluslu şirketler kamusal tartışmayı denetliyor; liberal ulus-devlet çağı sona eriyor ve yerini yapay zekânın yönetimi alıyor.
Ve en dikkat çekici kavram: İktidar mistifikasyonla sürdürülüyor — makinelerin, insanların bilemeyeceği şeyleri bildiği söyleniyor.
Bu formülasyon önemli. Lepore'a göre yapay zekânın siyasal gücü, gerçekten daha iyi bilmesinden değil, daha iyi bildiğine inanılmasından geliyor. Kâhin ile algoritma arasındaki süreklilik tam burada — ve Véliz'in kitabıyla doğrudan konuşuyor.
Lepore karamsar bir kitap yazmadığını vurguluyor: Yıkıcı olarak yapılan her şeyin geri alınabileceğini, Yapay Devlet'in kökenlerini aydınlatarak farklı bir gelecek tahayyül edebileceğimizi savunuyor.
Bağlantı: Sitemizde bu hafta ele aldığımız Rob Gallagher'ın "özerklik ve otomasyon" çalışması ve Judith Butler'ın demokrasi eleştirisi ile birlikte okunduğunda, 2026'nın siyaset felsefesi gündemi netleşiyor.
Ayrıca izlediklerimiz
Eric Schwitzgebel — AI and Consciousness: A Skeptical Overview (Cambridge Elements, Ağustos 2026). Yakın gelecekte yapay zekâ bilincinin ne apaçık imkânsız ne de apaçık kaçınılmaz olduğunu savunan yüz sayfalık müdahale. Ayrıntılı dosyamız.
Geoff Keeling & Winnie Street — Emerging Questions in AI Welfare (Cambridge Elements, Haziran 2026). Bir yapay zekâ sisteminin refahı olabilir mi ve olursa ne yapmalıyız? Ayrıntılı dosyamız.
Amy Olberding — Kill All The Chickens (Polity, 2026). Konfüçyüsçü etikçinin yas, hafıza ve sınıf üzerine lirik mozaiği. Ayrıntılı dosyamız.
Iulia Nistor — korku sineması ve felsefe (transcript Verlag, Mayıs 2026). Katharsis'ten iğrence, korku türünün felsefi çerçevesi. Ayrıntılı dosyamız.
David Bather Woods — Arthur Schopenhauer: The Life and Thought of Philosophy's Greatest Pessimist (University of Chicago Press). Schopenhauer'ın kötümserliğini hayat deneyimleri bağlamında yeniden değerlendiren felsefi biyografi; APA blogu bu yıl haziranda tanıttı. Bugünkü Schopenhauer dosyamız bu okumadan da yararlanıyor.
Ortaya çıkan tablo
Bu kitapların hepsi aynı yıl içinde, birbirinden habersiz yazıldı. Ama üçü de aynı boşluğa bakıyor.
Pollan soruyor: Deneyim nedir?
Véliz soruyor: Gelecek hakkındaki iddialar kime güç verir?
Lepore soruyor: Karar verme yetkisi nereye gitti?
Üç soru birleştiğinde tek bir soru çıkıyor — ve bu, sitemizin bu haftaki bütün dosyalarının altında duran soru:
Düşünen bir varlık olmakla, hakkında karar verilen bir nesne olmak arasındaki fark nedir?
Türkçe yayıncılık açısından not: Bu kitapların hiçbirinin Türkçe çevirisi henüz duyurulmadı. Pollan'ın önceki kitapları Türkçede geniş okur bulmuştu; A World Appears için de benzer bir ilgi beklenebilir.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Makinenin refahı: Cambridge'den yeni bir kitap soruyu erkenden soruyor
Geoff Keeling ve Winnie Street'in Cambridge Elements dizisinden çıkan kitabı, henüz yanıtı olmayan bir soruyu düzenli biçimde kuruyor: Bir yapay zekâ sisteminin refahı olabilir mi, olursa ne yapmamız gerekir? Yazarlardan biri Google'da bilişsel araştırmacı — bu ayrıntı kitabın konumunu da açıklıyor.

Bir felsefecinin yas defteri: Olberding'in tavukları
Konfüçyüsçü etik üzerine çalışan Amy Olberding, Ozark dağlarındaki aile çiftliğini devraldığında yas üzerine soğukkanlı bir kitap yazmayı planlıyordu. Beceremedi. Ortaya çıkan metin, akademik felsefenin sessizce dayattığı sınıfsal maskeyi de konu ediyor — kitabın adı bu maskeden geliyor.







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


