Danzig'de zengin bir tüccar ailesinde doğdu; babasının 1805'teki muhtemel intiharından sonra ticareti bırakıp Göttingen ve Berlin'de okudu, 1813'te Jena'da doktora yaptı. Weimar'da annesinin salonunda Goethe ile tanıştı ve onun renk kuramını savundu; oryantalist Friedrich Majer aracılığıyla Upanişadlar'ı keşfetti. Başyapıtı İsteme ve Tasarım Olarak Dünya 1818'de yayımlandı ve neredeyse hiç okunmadı. 1820'de Berlin'de derslerini kasıtlı olarak Hegel'inkilerle aynı saate koydu; sınıfı boş kaldı. Akademiden koptu; 1833'ten ölümüne kadar Frankfurt'ta, kanişi Atma ile, sabit bir günlük düzen içinde yalnız yaşadı.
Sistemi Kant'tan yola çıkar: Dünya bize tasarım olarak, uzam, zaman ve nedensellik biçimleri içinde verilir; ama kendi bedenimizi içeriden 'irade' olarak biliriz ve bu, kendinde şeyin ne olduğuna açılan tek kapıdır. İrade kör, amaçsız, doymak bilmez bir yaşama istemidir; birey, onun geçici bir görünüşüdür; acı, istemenin doğasında vardır, haz yalnızca acının kısa süreli yokluğudur. Kurtuluşun üç yolu vardır: Sanat, özellikle müzik, bizi istemenin dışına geçici olarak çıkarır; merhamet, bireyleşme ilkesinin yanılsama olduğunu görerek başkasının acısını kendi acımız olarak duymaktır; çilecilik, istemin kendini yadsımasıdır.
Ünü ancak 1851'de yayımlanan Parerga ve Paralipomena'daki denemelerle geldi; 1850'lerde Avrupa'nın en çok okunan filozofu oldu. 21 Eylül 1860'ta Frankfurt'taki evinde, kahvaltı masasında öldü. Türkçede İsteme ve Tasarım Olarak Dünya (Levent Özşar çevirisi), Aşkın Metafiziği, Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar ve Merhamet başta olmak üzere pek çok eseri çevrildi.