Yapay zekâ sınıfa girdi: felsefe eğitimi neyi kaybediyor?
Amerikan Felsefe Derneği, ağustos sonunda felsefe öğretmenlerini iki günlük bir forumda topladı: 'Sınanmış Algoritma'. Tartışmanın altındaki soru kopya değil: Felsefede yazmak düşüncenin kaydı mı, yoksa düşüncenin kendisi mi?
Dış Haberler Servisi
Yurt dışı felsefe gündemini izler.

Üretken yapay zekâ üniversitelerde artık geleceğin teknolojisi değil, bu dönemin ders koşulu.
Bu dönüşümden en çok etkilenen alanlardan biri, paradoksal biçimde, teknolojiyi sorgulama araçlarına en çok sahip olan alan: felsefe eğitimi.
Amerikan Felsefe Derneği (APA) ile Amerikan Felsefe Öğretmenleri Derneği (AAPT), 27-28 Ağustos'ta ortak bir çevrimiçi forum düzenledi. Adı bir Sokrates göndermesi taşıyordu: "The Examined Algorithm" — Sınanmış Algoritma. Alt başlık daha doğrudandı: Sınıfta yapay zekâyla baş etme stratejileri.
Yanlış soru
Tartışma çoğu zaman şu soruyla açılıyor: Öğrenci ödevini yapay zekâya yazdırdıysa ne yapmalı?
Bu soru önemli ama ikincil. Çünkü bir denetim sorusu — ve denetim tarafında durum belirsiz. Sitemizde geçen hafta aktardığımız suçlama tartışmasında görüldüğü gibi, tespit araçları hem yanlış pozitif hem yanlış negatif üretiyor. Bir felsefeci, kendi yazdığı metnin yapay zekâ etrafında yer aldığında araç tarafından işaretlendiğini aktardı.
Asıl soru daha derinde ve APA'nın kendi blogunda 26 Ağustos'ta yayımlanan bir yazı onu net biçimde koyuyor.
Yazmak düşünmenin kaydı mı?
P. D. Magnus, felsefi yazının önceden varılmış bir sonucu kâğıda geçirmek olmadığını savunuyor. Felsefede yazmak, ne düşünmemiz gerektiğini keşfetme sürecidir.
Yazının başlığı bu tezi bir imgeyle veriyor: Fikirler uzayında dolaşmak. Magnus'a göre bir düşünceyi yapay zekâya devretmek, o uzayın haritasını çıkarmanızı kolaylaştırmıyor — manzarayı görmenizi engelliyor.
Benzetme şöyle işliyor. Bir argümanı kendiniz kurduğunuzda yalnızca sonuca varmazsınız; yol boyunca çıkmaz sokakları, işe yaramayan varsayımları ve düşündüğünüzden daha güçlü çıkan itirazları da görürsünüz. O görme, sonraki düşünmenizin sermayesidir.
Hazır bir metin size sonucu verir, güzergâhı vermez.
Felsefede öğrenilen nedir?
Felsefe eğitiminin amacı doğru cevapları ezberlemek değildir. Öğretilmeye çalışılan beceriler şunlar:
Kavramları birbirinden ayırmak. Bir iddianın dayanağını sorgulamak. Karşı görüşü, savunucusunun kabul edeceği biçimde kurmak. Kendi argümanındaki zayıf halkayı fark etmek. Ve gerektiğinde başlangıçtaki kanaatini değiştirmek.
Bunların hiçbiri sonuç odaklı değil. Hepsi süreç becerisi.
Bu yüzden yapay zekâ, felsefe öğretmeninin karşısına yalnızca bir dürüstlük sorunu olarak çıkmıyor. Daha temel bir soru getiriyor: Düşünme eyleminin kendisi dışarıya verilebilir mi?
İki karşı argüman
Tartışmanın tek yönlü olmadığını kaydetmek gerekir.
Birinci itiraz araçsal. Hesap makinesi, matematik öğrenmeyi ortadan kaldırmadı; hesaplama emeğini ortadan kaldırdı ve zihni daha üst düzey problemlere serbest bıraktı. Yapay zekâ da literatür taramasını, özetlemeyi ve taslak çıkarmayı devralıp felsefeciyi asıl işe bırakabilir.
Karşı yanıt şu: Hesap makinesi bir sonucu üretir; sonucun doğruluğu bağımsız olarak denetlenebilir. Felsefi bir metin ise sonuçtan ibaret değildir ve doğruluğu tek bir işlemle sınanamaz.
İkinci itiraz eşitlikçi. Akademik İngilizceyi ana dili gibi kullanamayan, ilk kuşak üniversiteli ya da yoğun çalışan bir öğrenci için yapay zekâ, eşitleyici bir araç olabilir. Bu itiraz ciddiye alınmayı hak ediyor ve tartışmanın en az konuşulan tarafı.
Öğrencinin itirazı
Bir başka veri, tabloyu beklenmedik biçimde karmaşıklaştırıyor.
Yakın tarihli bir yazıda iki felsefeci, öğrencilerinin önemli bir bölümünün üretken yapay zekâyı kullanmaya ahlaki gerekçelerle karşı çıktığını aktardı: çevresel maliyet, telifsiz veri kullanımı ve emeğin değersizleşmesi.
Yani "bütün öğrenciler bu teknolojiyi kullanmak istiyor, biz engellemeye çalışıyoruz" varsayımı yanlış olabilir. Kimi öğrenciler vicdani retçi konumunda ve eğitimcilerden bu tutuma saygı bekliyorlar.
Sonuç: soru değişiyor
Önümüzdeki yıllarda felsefe sınıflarının asıl sorusu "yapay zekâ kullanılmalı mı?" olmayacak.
Bu soru zaten geçildi; teknoloji sınıfta. Asıl soru şu:
Yapay zekâ çağında insanın kendi düşüncesini üretmesi ne anlama geliyor?
Ve bu, felsefenin cevaplayabileceği türden bir soru. Sınıfta ortaya çıkmış olması da tesadüf değil: Bu ay bu köşede andığımız Annette Baier'in "yavaş felsefe" önerisi gibi, felsefe kendi mesleki koşullarını felsefi bir problem olarak ele almaya başladığında genellikle işe yarar bir şey söylüyor.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler
Dundee'de felsefe kurtarıldı — kısmen ve şimdilik
Bu yaz kapatılma kararı alınan İskoç bölümü, kampanyanın ardından geri adım attırdı. Ama zafer koşullu: Program küçültülerek sürdürülecek. Kapanma dalgasının ilk kez tersine döndüğü bu vaka, felsefe bölümlerinin hangi argümanla savunulabileceğini gösteriyor.
Philosophy & Public Affairs deneyini bitirdi: yapay zekâ yazarlığı yasaklandı
Ağustos başında bilerek yapay zekâ tarafından yazılmış bir makale yayımlayan dergi, iki hafta içinde kararını değiştirdi ve yapay zekâ yazarlığını yasakladı. Tartışma şimdi daha zor bir soruya kaydı: Bir metnin yapay zekâ ürünü olduğu nasıl kanıtlanır?







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


