Bilim neden savunmasız kaldı? Zeynep Pamuk'tan radikal bir öneri
Oxford'lu siyaset kuramcısı, ABD'de araştırmaya yönelik saldırının kökenini 1950'de atılan bir temele bağlıyor: Bilim, siyaset dışı bir alan olarak savunuldu ve tam bu yüzden savunmasız kaldı. Önerisi ters yönde — bilimi daha çok siyasallaştırmak.
Dış Haberler Servisi
Yurt dışı felsefe gündemini izler.

Bir kurumu korumanın en yaygın yolu, onu siyasetin dışına çıkarmaktır. Yargı bağımsızlığı, merkez bankası özerkliği, akademik özgürlük — hepsi aynı mantığa dayanır.
Zeynep Pamuk'un tezi bu mantığın bilim söz konusu olduğunda ters teptiği yönünde.
Oxford Üniversitesi'nde çağdaş siyaset kuramı doçenti ve Nuffield College üyesi olan Pamuk, Politics and Expertise: How to Use Science in a Democratic Society kitabının yazarı. Boston Review'un düzenlediği "Bilimi Nasıl Kurtarırız?" forumunun açılış metnini kaleme aldı.
Forumun çıkış noktası acil: ABD'de araştırmaya yönelik olarak "İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana yapılmış en büyük saldırı" — kesilen fonlar, dondurulan hibeler, durdurulan lisansüstü alımlar.
1950'de atılan temel
Pamuk'un yaptığı şey, krizi güncel siyasetle açıklamak yerine kuruluş anına dönmek.
1950'de ABD Ulusal Bilim Vakfı (NSF) kurulurken, devletin temel araştırmayı neden finanse etmesi gerektiğine dair bir gerekçe üretildi. O gerekçe kabaca şuydu: Bilim özerk bir alandır; kendi ölçütleriyle işler; siyasal müdahaleye kapalı tutulursa uzun vadede topluma en büyük faydayı sağlar.
Bu, dönemin koşullarında işe yarayan bir savunmaydı. Ama Pamuk'a göre kusurluydu — ve kusur şimdi görünür hâle geldi.
Çünkü bu gerekçe bilimi kamusal tartışmanın dışına yerleştirdi. Fon kararlarının nasıl alındığı, hangi araştırmanın neden desteklendiği, kimin gündemi belirlediği — hepsi uzmanlar arası bir mesele sayıldı.
Sonuç: Bilim, kamuoyu nezdinde hesap vermeyen bir kurum olarak konumlandı.
Ve hesap vermeyen kurumlar, siyasal saldırı karşısında savunmasızdır. Çünkü onları savunacak bir kamusal bağ yoktur.
Önerinin yönü şaşırtıcı
Beklenen çözüm, özerkliği daha da güçlendirmek olurdu. Pamuk tersini öneriyor.
Ona göre bilim, demokratik toplumda özel bir rol oynar; ama bu rol siyaset dışı olmaktan gelmez. Bilimin siyasal karakterini tanımak ve fon kararlarını kamuya karşı daha hesap verebilir kılmak gerekir.
Somut önerileri üç başlıkta toplanıyor:
Daha güçlü yasama denetimi. Araştırma bütçelerinin nereye gittiği, teknik bir konu olarak bürokrasiye bırakılmamalı.
Patentlerin kamusal mülkiyeti. Kamu parasıyla üretilen bilginin ticari kazancı özelleşiyorsa, kamusal destek argümanı zayıflar.
Yurttaş meclisleri. Araştırma gündemleri üzerine danışma organları olarak rastgele seçilmiş yurttaş kurulları.
Üçüncüsü en tartışmalı olanı ve tartışmanın merkezinde de o duruyor.
İtirazlar
Forum, yanıtlarla birlikte yayımlandı. Başlıca itirazlar üç yönden geliyor.
Yetkinlik itirazı. Araştırma gündemini belirlemek uzmanlık gerektirir. Rastgele seçilmiş bir kurul, hangi temel araştırmanın otuz yıl sonra ne getireceğini nasıl değerlendirecek?
Pamuk'un yanıtı, yurttaş meclislerinin uzmanların yerine geçmesini değil, onlara danışman olmasını önerdiği yönünde. Ayrıca hatırlatıyor: Bugünkü sistemde de kararları veren bilim insanları değil, siyasetçiler ve bürokratlar.
Popülizm itirazı. Bilimi kamuoyunun onayına açmak, iklim değişikliği ve aşı gibi konularda bilim karşıtı akımlara kapı aralamaz mı?
Bu itiraz forumdaki yanıtlarda güçlü biçimde dile getirildi. Karşı argüman ise şu: Bilim karşıtlığı zaten var ve tam olarak dışlanmışlık duygusundan besleniyor. Kapıyı kapalı tutmak onu yenmiyor, besliyor.
Kavramsal itiraz. "Hangi demokrasi, hangi bilim?" — forumdaki yanıtlardan birinin başlığı. Her ikisi de tek bir şey değil; genel bir reçete iki tarafı da fazla basitleştiriyor olabilir.
Neden Türkiye'yi ilgilendiriyor?
Pamuk'un çözümlemesi ABD üzerine. Ama kurduğu problem yereldir.
Türkiye'de de araştırma fonlarının dağıtımı, üniversite bütçeleri ve akademik özerklik tartışmaları benzer bir ikilemde: Ya siyasetten korumak için özerklik istenir, ya da kamusal denetim adına müdahale savunulur.
Pamuk'un önerisi bu ikiliği reddediyor. Üçüncü seçenek şu: Hesap verebilirlik, özerkliğin karşıtı değil koşuludur. Kamuya neden desteklenmesi gerektiğini açıklayabilen bir kurum, siyasal dalgalanmalar karşısında daha dayanıklıdır.
Sitemizde bu hafta aktardığımız Dundee'deki felsefe bölümü mücadelesi de aynı dersi veriyordu: Görünmeyen ve gerekçesini anlatamayan birim, savunulamıyor.
Bir not
Pamuk'un kitabı Politics and Expertise, uzmanlık ile demokrasi arasındaki gerilimi ele alan çağdaş literatürün dikkat çeken çalışmalarından. Türkçeye henüz çevrilmedi.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Nolan'ın Odysseus'u neden vicdan azabı çekiyor? Bir filozoftan sert itiraz
Etik felsefecisi Kathryn Lawson, Nolan'ın Odysseia uyarlamasına yönelttiği eleştiride Arendt, Levinas ve Weil'i tanık gösteriyor: Homeros'un Odysseus'u şiddetinden dolayı suçluluk duymaz ve bu bir kusur değil, bir uyarıdır. Kahramana vicdan takmak, hikâyenin etik derinliğini kesiyor.

8,3 milyar yapay persona: MatrAIx insanlığı simüle edebilir mi?
Harvard ve MIT öncülüğünde 93 araştırmacının hazırladığı çalışma, dünyanın her sakini için bir profil oluşturduğunu ve yapay zekâ sistemlerinin bu simüle edilmiş nüfus üzerinde test edilebileceğini bildiriyor. Teknik iddia güçlü; felsefi soru daha da büyük.







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


