Leiter'den gerçekçi cephe: "Gerçek normatiflik diye bir şey yoktur"
Alexy'nin ölümünü duyuran blogun sahibi, hukuk felsefesinde onun tam karşı kutbunda duruyor. Brian Leiter'in Oxford'dan çıkan yeni derlemesi, yargıçların kararlarını gerekçelerin değil psikolojinin, ideolojinin ve toplumsal koşulların açıkladığını savunuyor. NDPR'daki inceleme bir çelişkiye işaret ediyor.
Kültür Servisi
Kitap, dergi ve etkinlik haberleri.
Brian Leiter, From a Realist Point of View Oxford University Press, Oxford Legal Philosophy dizisi, 2026, 464 s.
Bu kitabı bugün tanıtmak bir tesadüf değil.
Robert Alexy'nin ölümünü duyuran ilk kaynaklardan biri Leiter'in bloguydu. Ve Leiter, hukuk felsefesinde Alexy'nin durduğu yerin tam karşısında duruyor.
Bu karşıtlık, hukuk felsefesinin bugün nerede olduğunu anlamak için iyi bir kesit veriyor.
İki kutup
Alexy der ki: Hukuk zorunlu olarak bir doğruluk iddiasında bulunur. Bir kararın meşruiyeti, rasyonel gerekçesindedir. Yargıç, ilkeleri tartmak zorundadır ve bu tartma denetlenebilir bir yapıya sahiptir.
Leiter der ki: Temyiz mahkemesi yargıçları kararlarını çoğu zaman hukuk kurallarının mekanik olarak belirlemesi nedeniyle değil, psikolojik, ideolojik ve toplumsal etkenler nedeniyle verirler. Ve hukuk felsefesinin işi, bu etkenleri açıklamaktır.
Leiter'in konumunun adı: hukuki gerçekçilik — özellikle Amerikan Hukuki Gerçekçilik geleneği.
Doğalcılık ne demek?
Leiter'in yöntemsel tezi, kitabın omurgasını oluşturuyor.
Hukuk felsefesi, ona göre, koltukta oturup "hukukun doğası" hakkında kavramsal sezgiler üretmemelidir. Hukuku, insan davranışının diğer yönlerini açıklayan aynı bilimsel yöntemlerle açıklamalıdır.
Bu, doğrudan bir cephe açar. NDPR incelemesinin belirttiğine göre kitabın başlıca hedefleri arasında Waldron, Dworkin, Rawls, Raz ve Finnis var — yani analitik hukuk felsefesinin ana akımı.
Leiter'in eleştirisi tek cümlede toplanabilir: Hukuk felsefesi, mahkemelerin gerçekte ne yaptığına çok uzun süre kayıtsız kaldı.
Üç güçlü bölüm
Emsal (stare decisis). Leiter, emsalin yargıcı sanıldığı kadar bağlamadığını savunuyor. Çünkü hangi benzerliğin hukuken anlamlı olduğuna karar veren yine yargıçtır. Emsal, mekanik olarak sonuç üretmez; tartışmalı bir yorum edimiyle işler. Yani bir kural değil, argüman için belirsiz bir kaynaktır.
Mahkemeler ve demokrasi. Yargısal denetim kuramlarının çoğu, yargıçların yetkinliği ve kurumların işleyişi hakkında idealleştirilmiş varsayımlara dayanır. Gerçekçi bakış, soyut ilkelerden değil, tarihsel olarak konumlanmış, kusurlu ve bilişsel sınırları olan kurumlardan başlar.
Hart'ın yanlış anlaşılması. Leiter'e göre Hart, gerçekçileri "hukuk kuralları yoktur diyenler" olarak yanlış tanıttı. Gerçekçiler kuralların varlığını yadsımıyorlardı; mahkemelerin pratikte nasıl karar verdiğini açıklamaya çalışıyorlardı. Leiter daha da ileri gider: Hart'ın pozitivizmi, gerçekçiliğin karşıtı değil devamıdır.
Sınır problemi
Kitabın en cesur bölümlerinden biri, hukuk felsefesinin klasik sorusuna saldırıyor: Hukuku ahlaktan ayıran özsel özellikler nelerdir?
Leiter'in cevabı: Bu soru yanlış kurulmuş.
Hukuk, diğer insan yapımı kurumlar gibi, sabit ve zorunlu tanımlayıcı özelliklere sahip değildir. "Öz" arayışı, bilim felsefesinde zaten çökmüş bir programın tekrarıdır: Bilim ile bilim-olmayan arasına keskin bir sınır çizilemediği gibi, hukuk ile ahlak arasına da çizilemez.
Alexy'nin bütün projesinin tam da bu sınırı — dayanılmaz adaletsizlik eşiğini — belirlemek olduğu düşünülürse, karşıtlık netleşiyor.
İncelemenin itirazı
Notre Dame Philosophical Reviews'da yayımlanan incelemede Adrian Kreutz (Amsterdam Üniversitesi), kitabı gerçekçi geleneğin "en tutarlı ve en incelikli işlenmiş" ifadesi olarak nitelendiriyor.
Ama önemli bir itiraz getiriyor.
Leiter, kitapta açık bir ifadeyle "gerçek normatiflik diye bir şey yoktur" diyor. Yalnızca ahlaki değil, neye inanılması gerektiği konusunda bile nesnel bir doğru-yanlış olmadığını savunuyor.
Kreutz'un sorusu şu: Peki o zaman Leiter, yargıçların akıl yürütmesindeki çarpıtmayı hangi ölçütle teşhis ediyor?
Bir kararın "ideolojik olarak bozulmuş" ya da "sonradan uydurulmuş bir gerekçelendirme" olduğunu söylemek, bir standart varsaymaktır. Standart ahlaki olmak zorunda değil — ama epistemik olarak normatiftir.
Kreutz'un önerisi: Leiter'in gerçekçiliği, ahlakçılığa dönmeden, epistemik bir normatiflik boyutuyla tamamlanabilir. Bu, projesini zayıflatmaz; güçlendirir.
Nietzsche bağlantısı
Kitabın az konuşulan ama belirleyici bir damarı var: Nietzsche.
Leiter, Nietzsche üzerine de çalışan bir felsefeci ve gerçekçiliğini açıkça Nietzscheci bir soykütük tavrına bağlıyor: Bir düşüncenin gerekçelerine değil, kaynağına bakmak; ahlaki dilin arkasındaki güç ilişkilerini görünür kılmak.
Sitemizde bu hafta ele aldığımız Ahlakın Soykütüğü dosyasında izlediğimiz yöntemin hukuka uygulanmış hâli.
Kreutz'un itirazının en keskin noktası da burada: Nietzscheci bir gerçekçilik, yalnızca nedenleri saptamakla kalmaz; kendini aldatan ve ideolojik olarak bozulmuş akıl yürütme biçimlerini teşhir eder. Bu ise değerlendirme yapmaktır.
Türkiye açısından
Bu tartışma Türkiye'de doğrudan karşılığı olan bir tartışma.
Bir mahkeme kararını değerlendirmenin iki yolu vardır.
Birincisi: Gerekçe tutarlı mı? Normlar doğru uygulanmış mı? Ölçülülük testi işletilmiş mi?
İkincisi: Bu karar hangi koşullarda, hangi kurumsal baskı altında, hangi eğilimlerle verildi?
Alexy birinci yolun kuramcısı, Leiter ikincisinin.
Ve gerçek şu ki, iki soruyu birlikte sormadan bir yargı sistemi anlaşılamaz.
Sitemizde bu hafta ele aldığımız Scott Shapiro dosyası da bu iki kutup arasında üçüncü bir yol arıyor.
Kimler için?
Giriş kitabı değil. Hukuk felsefesi, siyaset felsefesi ve metaetik alanlarında çalışanlar için.
Ama Türkiye'de hukuk fakültelerinde hâkim olan Kelsen-Hart-Alexy ekseninin dışında bir ses duymak isteyen lisansüstü öğrenciler için değerli bir karşı-kutup.
Fiyatı yüksek (170 dolar, ciltli). Kütüphane siparişi için not edilmeli.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Yeni kitaplar: MacFarlane'in belirsizlik kuramı, matematiğin 'epistemik şiddeti' ve Rorty'nin son dersi
Columbia'dan John MacFarlane'in Word and Plan'ı belirsiz sözcükleri 'dilsel planlar'ın ifadesi olarak okuyor; transcript'ten Cara-Julie Kather'in The Epistemic Violence of Mathematics'i matematiğin 'rasyonel' ve 'insan' kavramlarıyla ilişkisini dekolonyal-feminist bir açıdan sorguluyor; Rorty'nin An Ethics for Today'i yeniden basıldı. Ekim ayının üç İngilizce felsefe kitabı.
Richard Rorty
.jpg?width=1600)







.jpg?width=500)






