Beş milyar görüntü jüri önünde: Andersen v. Stability AI, yapay zekâ eğitim verisini ilk kez on iki yurttaşa soruyor
Sarah Andersen, Kelly McKernan ve Karla Ortiz'in Stability AI, Midjourney, DeviantArt ve Runway'e karşı 2023'te açtığı dava, San Francisco'da bu ay bir jürinin önüne geldi: Bir görüntü modelini internetten kazınmış eserlerle eğitmek ve dağıtmak telif ihlali midir? Mart ayında Yüksek Mahkeme'nin dokunmadığı Thaler kararıyla birlikte, yapay zekâ ve yazarlık hukukunun iki ucu.
Dış Haberler Servisi
Yurt dışı felsefe gündemini izler.

Ocak 2023'te üç görsel sanatçı, çizgi romancı Sarah Andersen, illüstratör Kelly McKernan ve konsept sanatçısı Karla Ortiz, San Francisco'daki federal mahkemede Stable Diffusion'ın yapımcısı Stability AI'a, Midjourney'e ve DeviantArt'a karşı bir toplu dava açtığında, üretken yapay zekâ henüz bir yaşındaydı ve hukuk dünyası davayı erken bulmuştu. Üç buçuk yıl sonra, bu ay, aynı dava (Runway AI'ın da eklenmesiyle) Amerikan hukuk tarihinde ilk kez üretken yapay zekânın çekirdek sorusunu bir jürinin önüne getirdi: Bir görüntü modelini internetten kazınmış eserlerle eğitmek ve sonra bu modeli dağıtmak, eserleri kullanılan sanatçıların haklarını ihlal eder mi?
Dava: LAION ve "model-kopya" tezi
Davanın merkezinde LAION-5B veri seti var: İnternetten toplanmış yaklaşık beş milyar görüntü-metin çiftinden oluşan, Stable Diffusion ve benzeri modellerin eğitiminde kullanılan açık veri seti. Davacılar, kendi eserlerinin de bu setin içinde olduğunu ve modellerin bu eserlerden "öğrendiğini" savunuyor. Yargıç William Orrick, 2023 ve 2024'teki ara kararlarında davanın önemli bir kısmını budadı, ama iki iddiayı ayakta bıraktı. Birincisi, "model-kopya" tezi: Bir difüzyon modelinin ağırlıkları (weights), eğitildiği eserlerin kopyalarını "içerir"; dolayısıyla modeli dağıtmak, eserleri dağıtmaktır. Bu, doğrudan ve dolaylı telif ihlali iddiasının teknik temelidir ve teknik uzmanların jüri önünde tartışacağı asıl soru budur: Bir modelin ağırlıkları bir kopya mıdır, yoksa istatistiksel bir soyutlama mı? İkincisi, Midjourney'e yönelik Lanham Yasası (marka hukuku) iddiası: Midjourney'in, kullanıcıların prompt'larında adlarını kullanabileceği sanatçıların bir listesini yayımlaması, "sahte onay" (false endorsement) oluşturur. Bu iddianın önemi, telif hukukundaki "adil kullanım" savunmasının ona uygulanamamasıdır.
Duruşmanın 8 Eylül'de başlaması planlanmıştı; hukuk çevreleri, adil kullanım tartışmasının kitap ve metin davalarında (Anthropic ve Meta'ya karşı 2025 kararları) yazarlar aleyhine sonuçlanmasından sonra, görsel sanatçıların davasının farklı bir yol izleyip izlemeyeceğini izliyor. Davanın sonucu ne olursa olsun temyize gideceği kesin; ama jürinin "model-kopya" tezine ilişkin bulgusu, üretken yapay zekâ hukukunun bundan sonraki yönünü belirleyecek.
Öteki uç: Thaler ve insan yazarlık kuralı
Aynı yılın öbür ucunda bir başka karar duruyor. Bilgisayar bilimci Stephen Thaler, kendi geliştirdiği yapay zekâ sisteminin, kendi deyişiyle hiçbir insan istemi ya da müdahalesi olmadan ürettiği "A Recent Entrance to Paradise" adlı görselin telif hakkını, yazar olarak makineyi göstererek tescil ettirmek istemişti. ABD Telif Ofisi reddetti; bölge mahkemesi ve 2025'te D.C. Temyiz Mahkemesi reddi onadı: Telif Yasası'nda yazar, insan olmak zorundadır. 2 Mart 2026'da Yüksek Mahkeme davayı görmeyi reddetti ve bu kural kesinleşti. Karar, insan katkısı olan yapay zekâ üretimlerine ilişkin soruları çözmüyor; ama otonom olarak üretilmiş bir eserin Amerikan hukukunda sahipsiz olduğunu kesinleştiriyor.
Felsefi çerçeve
İki dava, yapay zekâ ve yazarlık tartışmasının iki felsefi ucunu hukuka tercüme ediyor. Thaler kararı, yazarlığın insan niyetini gerektirdiği yönündeki, Collingwood'dan çağdaş niyetçilere uzanan konumu benimsiyor: Niyet yoksa yazar yoktur; yazar yoksa hak yoktur. Andersen davası ise Barthes'ın "metin, alıntıların dokusudur" tezinin hukuki karşılığını arıyor: Modelin içindeki binlerce sanatçının izi, bir "kopya" mıdır, bir "etki" midir? Sanat tarihinde etki her zaman serbestti; kopya değil. Yapay zekâ, ikisinin arasındaki sınırı hem teknik hem hukuki olarak yeniden çizmeye zorluyor. Bu davaların estetik arka planını bugünkü Gündem yazımızda tartışıyoruz; sitemizde daha önce ele aldığımız robot hakları tartışması ile birlikte okunduğunda, hukukun makineler karşısında hangi kavramları koruduğu, hangilerini yeniden yazdığı daha net görülüyor.
Davanın seyrini ve karar tarihini izleyeceğiz.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler
.jpg%3Fwidth%3D1600&w=3840&q=75)
Brüksel 'tavşan deliğini' kapatıyor: AB'nin KIDS Act'i 13 yaş altına sosyal medyayı yasaklıyor, öneri algoritmalarını hedef alıyor
Avrupa Komisyonu'nun 17 Eylül'de açıkladığı KIDS Act, 13 yaş altına sosyal medyayı, 15 yaş altına kişisel hesabı yasaklıyor; sonsuz kaydırmayı, gece bildirimlerini ve çocukları 'zararlı içerik tavşan deliklerine' sürükleyen öneri algoritmalarını hedef alıyor; yapay zekâ sohbet arkadaşlarına duygusal bağımlılık yasağı getiriyor. Von der Leyen: 'Kuralları biz koyarız, büyük teknoloji değil.'
.jpg%3Fwidth%3D1600&w=3840&q=75)







.jpg?width=500)






