Mouffe: demokrasi uzlaşma sanatı değil, çatışmayı evcilleştirme sanatıdır
Kırk yıldır tek bir tezi savunuyor: İnsanlar temel değerlerde uzlaşamaz ve bu bir kusur değil. Mouffe'a göre demokrasinin işi herkesi aynı fikre getirmek değil, düşmanı rakibe dönüştürmek. Siyaset sahnesi boşaltıldığında tutkular yok olmuyor — başkası dolduruyor.
Dış Haberler Servisi
Yurt dışı felsefe gündemini izler.

Liberal demokrasinin en rahatlatıcı varsayımı şudur: Yeterince konuşursak, yeterince akıl yürütürsek, sonunda ortak bir zeminde buluşuruz.
Chantal Mouffe kırk yıldır bunun yanlış olduğunu savunuyor.
Ve daha da rahatsız edici bir şey ekliyor: Bu bir kusur değil. Ortak zemin arayışının kendisi, demokrasiyi zayıflatıyor.
Belçika doğumlu Mouffe, Westminster Üniversitesi'nde siyaset teorisi profesörü. Avrupa, Kuzey Amerika ve Latin Amerika'da ders verdi; Harvard, Cornell, California ve Princeton'daki Institute for Advanced Study'de araştırma yürüttü. 1989-1995 arasında Paris'teki Collège International de Philosophie'de program direktörlüğü yaptı.
Kırılma noktası: 1985
Mouffe'un düşüncesini anlamak için doğrudan bir kitaba gitmek gerekiyor: Ernesto Laclau ile birlikte 1985'te yayımladıkları Hegemonya ve Sosyalist Strateji.
Kitabın hedefi klasik Marksizmin bir varsayımıydı: işçi sınıfının, tarihin ayrıcalıklı ve önceden verili öznesi olduğu.
Laclau ve Mouffe'un itirazı şuydu: "İşçi sınıfı" gibi hazır bir siyasal özne kendiliğinden ortaya çıkmaz. Siyasal kimlikler kurulur. İnsanlar farklı talepler, semboller ve mücadeleler etrafında bir araya getirilir.
Bunun sonucu ağırdır: Siyaset yalnızca ekonominin yansıması değildir. Siyaset aynı zamanda anlam üretme ve toplumun "biz"ini kurma mücadelesidir.
Buradan hegemonya kavramı çıkar — Gramsci'den alınıp yeniden kurulmuş hâliyle: Hiçbir toplumsal düzen doğal değildir; her düzen, belli anlamların diğerlerine üstün gelmesiyle kurulur ve bu üstünlük sürekli yeniden üretilmek zorundadır.
Mouffe'un sonraki bütün düşüncesi bu zeminden gelişti.
Schmitt'i okumak, Schmittçi olmamak
Mouffe'un en tartışmalı entelektüel borcu Carl Schmitt'e.
Schmitt'e göre siyasal olanın özü dost-düşman ayrımıdır. Bir topluluk, kimin dışarıda olduğunu belirleyerek kendini kurar.
Mouffe bu teşhisi ciddiye aldı — ve sonucunu tersine çevirdi.
Schmitt bu ayrımı liberal demokrasiye karşı bir silah olarak kullanmıştı: Madem çatışma kaçınılmaz, liberalizmin uzlaşma iddiası bir yanılsamadır ve düzen ancak egemen kararla kurulur.
Mouffe aynı öncülden farklı bir sonuç çıkardı: Çatışma kaçınılmazsa, mesele onu ortadan kaldırmak değil, nasıl örgütleyeceğimizdir.
Ve kritik kavramsal hamlesini burada yaptı:
Düşman → rakip. Enemy → adversary.
Düşman, yok edilmesi gereken kişidir. Rakip ise, fikrine karşı çıktığınız ama mücadele hakkını tanıdığınız kişidir.
Agonistik demokraside taraflar birbirini yok etmeye çalışmaz. Ama uzlaşmak zorunda da değildir.
Bu ayrım, Mouffe'u klasik "uzlaşma demokrasisi" anlayışından ayırır. Demokrasinin görevi herkesin aynı düşünmesini sağlamak değildir; farklı insanların birlikte kavga edebilmesini sağlamaktır.
Neden bugün bu kadar konuşuluyor?
Çünkü Mouffe'un yıllar önce teşhis ettiği durum, Batı demokrasilerinin son on yılına damgasını vurdu.
Merkez siyasetin "sağ ve sol artık geçersiz kavramlar" demesi. Siyasal tartışmaların teknik yönetim sorunlarına indirgenmesi. Seçmenin, kararların uzmanlar tarafından alındığı bir sistemde kendini etkisiz hissetmesi.
Mouffe'un tezi şu: Siyaset sahnesi boşaltıldığında siyasal tutkular yok olmaz. Başka bir aktör tarafından doldurulur.
Aşırı sağın yükselişini açıklamak için onun çerçevesine tekrar tekrar başvurulmasının nedeni bu. Mouffe'a göre aşırı sağ, "post-siyasal" merkezin bıraktığı boşluğa yerleşti — çünkü tek o, insanlara bir "biz" ve bir "onlar" sundu.
Bu köşede bu hafta ele aldığımız Judith Butler dosyasıyla kesişim ilginç. Butler demokrasinin hiç gerçekleşmediğini söylüyordu; Mouffe, gerçekleşmesinin ancak çatışmanın kabul edilmesiyle mümkün olduğunu.
Sol popülizm önerisi
Mouffe 2018'de For a Left Populism ile daha da tartışmalı bir adım attı.
Tezi şuydu: Popülizm sağın mülkü değildir. Sol da halk ile iktidar blokları arasında siyasal bir sınır çizebilir.
Buradaki incelik kaçırılmamalı: Mouffe için "halk" zaten var olan bir topluluk değildir. Halk siyasal olarak inşa edilir. Bu yüzden onun popülizmi bir ekonomik programdan önce bir siyasal stratejidir: Farklı taleplerin — ekolojik, feminist, işçi, azınlık — ortak bir karşıtlık etrafında eklemlenmesi.
Kitabın çıkış noktası, neoliberalizmin yarattığı siyasal boşluğun hem sağ hem de sol tarafından doldurulabileceğiydi.
2022'de bu düşünceyi ekolojiye taşıdı. Towards a Green Democratic Revolution, iklim krizini teknik bir çevre problemi olarak değil, demokratik bir hegemonya mücadelesi olarak ele alıyor.
Mouffe'un düşünsel güzergâhı böylece şöyle özetlenebilir:
Marksizm → radikal demokrasi → agonizm → sol popülizm → yeşil demokratik devrim.
Eleştiriler
Mouffe'un çerçevesi ciddi itirazlar alıyor ve bunlar kolayca savuşturulabilir cinsten değil.
Schmitt itirazı. Dost-düşman ayrımını demokratik kurama taşımak tehlikelidir. Mouffe "düşman" yerine "rakip" koyduğunu söylüyor; ama ayrımın kendisi antagonizmi merkezde tutuyor. Kim rakip sayılacak, kim sayılmayacak? Bu sınırı kim çizecek?
Sınır sorunu. Mouffe, demokratik oyunun kurallarını kabul etmeyenlerin rakip olamayacağını söyler. Ama bu, dışlama ölçütünü geri getirir — ve ölçütü belirleyen zaten hegemonyayı elinde tutan taraftır.
Normatiflik itirazı. Eğer her düzen bir hegemonya ürünüyse ve tarafsız bir zemin yoksa, Mouffe kendi tercihini neye dayandırıyor? Neden sol popülizm sağ popülizmden daha iyi olsun?
Mouffe'un yanıtı, özgürlük ve eşitlik ilkelerinin — liberal demokrasinin kendi ilan ettiği ilkelerin — radikalleştirilmesinde. Yani ölçüt dışarıdan gelmiyor; düzenin kendi vaadinden çıkarılıyor.
Bu yanıt tatmin edici mi? Tartışılıyor. Ama en azından tutarlı.
Rahatsız edici soru
Mouffe'un asıl değeri belki de cevaplarında değil, liberal demokrasinin rahatlatıcı varsayımlarını bozmasında.
Demokratik kurumlar gerçekten tarafsız mıdır? Herkesin üzerinde anlaşabileceği bir "ortak akıl" mümkün müdür? Yoksa her demokratik düzen belli bir değerler sisteminin — geçici olarak üstün gelmiş bir hegemonyanın — ürünü müdür?
Bu köşede bu hafta ele aldığımız dijital gelecek tasavvurları ve Jill Lepore'un "Yapay Devlet" dosyaları, aynı soruyu teknoloji tarafından soruyor: Kararın nerede alındığı belirsizleştiğinde, siyaset nereye gider?
Mouffe'un cevabı basit ve sert: Siyaset kaybolmaz. Görünmez olur. Ve görünmez siyaset, demokratik denetimin dışına çıkmış siyasettir.
Türkçede: Hegemonya ve Sosyalist Strateji (Laclau ile), Siyasal Üzerine, Demokratik Paradoks, Dünyayı Politik Düşünmek ve Sol Popülizm Üzerine gibi eserleri çevrildi.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

Burge, Descartes'a 688 sayfayla cevap veriyor
Zihin felsefesinin en etkili tezlerinden birinin sahibi — düşüncelerimizin içeriği kafamızın içinde belirlenmez — ağustosta yeni kitabını yayımladı. Burge, Descartes'tan beri süren iki şüpheciliğe iki ayrı cevap veriyor ve ikisi de aynı yerden çıkıyor: anlamak, sanılandan çok daha güçlü bir başarıdır.
Chalmers otuz yıl sonra: soruyu çözmedi, unutulmasına izin vermedi
1996'da 'bilincin zor problemi'ni ortaya attığında yapay zekâ henüz laboratuvar konusuydu. Haziranda Bochum'da o kitabın otuzuncu yılı tartışıldı. Chalmers bugün sanal gerçekliğin gerçek olduğunu, yapay bilincin ilkece mümkün olduğunu ve asıl tehlikenin yanlış yönde hata yapmak olduğunu savunuyor.







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


