Makine kimin emeğini soğuruyor? HCI'ye emek süreci kuramı çağrısı
CHI'26'ya kabul edilen bir çalışma, insan-bilgisayar etkileşimi alanının yapay zekâyı 'araç' olarak incelemekle yetindiğini savunuyor ve Marx'tan Braverman'a uzanan emek süreci kuramını masaya getiriyor. Soru teknik değil: Yapay zekâ kimin becerisini soğuruyor?
Haber Merkezi
Felsefe Haberleri yayın kurulu.

Yapay zekâ tartışmasının en çok tekrarlanan sorusu şu: "Yapay zekâ işimi elimden alacak mı?"
Şubat ayında arXiv'e yüklenen ve CHI 2026'ya kabul edilen bir çalışma, bu sorunun yanlış soru olduğunu ileri sürüyor.
Doğru soru daha rahatsız edici:
Yapay zekâ işi elimden almasa bile, işimi neye dönüştürüyor?
Alanın kör noktası
Çalışmanın yazarları, insan-bilgisayar etkileşimi (HCI) alanının yapay zekâlı iş yerlerini incelerken belirli bir çerçeveye sıkıştığını savunuyor: kullanılabilirlik, verimlilik, güven, kabul.
Bu çerçevede yapay zekâ bir araçtır. Sorular şöyle kurulur: Kullanıcı ona güveniyor mu? Ne kadar hızlı iş yapıyor? Arayüz anlaşılır mı?
Yazarlara göre bu çerçevenin sistematik bir kör noktası var. Aracın kime ait olduğunu, kimin hizmetinde çalıştığını ve iş sürecinin denetimini kimin elinde tuttuğunu sormuyor.
Önerileri açık: emek süreci kuramını HCI'ye getirmek.
Kuramın soykütüğü
Emek süreci kuramı, birbirini izleyen üç isimle kurulur.
Marx. Kapital'in birinci cildinde, işçinin satın alınan şeyin emek değil emek gücü olduğu tespiti yapılır. İşveren belli bir süre için bir kapasite satın alır; o kapasiteden ne kadar gerçek emek çıkacağı ise ayrı bir sorundur. Buradan üretim sürecinin denetimi meselesi doğar. Makine, bu denetimin araçlarından biridir: İşçinin bilgisinde duran şey, makinenin yapısına aktarılır.
Harry Braverman. 1974'te yayımlanan Labor and Monopoly Capital, bu tespiti yirminci yüzyıl işyerine uyguladı ve vasıfsızlaştırma (deskilling) tezini kurdu. Taylorizmin işlevi, işçinin kafasındaki bilgiyi yönetimin eline geçirmektir: Tasarım ile uygulama ayrılır, uygulayan artık nedenini bilmez.
Michael Burawoy. 1979'da Manufacturing Consent ile tabloyu karmaşıklaştırdı. Denetim yalnızca zorlamayla kurulmaz; işçilerin rızası imal edilir. İşin içine oyun benzeri unsurlar, hedefler ve küçük özerklik alanları yerleştirilir; işçi kendi sömürüsüne aktif katılım gösterir.
Bu üçlü, yapay zekâ tartışmasına taşındığında ortaya çıkan sorular teknik olmaktan çıkıyor.
Yapay zekâ hangi kuramın örneği?
Çalışmanın önerdiği okuma, bugünün yapay zekâ sistemlerinin bu üç mekanizmayı aynı anda çalıştırdığını gösteriyor.
Bilgi transferi. Bir dil modeli, milyonlarca insanın yazdığı metinden eğitilir. Bir kod modeli, açık kaynak depolarındaki insan emeğinden. Bir çeviri modeli, profesyonel çevirmenlerin yıllarca ürettiği çift dilli metinlerden. Braverman'ın "işçinin kafasındaki bilgi makineye aktarılır" tespiti burada teknik olarak doğrudur — bilgi gerçekten aktarılmıştır.
Denetim. Algoritmik yönetim, iş temposunu, rota seçimini ve performans ölçümünü bir yazılıma devreder. Bu, ustabaşının yerine geçen bir denetim biçimidir; farkı, sürekli, ölçülebilir ve pazarlığa kapalı olmasıdır.
Rıza. Yapay zekâ araçları çoğunlukla yardımcı olarak sunulur. Ve gerçekten yardımcı olurlar: İşi hızlandırır, sıkıcı kısmı üstlenir, kullanıcıya güç hissi verir. Burawoy'un tespiti tam burada devreye giriyor — bir sistemin gerçekten faydalı olması, aynı zamanda denetim aracı olmasını engellemez.
Vasıfsızlaştırma mı, yeniden vasıflandırma mı?
Bu, kuram içindeki en eski tartışma ve çalışmanın da açık bıraktığı yer.
Braverman'ın tezine yöneltilen klasik itiraz şudur: Teknoloji vasıfları yalnızca yok etmez, yenilerini de yaratır. Otomasyonla birlikte bazı işler kaybolur, bazıları doğar.
Yapay zekâ örneğinde ikisi de gözlemleniyor. Bir yazılımcının kod yazma pratiği değişiyor: Daha az satır yazıyor, daha çok inceliyor ve doğruluyor. Bu bir vasıf kaybı mı, yoksa vasfın yer değiştirmesi mi?
Kuramın sunduğu ölçüt cevabı belirsizlikten çıkarıyor: Soru, işin daha kolay olup olmadığı değil; işin denetiminin kimde olduğu.
Bir yazılımcı modeli reddedebiliyor mu? Çıktıyı değerlendirecek zamanı var mı? Yoksa hız beklentisi, incelemeyi bir formaliteye mi indiriyor?
Türkiye için neden önemli?
Bu tartışma soyut değil. Kurye ve taşımacılık uygulamalarındaki algoritmik yönlendirme, çağrı merkezlerindeki otomatik performans ölçümü, çeviri ve metin üretiminde yaygınlaşan yapay zekâ destekli süreçler — hepsi aynı yapının örnekleri.
Ve bunların hiçbiri "yapay zekâ işleri elimizden alıyor" başlığına sığmıyor. İşler duruyor. Değişen şey, işin içindeki karar payı.
Marx'ı 2026'da okumak
Bu çalışma, sitemizde bugün ayrıca ele aldığımız Karl Marx dosyasıyla doğrudan bağlantılı. Marx'ın yirmi birinci yüzyılda okunma biçimi giderek daha az "devrim kuramı", daha çok çalışmanın ve teknolojinin eleştirel çözümlemesi yönünde ilerliyor.
Sitemizde bu hafta ele aldığımız Chantal Mouffe dosyasında belirttiğimiz gibi, çağdaş sol düşüncenin bir kanadı çatışmayı siyasetin merkezine koyuyor. Emek süreci kuramı ise aynı çatışmayı üretim noktasında arıyor.
İkisinin ortak varsayımı şu: Uzlaşma görüntüsü, çatışmanın çözüldüğü anlamına gelmez; yalnızca görünmez olduğu anlamına gelebilir.
Sonuç
Çalışmanın çağrısı mütevazı görünüyor: Bir alana bir kuram önerisi.
Ama sonuçları mütevazı değil. Çünkü bir yapay zekâ sistemini "kullanıcı deneyimi" üzerinden değerlendirmekle, "kimin emek sürecini kimin denetlediği" üzerinden değerlendirmek, iki farklı araştırma programıdır.
Ve bu iki program, aynı arayüze bakıp farklı şeyler görür.
Yorumlar
0Yorumlar yükleniyor…
İlgili Haberler

'Felsefi baş dönmesi': yapay zekâ, gerçekliği tutunduğumuz ölçütleri gevşetiyor mu?
Bir psikiyatri profesörü, bir psikiyatrist ve yapay zekâ araştırmacısı Murray Shanahan ortak bir metin yazdı. Tezleri şu: Uzun ve duygusal yoğunluklu yapay zekâ sohbetleri, insanların zihin, gerçeklik ve otorite hakkındaki yerleşik ölçütlerini gevşetebiliyor. Ve sistemler tam o anda yorum çerçevesi sunuyor.

Makine bilinci için yeni bir ölçüt önerisi: işe yarıyorsa doğrudur
Neuroscience of Consciousness'ta yayımlanan bir görüş yazısı, yapay zekâda bilinç tartışmasının yanlış zeminde yürüdüğünü savunuyor. Yazarlara göre soru 'sistem doğru hesaplamayı yapıyor mu' değil; 'bilinç atfetmek davranışı açıklamaya yarıyor mu' olmalı. Bu, Turing'den beri ilk ciddi ölçüt değişikliği önerisi.







.jpg?width=500)


.jpg?width=500)
.jpg?width=500)


