Briana Toole: kimin bildiği, ne bilindiğini değiştirir mi?
Bakış açısı epistemolojisini çağdaş tartışmaya geri taşıyan Toole, aynı zamanda felsefeyi dezavantajlı liselere götüren Corrupt the Youth programının kurucusu. İki uğraş tek bir tezle bağlanıyor: bilgi, bilenin konumundan bağımsız değildir.
Dış Haberler Servisi
Yurt dışı felsefe gündemini izler.

Epistemolojinin klasik sorusu şudur: Bir inancın bilgi sayılması için ne gerekir?
Yanıtlar genellikle inancın kendisine bakar: Doğru mu, gerekçelendirilmiş mi, güvenilir bir süreçle mi oluşmuş? İnananın kim olduğu bu hesaba girmez. Bilgi, kişiden bağımsız bir başarıdır.
Briana Toole'un çalışması tam bu varsayımı sınıyor.
Bakış açısı epistemolojisi nedir?
Claremont McKenna College'da felsefe doçenti olan Toole, bakış açısı epistemolojisini (standpoint epistemology) çağdaş analitik tartışmaya geri taşıyan isimlerden biri.
Kuramın çekirdek iddiası şu: Epistemik olmayan özellikler — kişinin toplumsal konumu, kimliği, deneyimi — bilebileceği şeyleri etkiler.
Bu iddia ilk duyuşta iki yanlış anlamayı davet eder, Toole'un işi büyük ölçüde ikisini de ayıklamak.
Birinci yanlış anlama: görelilik. Kuram, "herkesin kendi hakikati vardır" demiyor. Söylediği, bazı olguların belirli konumlardan daha kolay fark edildiği. Ayrımcılığa uğrayan kişi, ayrımcılığın nasıl işlediğine dair bazı şeyleri daha erken görebilir; bu, gördüğü şeyin ona özgü bir hakikat olduğu anlamına gelmez.
İkinci yanlış anlama: otomatik ayrıcalık. Kuram, ezilen konumda bulunmanın kendiliğinden üstün bilgi verdiğini de söylemiyor. Toole'un vurguladığı gibi, konum bir imkân sağlar; o imkânın bilgiye dönüşmesi ayrı bir iştir.
Epistemik baskı
Toole'un kuramı asıl gücünü olumsuz tarafta gösteriyor: epistemik baskı (epistemic oppression).
Buradaki fikir şu: Bir toplumsal düzen yalnızca kaynakları değil, bilgi üretme ve bilgi olarak kabul görme imkânlarını da eşitsiz dağıtır. Kimin tanık sayılacağı, kimin ifadesinin ciddiye alınacağı, hangi soruların araştırmaya değer bulunacağı — hepsi bu dağılımın parçası.
Bu çerçeve son yirmi yılda Miranda Fricker'ın epistemik adaletsizlik kavramıyla birlikte alanın kalıcı gündemine yerleşti. Toole'un katkısı, bakış açısı kuramının bu tartışmadaki yerini kavramsal olarak netleştirmek.
Sınıfa inen felsefe
Toole'un ikinci uğraşı akademik değil, ama kuramından kopuk da değil.
UT-Austin'de doktora öğrencisiyken Corrupt the Youth adında bir felsefe programı kurdu. Ad, Sokrates'e yöneltilen "gençliği yoldan çıkarmak" suçlamasına gönderme.
Programın işleyişi basit: Bir üniversitenin felsefe bölümüyle bir devlet lisesi arasında ortaklık kuruluyor; felsefe doktora öğrencileri haftada bir iki gün o lisenin sınıfına girip ders veriyor. Dersler okul saatleri içinde ve müfredatın parçası olarak yapılıyor — ek etkinlik ya da seçmeli kulüp değil.
Hedef kitle özellikle Title 1 okulları: ABD'de düşük gelirli ailelerin çocuklarının yoğunlaştığı, ek federal destek alan okullar.
Toole'un anlattığına göre amaç, öğrencilere felsefe tarihi öğretmek değil. Kendileri için önemli olan meseleleri konuşabilecekleri ve ne düşündüklerini fark edebilecekleri bir alan açmak.
İki uğraş, tek tez
Kuramla program arasındaki bağ görünürden daha sıkı.
Bakış açısı epistemolojisi doğruysa, felsefe yapan insanların bileşimi felsefenin içeriğini de etkiler. Kimlerin soru sorduğu, hangi soruların sorulduğunu belirler. Bir disiplin dar bir toplumsal kesitten besleniyorsa, kör noktaları da o kesitin kör noktalarıdır.
Bu okumada Corrupt the Youth bir hayır işi değil, kuramın gereği. Felsefeye kimlerin girdiğini genişletmek, felsefenin görebildiklerini genişletmenin yolu.
Tartışmanın öteki tarafı
Bakış açısı epistemolojisi eleştirisiz kabul görmüş bir konum değil.
Başlıca itiraz şu: Bilginin konuma bağlandığı yerde, konumlar arası eleştiri güçleşir. Bir iddiayı sınamak istediğinizde, sınamanızın kendisi "yanlış konumdan yapılmış" sayılabilir. Eleştirmenlere göre bu, tartışmayı kapatan bir hamledir.
Savunucuların yanıtı, kuramın doğru biçiminin bunu gerektirmediği yönünde: Konum, bir iddiayı sınanmaktan muaf tutmaz; yalnızca hangi kanıtın nereden daha kolay görülebileceğini açıklar.
Tartışma, epistemolojinin en canlı hatlarından biri olmayı sürdürüyor.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Badiou'nun Nietzsche semineri kitaplaştı: 'Anti-Felsefe 1'
Columbia University Press, Alain Badiou'nun anti-felsefe seminerlerinin ilk cildini haziran ayında yayımladı. Badiou'ya göre Nietzsche filozof değil, felsefeye dışarıdan saldıran bir 'anti-filozof'.
Alain Badiou, Friedrich Nietzsche
Agamben'in Heidegger defterleri kitaplaştı: Le Thor seminerleri
Giorgio Agamben'in 1966 ve 1968'de Heidegger'in Provence'taki Le Thor seminerlerinde tuttuğu notlar 'The Time of Thinking' adıyla yayımlandı. Zone Books da filozofun 'Profanations' derlemesini yeniden bastı.







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)

