Bir felsefecinin yas defteri: Olberding'in tavukları
Konfüçyüsçü etik üzerine çalışan Amy Olberding, Ozark dağlarındaki aile çiftliğini devraldığında yas üzerine soğukkanlı bir kitap yazmayı planlıyordu. Beceremedi. Ortaya çıkan metin, akademik felsefenin sessizce dayattığı sınıfsal maskeyi de konu ediyor — kitabın adı bu maskeden geliyor.
Dış Haberler Servisi
Yurt dışı felsefe gündemini izler.

Kitabın adı bir aile hikâyesinden geliyor ve hikâye tek cümlede özetleniyor:
Olberding'in büyükannesi, bir gün bütün tavuklarını öldürttü — dağlı köylü kökenini gizlemek için.
Tavuklar, kim olduğunuzu ele veren şeydi. Bahçede tavuk varsa, hâlâ oralısınız demekti.
Amy Olberding, Oklahoma Üniversitesi'nde felsefe profesörü. Uzmanlık alanı Konfüçyüsçü etik; en bilinen kitabı The Wrong of Rudeness, nezaketin ahlaki ağırlığı üzerineydi. Ve kendi ifadesiyle, büyükannesi gibi o da tavuk öldürmekte ustaydı — en azından mecazi olarak. Bir profesörden beklenen sınıf ve eğitim işaretlerini kuşandı; geride bıraktıklarını göstermeyen bir dil öğrendi.
Kill All The Chickens: Grief and Memory on an Ozark Farm, Polity'den çıktı.
Plan neydi, ne oldu?
Olberding'in mesleği soyutlamayla boğuşmak. Ama Ozark dağlarındaki atalarından kalma çiftliği devraldığında, meselesi çok daha topraksı hâle geldi.
Plan basitti: Yas üzerine bir akademik kitap yazmak. Kayıp, hafıza, ölümlülük — felsefenin klasik konuları.
Bu plan çöktü.
Yayınevinin tanıtımındaki formülasyon keskin: Bu, kaybın çözülecek bir problemden çok, içinde yaşanan bir yer hâline geldiğinde ortaya çıkan kitap.
Çöküşün nedeni de belirtiliyor: Olberding, yas üzerine duygudan arınmış biçimde yazma çabasını, aile hayaletleriyle dolu bir çiftlikte sürdüremedi. Her şeyi tamir edebilen dede. "Zekânı belli etme" diye uyaran amca. Ve tavukları öldürten büyükanne.
Mesleği ona akademik bir kitap yazmayı öğretmişti; ataların izleri arasında bunu yapmayı öğretmemişti.
Ortaya çıkan şey, düz bir anlatı değil: lirik bir mozaik — kaybın getirdiği keskin kafa karışıklıklarından kaçmayan bir metin.
Neden felsefe kitabı?
İlk bakışta bu bir anı kitabı gibi görünür. Değil — ya da yalnızca o değil.
Üç felsefi damar taşıyor.
Yasın epistemolojisi
Yas hakkında yazmanın kendine özgü bir sorunu var: Yaşandığı sırada anlaşılamaz, geçtikten sonra ise artık aynı şey değildir.
Bu, felsefenin tanıdığı bir zorluk. Bazı deneyimler, üzerine düşünmeye başladığınız anda değişir. Olberding'in planının çökmesi bir başarısızlık değil, bulgudur: Yas, mesafeli çözümlemeye direniyor.
Sınıf ve akademik maske
Kitabın en özgün katkısı burada.
Akademi, sınıf üzerine çok yazar ama kendi sınıfsal işleyişi üzerine az düşünür. Bir profesör olmak, belli bir konuşma biçimini, belli göndermeleri, belli bir mesafeyi öğrenmektir. Bu öğrenme, çoğu zaman bir şeyleri geride bırakarak olur.
Olberding'in "tavuk öldürmek" mecazı tam bunu adlandırıyor: Kendini ait olduğun yerden ayırt etmek için, o yeri ele veren şeyleri ortadan kaldırmak.
Bu köşede bu dönem izlediğimiz Daily Nous tartışmalarında sık dönen bir konu, akademik felsefenin dar bir toplumsal kesimden beslendiği yönündeki eleştiriydi. Olberding bu eleştiriyi dışarıdan değil, içeriden ve otobiyografik olarak yapıyor.
Konfüçyüsçü arka plan
Olberding'in uzmanlık alanı, kitabın görünmeyen omurgası.
Konfüçyüsçü etikte yas, özel bir yer tutar. Analektler'de ve Li Ji'de yas ritüelleri ayrıntılı biçimde düzenlenir — üç yıllık yas dönemi, ağlama biçimleri, giysiler. Batılı okur bunu kuralcılık sanır.
Oysa Konfüçyüsçü tez farklıdır: Ritüel, duyguyu bastırmaz; ona bir biçim verir. Yas ritüeli, tarif edilemez olanı taşınabilir kılar.
Olberding'in "lirik mozaik" biçimi, tam da bunun edebî karşılığı olarak okunabilir: Yasa doğrudan bir cümle kurmak yerine, ona bir kap aramak.
Türkçe için
Türkiye'de yas üzerine felsefi literatür sınırlı; alan çoğunlukla psikolojiye bırakılmış durumda.
Olberding'in kitabı iki nedenle çeviriye aday. Birincisi, felsefi düşünceyi kişisel deneyimden koparmadan yürütmenin nadir bir örneği. İkincisi, taşradan akademiye geçmiş kuşakların — Türkiye'de hiç de küçük olmayan bir kesimin — sessizce taşıdığı bir deneyimi adlandırıyor.
Künye: Amy Olberding · Kill All The Chickens: Grief and Memory on an Ozark Farm · Polity Press, 2026 · İngilizce
Not: Kitabın Türkçe çevirisi henüz duyurulmadı.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Korkuyu düşünmek: Nistor'un korku sineması felsefesi
Iulia Nistor'un yeni kitabı korku filmlerini bir tür olarak değil, felsefi bir düşünme aracı olarak ele alıyor. Sorusu şu: İnsan neden kendisini korkutan şeyi izlemeyi seçer? Yanıt, Aristoteles'in katharsis'inden Kant'ın yüce kavramına ve Kristeva'nın iğrençliğine uzanıyor.

Raymond Geuss'tan 'Kaostaki İzler': yönünü bulamayan felsefeye övgü
Siyaset felsefesinin ahlaklaştırılmasına en ısrarlı itirazı yönelten isim, Polity'den çıkan yeni derlemesinde yönelim sorununa dönüyor. Başlık Heidegger'in 'orman yolları' imgesine gönderme: Çoğu yol hiçbir yere çıkmaz, ama yürüyerek açılır.







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


