Amfiden ekrana: Türkiye'de akademik felsefenin dijital arşivi büyüyor
Felsefe dernekleri, üniversite bölümleri, kültür kurumları ve bağımsız düşünce çevreleri seminerlerini yıllardır YouTube'a taşıyor. Ortaya dağınık ama giderek genişleyen bir arşiv çıkıyor. Sorun içerik eksikliği değil; bu içeriğin bulunabilir olmaması.
Haber Merkezi
Felsefe Haberleri yayın kurulu.

Türkiye'de felsefenin kamusal görünürlüğü uzun yıllar boyunca dört mecra üzerinden şekillendi: kitap, dergi, üniversite ve konferans salonu. Bugün bu listeye beşincisi eklendi.
Ancak burada söz konusu olan, "felsefe anlatan video kanalları" değil. Daha dar ve daha ilginç bir alandan söz ediyoruz: akademisyenlerin, araştırmacıların ve felsefe topluluklarının kendi sempozyum, seminer, ders ve söyleşilerini dijital ortama kaydetmesi.
Bu kayıtlar bir araya geldiğinde ortaya, henüz kimsenin planlamadığı bir şey çıkıyor: Türkiye'nin dijital felsefe arşivi.
Bir seminerin ikinci hayatı
Akademik bir konferansın değeri, konferans günü salonda bulunanlarla sınırlı değildir. Ama pratikte çoğu zaman öyle olur: Konuşma yapılır, dinleyici dağılır, geriye bir program broşürü kalır.
Kayıt bu döngüyü kırıyor. Bir üniversitede ya da kültür merkezinde yapılan iki saatlik bir seminer, yayımlandığı andan itibaren yıllarca erişilebilir kalıyor. Tek seferlik bir etkinlik, zamanla bir kaynağa dönüşüyor.
Bu, özellikle felsefe için önemli. Çünkü felsefi düşüncenin önemli bir bölümü hızlı tüketilen içerikten değil; uzun konuşmalardan, kavram tartışmalarından, metin okumalarından ve soru-cevaptan oluşuyor. Otuz saniyelik bir video bir tezi aktarabilir; bir tezin nasıl kurulduğunu aktaramaz.
Birinci katman: akademik topluluklar
Ekosistemin çekirdeğinde, belirli bir filozof ya da gelenek etrafında örgütlenmiş topluluklar var.
Türkiye Kant Topluluğu, Kant çalışmalarının Türkiye'de kurumsallaşmasına katkıda bulunan yapılardan biri; konferans, seminer ve söyleşilerini kendi kanalından yayımlıyor. Kant'ın bilgi felsefesinden ahlak felsefesine, estetikten siyaset felsefesine uzanan alanı düşünüldüğünde bu arşiv yalnızca Kant uzmanlarını değil, modern felsefenin temel meselelerine ilgi duyan herkesi ilgilendiriyor.
Buradaki asıl değer tek tek videolarda değil, tek bir filozof etrafında süreklilik taşıyan bir tartışma alanının kurulmasında.
Benzer bir uzmanlaşmayı Türkiye Heidegger Topluluğu yürütüyor. Topluluğun programı Heidegger metinlerinin açıklamasıyla sınırlı değil: fenomenoloji, ontoloji, hermenötik ve çağdaş kıta felsefesi de kapsamda. Seminer başlıkları arasında Heidegger-Derrida ilişkisi, destrüksiyon ve dekonstrüksiyon gibi doğrudan teknik tartışmalar bulunuyor.
Bu iki örnek, Türkiye'de belirli filozoflar üzerine çalışmanın artık yalnızca bireysel akademik faaliyet değil, topluluk temelli bir entelektüel uğraş olarak da sürdürüldüğünü gösteriyor. Sitemizde daha önce aktardığımız Türkiye Nietzsche Topluluğu da aynı modelin bir başka örneği.
Kurumsal tarafta ise Türkiye Felsefe Kurumu ve Türk Felsefe Derneği var. Bu kanallar doğrudan etkinlik arşivi niteliğinde; sempozyum ve panel kayıtları bakımından özellikle değerliler. Buradaki işlev yayıncılıktan çok kurumsal hafıza: Bir konferansın dinleyicisi değişir, kaydı kalır.
İkinci katman: akademik-kültürel kurumlar
İkinci halka, felsefeyi üniversite dışına taşıyan kurumlardan oluşuyor.
Akbank Sanat bu grubun en dikkat çekici örneği. Kurumun felsefe seminerleri yeni bir girişim değil: 2016-2017 dönemindeki programda Nietzsche, Husserl, Foucault, Kant, Rorty, Hegel ve Marx üzerinden modern felsefenin temel uğrakları ele alınmıştı. Program bugün de sürüyor; Emre Şan, Güncel Önkal, Toros Güneş Esgün, Kaan H. Ökten, Murat Erşen, Sanem Yazıcıoğlu ve Haydar Oğuz Erdin gibi akademisyenlerin yer aldığı seminer dizileri yayımlanıyor.
Burada YouTube yeni içerik mecrası değil; yıllara yayılan bir arşivin taşıyıcısı.
Goethe-Institut'un Türkiye'deki felsefe etkinlikleri ekosistemin uluslararası boyutunu gösteriyor. Felsefe Kulübü programı, Türkiye'deki tartışmayı Almanca konuşulan düşünce geleneğiyle ilişkilendiren bir alan açıyor.
Felsefe Sanat Bilim Derneği, felsefeyi sanat, bilim, toplum ve kültürle birlikte düşünen yapılardan biri; dijital arşivi de bu disiplinlerarası yaklaşımın uzantısı. Aktif Felsefe Kültür Derneği ise felsefeyi üniversite öğrencisi ve akademisyen çevresinin ötesine, daha geniş bir kültür kamuoyuna taşımayı hedefliyor.
Özel bir yeri Kuçuradi Felsefe ve İnsan Hakları kanalı tutuyor. Başlığın kendisi bile bu ekosistemin bir damarını gösteriyor: felsefe ile insan hakları arasındaki bağ. Burada felsefe kuramsal bir disiplin olarak değil, insan onuru ve değer sorunlarını anlamanın aracı olarak ele alınıyor — İoanna Kuçuradi'nin altmış yıllık hattının doğrudan devamı.
Üçüncü katman: bağımsız kanallar
Üçüncü halka, kurumsal olmayan aktörlerden oluşuyor ve rakamlar bakımından en şaşırtıcı olanı bu.
Pandora Felsefe, uzun süredir felsefe içeriği üreten kanallardan biri; yüz otuz binin üzerinde abone ve altı buçuk milyonu aşan izlenme sayısına ulaşmış durumda.
Bu rakamlar tek başına bir tespit sunuyor: Türkiye'de felsefeye yönelik dijital ilgi, akademik kurumların varsaydığından geniş.
Pangea Düşünce ve Ankara US Atölyesi gibi kanallar, üniversite çevresiyle bağımsız entelektüel çevreler arasındaki geçirgen alanı temsil ediyor. Yıldız Işık kanalı ise sitemizde ayrıca ele aldığımız gibi, Ahmet İnam'ın metin okumalarının dokuz yıllık kaydını barındırıyor.
Farklı bir yol izleyen Klasik Düşünce Okulu, klasik düşüncenin kurucu eserlerini Türkçe olarak ele alan derslerini yayımlıyor. Programda felsefenin yanı sıra klasik Yunanca, Arapça, dinler tarihi, kelam, tasavvuf ve fıkıh da bulunuyor. Buradaki yaklaşım kayda değer: Felsefeyi modern üniversite disiplininin sınırları içinde değil, daha geniş bir klasik düşünce tarihi içinde konumlandırmak.
Öncül Analitik Felsefe Dergisi ise başka bir boşluğu dolduruyor. Dil felsefesi, zihin felsefesi, metafizik, bilim felsefesi ve etik üzerine ürettiği içeriklerle, Türkiye'de çoğu zaman örtük kalan kıta felsefesi-analitik felsefe ayrımını dijital ortamda görünür kılıyor. Kanal, felsefe tarihi anlatısı arayan izleyiciden çok, bugün hangi problemlerin tartışıldığını merak edenlere hitap ediyor.
Dördüncü katman: üniversitelerin kendisi
Ekosistemin belki de en önemli ayağı üniversiteler. Türkiye'deki birçok felsefe bölümü ve öğrenci topluluğu kendi etkinliklerini yayımlıyor; ODTÜ Felsefe Bölümü'nün ve ODTÜ Felsefe Topluluğu'nun ayrı ayrı kanalları bulunuyor. Ege ve Boğaziçi gibi köklü bölümler de benzer bir yol izliyor.
Bu kanallar akademik felsefenin geleceği açısından özellikle önemli. Çünkü bir seminerin kaydedilmesi, o etkinliği "gerçekleşmiş bir etkinlik" olmaktan çıkarıp erişilebilir bir eğitim materyaline dönüştürüyor.
Asıl sorun: arşiv var, dizin yok
Buraya kadarki tablo iyimser. Ama ekosistemin en belirgin sorunu da tam burada başlıyor.
İçerik dağınık.
Bir Kant semineri bir kanalda, Heidegger semineri başka bir kanalda, üniversite konferansı üçüncüsünde, analitik felsefe tartışması dördüncüsünde duruyor. İçerik var, akademisyen var, seminer var. Ancak bunları düzenli olarak indeksleyen, sınıflandıran, haberleştiren ve izleyiciye sunan merkezi bir alan yok.
Bu, teknik bir eksiklik gibi görünse de sonuçları düşünsel. Bir arşiv, ancak bulunabildiği ölçüde arşivdir. Aranamayan bir kayıt, yayımlanmamış bir kayıttan çok az farklıdır.
Dolayısıyla bu alanın geleceği daha fazla video üretmekten geçmiyor. Asıl mesele, mevcut üretimi bulunabilir ve takip edilebilir hâle getirmek.
Felsefe haberciliği için ne anlama geliyor?
Bu tablo yalnızca akademisyenleri ve öğrencileri değil, felsefe haberciliğini de doğrudan ilgilendiriyor. Aşağıdaki soruların her biri başlı başına bir haber konusu:
- Bu hafta Türkiye'de hangi felsefe konferansları yapıldı?
- Hangi topluluk yeni bir seminer dizisi başlattı?
- Kant, Nietzsche ya da Heidegger üzerine hangi yeni konuşmalar yayımlandı?
- Üniversitelerin felsefe bölümlerinde hangi etkinlikler düzenleniyor?
Bu açıdan bakıldığında Türkiye'deki felsefe kanalları izlenecek içeriklerden oluşan bir liste değil; çağdaş felsefi hayatın dijital haritası olarak okunabilir. Felsefe Haberleri olarak bu haritayı düzenli biçimde izlemeyi ve aktarmayı sürdüreceğiz.
Soru: taşınma mı, ulaşma mı?
Türkiye'de akademik felsefenin uzun süredir tartışılan bir sorunu var: Üniversitede üretilen felsefi bilgi, üniversite dışındaki topluma ne kadar ulaşıyor?
Dijital arşiv bu sorunu tek başına çözmüyor. Ama bir kanal açıyor. Bir konferansı yüz kişinin salonda dinlemesiyle aynı konferansın yıllarca erişilebilir olması arasında ciddi bir fark var. Üstelik arama, oynatma listesi ve altyazı imkânları sayesinde bu kayıtlar birbirine bağlanabiliyor: Kant üzerine bir seminer izleyen öğrenci, aynı akşam Heidegger'e ya da analitik felsefeye geçebiliyor.
Geriye şu soru kalıyor: Felsefe üniversiteden dijital mecraya mı taşınıyor, yoksa dijital mecra sayesinde üniversitede üretilen felsefe nihayet daha geniş bir kamuya mı ulaşıyor?
Yanıt büyük olasılıkla ikincisinde. Çünkü iyi kaydedilmiş bir felsefe semineri yalnızca bir video değildir; akademik bir düşünmenin dijital hafızaya geçmiş hâlidir.
Türkiye'de akademik felsefe kaynakları
Akademik topluluklar ve dernekler
- Türkiye Felsefe Kurumu
- Türk Felsefe Derneği
- Türkiye Kant Topluluğu
- Türkiye Heidegger Topluluğu
- Felsefe Sanat Bilim Derneği
- Aktif Felsefe Kültür Derneği
- Kuçuradi Felsefe ve İnsan Hakları
Dergi ve okullar
Kültür kurumları
Bağımsız kanallar
Üniversiteler
Liste kapsayıcı değildir. Eksik gördüğünüz kanalları iletişim sayfamızdan bildirebilirsiniz; düzenli olarak güncelleyeceğiz.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Türkiye Nietzsche Topluluğu: Nietzsche'yi Türkçede yeniden düşünmenin adresi
2023'te Sadık Erol Er ve Volkan Ay öncülüğünde kurulan topluluk, Nietzsche araştırmalarını seminerler, okuma grupları, çeviri çalışmaları ve dijital yayınlarla bir araya getiriyor. Yaptığı işlerden biri de Nietzsche'nin Türkiye'deki alımlanma tarihini görünür kılmak.
Friedrich Nietzsche

İoanna Kuçuradi: felsefeyi insan hakları pratiğine bağlayan düşünür
Hacettepe'de felsefe bölümünü kuran, FISP'in ilk kadın başkanı olan ve 1998'den beri UNESCO Felsefe ve İnsan Hakları Kürsüsü'nü yürüten Kuçuradi, ekim ayında doksan yaşına giriyor. Çalışması tek bir soruda toplanıyor: insan hakları nereden temellendirilir?
İoanna Kuçuradi







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


